| |
- Şemdinli davası çok önemli. Sistemi çürüten hukuk dışılıklarla
ve bölgedeki görevlilerin uygulamalarıyla ilgili hesap verme sürecini
başlatacak bir fırsat bu
- Şemdinli'deki bombacılar, hukuksuz sistemin son halkaları. İki
astsubayın gerisinde kimler var? Bu hukuksuz sistemin arkasından
generaller çıkabilir
- Siyasete, bürokrasiye, medyaya bakın. 'Generalin önü kesiliyor.
Terörle mücadele zayıflatılıyor' deniliyor. Bu dava da Susurluk
gibi kapatılacak
Türkiye'de general denildi mi insanların eli ayağı kesiliyor. Bir
tür panik ve şaşkınlık hali beliriyor. Ne sorulması gereken sorular
sorulabiliyor. Ne söylenmesi gereken sözler söylenebiliyor. Van
Savcısı, Şemdinli davasıyla ilgili olarak Kara Kuvvetleri Komutanı
Org. Yaşar Büyükanıt hakkında da suç duyurusunda bulunduğu bir iddianame
hazırladı. Bu, Türkiye'nin hukuk sistemi ve demokrasisiyle doğrudan
bağlantılı bir dava. Şemdinli'deki bombalama olayında suçüstü yakalanan
astsubaylar var. Bu astsubayları bombalanan kitapçıya kim gönderdi?
Emirle mi oraya gittiler? Yoksa emirlere aldırmadan kendi başlarına
mı hareket ettiler? Eğer emirle gittilerse, bu emrin sorumluları
kim? Oraya kendi başlarına gittilerse, bu disiplinsizliğin sorumluları
kim? Davayla ilgili herhalde öncelikle bu sorular sorulmalıydı.
Böyle bir davada ilk soru, 'Koskoca general nasıl suçlanır?' değil,
'Bir general nelerle suçlanıyor, o suçlarla gerçekten ilişkisi var
mı?' olmalıydı. Suç varsa, açığa çıkmasını istemek bir toplumun
en doğal hakkıdır. Ama general denildiğinde hiçbir şeyin ortaya
çıkması istenmiyor. Em. askeri hâkim Dr. Ümit Kardaş, davanın önemini,
iddianameyi, Org. Özkök ile Büyükanıt'ın davayla ilgili durumunu
soğukkanlılıkla hukuk açısından değerlendirdi.
Van Cumhuriyet Savcısı, Şemdinli davasının iddianamesinde Kara
Kuvvetleri Komutanı hakkındaki iddialara da yer verdi. Ortalık birbirine
girdi. Önce, usul hakkında konuşalım izninizle. Bunu yapma yetkisi
var mı savcının?
Tabii var. Eğer bir savcı, bir tanık ifadesi veya birtakım belgeler
sonucunda bir kişinin suç işlediği kanaatine kapılmışsa ve bu konu
kendi yetki alanına da giriyorsa, o kişiyi sanık yapmalıdır. Eğer
konu savcının yetki alanına girmiyorsa, diyelim ki savcı bir asker
kişinin suç işlediğini gördü, bu takdirde savcı, bu iddiayı hangi
makam yetkiliyse o makama duyurmak mecburiyetindedir. Şemdinli davasında
da Van Savcısı doğru olanı yaptı. Bundan başka bir şey yapamazdı
zaten.
Savcı, Büyükanıt'la ilgili suçlamaları iddianamesine almasaydı,
görevini yapmamış mı olacaktı?
Görevini yapmamış olacaktı. Çünkü savcı, tanık ifadesinden, bir
suç işlendiği kanaatine varmış. İddianamede bunu göz ardı etmek,
görevi kötüye kullanmak olur. Savcı görevini yapmış.
Yürüyen bir dava sırasında, Genelkurmay Başkanı'nın ve onun şahsında
Silahlı Kuvvetler'in, dava iddianamesi hakkında Başbakan'a ve Cumhurbaşkanı'na
şikâyette bulunmaya hakkı var mı peki?
Hayır, böyle bir hakkı yok. Çünkü bu yargısal bir süreçtir. Ayrıca
ortada, Genelkurmay Başkanı'nın Başbakan'a ve Cumhurbaşkanı'na gitmesini
gerektirir bir durum da yok. Savcı, bir asker kişi hakkında bir
suçlamada bulundu ve bunu da yetkili makam olan Genelkurmay'a gönderdi.
Çünkü soruşturma sırasında, astsubayların dışında bir başka asker
kişinin de suç işlediği kuşkusu savcıda uyandı. Bir savcı, 'Bir
tanık şu kişiyi suçladı ama bu kişinin yaptıkları benim yetki alanıma
girmiyor, ben bu kişinin yaptıklarına göz yumayım, bu kuşkuları
görmezden geleyim' diyemez. İşte Van Savcısı da, bu suçlamaları
iddianamesine yazdı ve kendi yetki alanına girmediği için de bunları
Şemdinli davası dosyasından ayırdı. İddianamenin bu kısmını, asker
kişi hakkında soruşturma açabilecek olan yetkili makama yani Genelkurmay
Başkanlığı'na gönderdi.
Şu anda Van'da Şemdinli davası yürüyor. Bombalama olayıyla ilgili
iki astsubay ve bir PKK itirafçısı yargılanıyor. Peki, Genelkurmay
Başkanı'nın görüşmeleri, Genelkurmay'ın açıklamaları 'yargıyı etkilemeye
teşebbüs'e giriyor mu?
Tabii yargıyı etkiliyor. Ayrıca şunu sorgulamalıyız. Niye asker
kişinin askeri suçu dışındaki suçları askeri yargıda görülüyor?
Türkiye'nin yargı sisteminde çözülmesi gereken bir sorun bu.
Cumhuriyet Başsavcısı da, bu iddianameye, "Yargıya siyaset
karıştırmayalım" diye karşı çıktı. Bu açıklama 'yargıyı etkilemeye
teşebbüs' suçuna giriyor mu? Yoksa başsavcının yürüyen davalar hakkında
açıklama yapma yetkisi var mı?
Yetkisi yok. Hukuka aykırı bir müdahaledir. Yargılama sürecini etkiler.
Bu durumda herkesin karıştığı ortak bir suç mu işleniyor?
Tabii, çünkü bu dava sadece Org. Büyükanıt meselesi değil. Daha
farklı bir olay bu. Şemdinli'de birtakım devlet görevlilerinin suçüstü
yakalanması durumu var. Ben iddianameyi inceledim. Savcı, Şemdinli'de
kitapçıda patlayan son bomba olayının hangi oluşumun ve sürecin
sonucunda gerçekleştiğini açıklayabilmek için tabii ki geriye gidiş
yapacak. Bu çok normal.
Niye?
Savcının, iddiaları temellendirebilmesi için ve son bomba olayına
geçmişten bugüne nasıl gelindiğini anlatabilmesi için, bu bölgede
neler olmuş, nasıl bir sistem uygulanmış, devletin askeri gücü ne
gibi oluşumlara gitmiş, bütün bunları değerlendirmesi ve soruşturması
doğaldır. Van Savcısı, iddianamesinde tabii ki terörün nedenlerini
irdelemiş ve terör örgütünün faaliyetlerini ortaya koymuş. Mesela
PKK'nın nasıl oluştuğunu, geliştiğini de anlatmış. Hatta, 'Siyasiler
sorumluluklarını yerine getirmeyip, terörle mücadeleyi Silahlı Kuvvetler'e
bıraktılar. Ama devlet içinde birtakım örgütler ve oluşumlar, provokatif
işler yaparak PKK'nın ekmeğine yağ sürüyorlar' demiş ve Susurluk'a
atıfta bulunmuş. Yani Şemdinli olayını Susurluk olayına benzetmiş.
Van Savcısı, bir soruşturma kapsamında yapılması gerekenleri yapmış,
yazılması gerekenleri de yazmış. Bir de tabii Büyükanıt Paşa'yla
ilgili iddiayı bir tanık ifadesine dayandırmış.
Siz hukuk doktorusunuz. 12 Eylül döneminde askeri hâkimlik de yaptınız.
Bir savcı bir kişiyle ilgili suçlamaları tek bir tanığın ifadesine
dayandırabilir mi?
Tabii dayandırabilir. Yargılama sürecinde bir kişinin yeminli ifadesi,
sizi mahkûm bile edebilir. Bir kişinin ifadesi çok önemlidir. O
ifadeden hareketle pek çok kanıta ulaşabilirsiniz. Bakın... Şemdinli
davası çok önemli bir dava.
Hangi açıdan?
Çok kapsamlı ve büyük bir tablo var bu olayda. Türkiye'nin geçmişiyle
hesaplaşmasının, özellikle Doğu bölgesinde 20-25 yıldır süren hukuksuzlukların,
bölge halkını mağdur eden hukuk dışı oluşumların keyfi ve hukuka
aykırı faaliyetlerinin, Türkiye'de hem hukuku, hem demokrasiyi çürüten
bu uygulamaların deşifre edilmesinin ve yargı yoluyla sorgulanmasının
yolunu açacak bir dava Şemdinli davası aslında. Zaten davayla ilgili
bu kadar gürültü koparılmasının nedeni de bu.
Niye gürültü koparılıyor?
O bölgede 20 yıldan beri asker görev yaptı. Sivil otoriteler, askerin
yönlendirmesi ve emri altında hareket etti. Burada JİTEM, özel tim,
koruculuk, itirafçılık gibi sistemler kuruldu. İtirafçılardan yararlanılarak
provokatif eylemler yapıldı. Bölge halkı hem tahrik edildi hem mağdur
edildi. Bu oluşumlar PKK'nın da işine geldi. Ona da bir zemin yarattı.
Sorunun, askeri anlayışla ve şiddetle çözülmek istenmesi yanlış
bir politikaydı. İşte şimdi, bütün bu süreçte yapılan hukuk dışılıkların
sorgulanması engellenmek isteniyor. Hatta savcı iddianamesinde...
PKK'yla ilgili ne diyor?
'Evet PKK terör yaptı ama devlet de terör yöntemiyle soruna yaklaşıyor.
Bu, PKK'nın daha fazla terör yapmasına neden oluyor. Sorunun çözümünü
engelliyor' diyor. Bakın... Bu bölgede işkenceler, faili meçhuller,
köy yakmalar gibi hukuk dışılıklar yaşandı. Şemdinli'de bombayı
atanlar, bu hukuksuz sistemin en son halkalarıdır. İki astsubay
ve itirafçının arkasında kimler var? Bu geçmişten gelen sistemin
gerisinde kimler var, bunların deşifre edilmesi önemli. Bu sistemin
arkasında...
Kimler olabilir?
Generaller olabilir. Başbakanlar, sivil üst yöneticiler, Genelkurmay
başkanları olabilir. Türkiye'nin ihtiyacı, çürümüş sistemin arkasındaki
güçleri ve bu hukuk dışılıkları azmettirenleri, soruşturmalarla
ve yargılamalarla ortaya çıkarmaktır. Yoksa, Türkiye'de hukuka dayalı
bir demokrasi olmaz. Türkiye çürümüş bir sistemin üzerinde oturuyor.
Bu çürümüş sistem ancak Şemdinli gibi davalarla arındırılabilir.
Peki o zaman davaya tekrar geri dönelim. Meclis Şemdinli Araştırma
Komisyonu Başkanı, savcının talebi üzerine ona elindeki bilgileri
göndermiş. Parlamentonun bunu yapma yetkisi var mı?
Parlamento verebilir. Niye vermesin? Savcı da parlamentodan bilgileri
isteyebilir. Niye istemesin? Bunda bir sakınca yok ki. Ama bu olaydan
etkilenen kişiler, 'Bu savcı ne yapıyor, siz parlamento olarak nasıl
veriyorsunuz' gibisinden bir baskı yaratıyorlar. İddianameyi de
'İçinde faso fiso şeyler var, bu siyasi bir değerlendirme' diyerek
hafifletmeye, engellemeye çalışıyorlar. Mesela Van Savcısı, Diyarbakırlı
işadamının ifadesini komisyonun tutanaklarını alıp iddianamesine
koymamış. Kendisi de bu işadamının ifadesini almış. Ama durum böyle
yansıtılmıyor.
Van Savcısı'nı soruşturmaları için Van'a müfettişler gönderildi
Bu normal bir uygulama mı?
Normal değil. Burada bir kasıt var. Böyle bir tepkiden sonra artık
bu ülkede herhangi bir savcı, haklı bile olsa, bir general hakkında
bir daha suç duyurusunda bulunamaz. Hiçbir savcı artık bu konularda
parmağını oynatmaz.
Kara Kuvvetleri Komutanı hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Ne
olacak, prosedür nedir?
İddianamenin kendisine gönderilen kısmını, Genelkurmay Başkanı,
adli müşaviriyle inceleyecek. Ya soruşturma emri verecek ve böylece
askeri savcılık Org. Büyükanıt'la ilgili suçlamaları soruşturacak.
Bu soruşturma sonunda dava da açılabilir, kovuşturmaya yer olmadığı
kararı da verilebilir. Ya da Genelkurmay Başkanı, 'Ben burada soruşturulacak
bir suç görmüyorum' diyecek ve dosyayı kapatacak. Eğer Kara Kuvvetleri
Komutanı hakkında soruşturma açılmasına izin vermezse, Genelkurmay
Başkanı hem tarih hem hukuk önünde sorumlu olacak. Çünkü bazı iddialar
var. İzin vermemesi, ileride Genelkurmay Başkanı için de bir suç
oluşturabilir. Hakikaten ciddi durumlar varsa ve ileride bunlar
ortaya çıkarsa, o zaman Org. Özkök bu konuda hukuken sorumlu da
olur. Yapması gerekeni yapmadığı için hakkında da yargı süreci başlayabilir.
Ayrıca şu var. Büyükanıt dava açılsa da, yargılanamayabilir.
Niye?
Aslında Büyükanıt yargılanamaz. Çünkü Büyükanıt'la ilgili askeri
mahkeme kurulamayacak. Bu mahkeme üçü askeri hâkim ikisi subay üye
beş kişiden oluşuyor. Hukukçu olmayan bu iki subay üyenin, yargılanan
komutandan daha kıdemli olması gerekiyor. Oysa bugün orduda Org.
Büyükanıt'tan daha kıdemli iki kişi yok. Bir tek Genelkurmay Başkanı
var, o da soruşturma emrini verdiği için zaten mahkemeye giremiyor.
Mesela Genelkurmay Başkanı böyle bir suç işleseydi, o da yargılanamazdı.
Orduda ondan daha kıdemli kişiler olmadığı için mahkeme kurulamazdı.
Bu kıdemdekiler ancak emekli olduklarında yargılanabilirler. Türkiye'de
generaller, nerede suç işlerlerse işlesinler Ankara'da kurulan Genelkurmay
mahkemesinde yargılanabiliyorlar. Askeri yargı meselesi çok önemli
bir meseledir.
Bir savcı iddianamenin 'çürüklüğünden' dolayı suçlanabilir mi?
Hiçbir kanıtı olmadan hukuka aykırı yollarla elde edilmiş kasıtlı
bir dava açmaya kalkmışsa tabii ki suçlanabilir.
Siz, iddianameyi okudunuz. Kara Kuvvetleri Komutanı'yla ilgili
iddialara ne diyorsunuz?
Savcı, Büyükanıt'ın, Şemdinli davasının sanığı astsubay hakkında
'İyi çocuktur' diyerek adli süreci ve adil yargılamayı etkilediğini
söylüyor. Ayrıca Diyarbakırlı işadamının ifadesine dayanarak da
birkaç albay ve yüzbaşıyla birlikte illegal işler yapmak için örgüt
kurmakla suçluyor. Büyükanıt kolordu komutanıyken sahte belge düzenlendiğini
belirtiyor. Diyarbakırlı işadamının bu iddialarının üzerinde ciddiyetle
durmak, onun tanıklığından hareketle soruşturmayı genişletmek gerekir.
Bu kişi devletten, ordudan müteahhitlik ihaleleri almış. PKK'lı
ve Hizbullahçı olmakla suçlanmış. Çok ilginç... O kişinin ilişkileri,
söyledikleri araştırılmalı.
Yeni Şafak gazetesi, bir belge yayımladı. Kara Kuvvetleri Komutanı,
Diyarbakır'da kolordu komutanıyken, ona bağlı görevliler sahte belge
hazırlamışlar. İddiaya göre, hazırlayanlardan biri de Şemdinli'de
bombalı saldırı düzenlemekten sanık olan ve Büyükanıt'ın kendisi
için 'İyi çocuk' dediği astsubay. Bu belge, Org. Büyükanıt'ın yargılanmasını
sağlamaya yeter mi?
Tabii. Tanık ifadesi var. Eğer yetki alanında olsaydı, Van Savcısı,
komutan hakkında dava açacaktı. Ama şimdi Genelkurmay Başkanı soruşturma
emri verirse netleşecek bu durum.
Kara Kuvvetleri Komutanı teamüllere göre ağustosta genelkurmay
başkanı olacak. Bir iddia da, bu davanın orgeneralin önünü kesmek
amacını güttüğü. Siz, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Ben iddianameyi okudum, böyle algılamadım. Bu amaçla yazıldığını
düşünmüyorum. Şemdinli olayını açıklama amacıyla yazılmış bu iddianame.
Geçmişe dönük bir hukuki süreci başlatma amacı var burada. Savcı,
Türkiye'nin geçmişiyle hesaplaşması için Şemdinli davasıyla bir
katkıda bulunuyor. Şemdinli davası, bölgede devlet görevlilerinin
uygulamalarıyla ilgili hesap verme sürecini başlatması açısından
Türkiye'nin eline geçmiş bir fırsattır. Kürt sorunu ve uygulanan
hukuksuzluk, sadece Doğu'yu değil, Batı'yı da çürüttü. Türkiye'deki
bu çürümüş sistemde herkes rant paylaşımına ve iktidar kavgasına
girmiş durumda.
Eğer Kara Kuvvetleri Komutanı haksız yere suçlanıyorsa bu korkunç
bir durum. Haklı olarak suçlanıyorsa bu da korkunç bir durum. Yargı
ile ordudan biri bu olaydan yaralı çıkacak. Bu iki temel kurumun
karşı karşıya gelmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Merkezde yargıyla ordu arasında üst düzeyde karşı karşıya gelme
diye bir durum yok. Bu, ancak taşrada olabilirdi ve oldu. Yargıyla
ordu taşrada karşı karşıya geldi. Ankara'da değil.
Görevi başındayken bir kuvvet komutanı hakkında suç duyurusu yapılabilmesini,
böyle bir olayın olabilmesini neye bağlıyorsunuz? Devlet içindeki
bazı güçlerin çekişmesine mi yoksa ülkede artık bir şeylerin değişmekte
oluşuna mı?
Ben tek bir kişinin, Van Savcısı'nın cesaretine bağlıyorum. Ama
sistem ona hiçbir destek vermiyor. Savcı bizi 'Hesap verme yolunu
açın. Süreci başlatın' diye uyarıyor. Siyasete, bürokrasiye, medyaya
bakın... 'Bir generalin önü kesiliyor, terör mücadelesi zayıflatılıyor'
gibi değerlendiriliyor olay. Bu dava bir şekilde kapatılacak. Susurluk
gibi bu dava da birkaç kişiyle sınırlı kalacak. Savcı da yaptığıyla
kalacak...
Neşe Düzel - Ümit Kardaş ile söyleşi, Radikal
13.03.2006
|