| |
Tutuklu astsubaylarla askeri cezaevi yerine adliyede görüşmek zorunda
kalan Şemdinli Komisyonu üyelerine verilen yemeğe, komutanlar 'kent
dışında oldukları için' katılmadı
Şemdinli Komisyonu'na askerlerin 'soğuk ve seviyeli duruşu' Hakkâri'de
de sürdü. Yüksekovalılar üyelerden çetelerden hesap sormalarını
isterken milletvekilleri ise yoğun güvenlik önlemlerinden rahatsız
oldu.
Pazartesi günü Van'da askeri cezaevinde tutuklu astsubaylar Ali
Kaya ve Özcan İldeniz ile görüşmeleri uygun görülmeyen ve görüşmeyi
adliye binasında yapan komisyon üyelerine, Hakkâri'de de askeri
yetkililer ilgi göstermedi. Vali Ayhan Nasuhbeyoğlu'nun verdiği
akşam yemeğine davetli olmalarına karşın askeri erkandan katılım
olmadı. Şemdinli iddianamesinde suçlanan İl Jandarma Komutanı Albay
Erhan Kubat'ın yanı sıra tugay komutanı da 'il dışında' oldukları
gerekçesiyle yemeğe katılmadı. Askerlerin cezaevine girmelerine
izin vermedikleri yorumlarının anımsatıldığı komisyon Başkanı AKP'li
Musa Sıvacıoğlu, "Biz 23 Mart'ta Van'daki İl Jandarma Komutanlığı'na
yazı yazdık ve iki astsubayı gösterilecek uygun bir yerde bilgisine
başvuracağımızı ilettik. 27 Mart'ta da bize bu şahıslarla adliyede
görüşme yeri gösterildi" dedi.
Musa Sıvacıoğlu'nun bu açıklamasına karşın, komisyon üyeleri 27
Mart pazartesi günü görüşmek için bir süre beklemek zorunda kaldı.
Üyeler sonunda adliyede görüşmeyi gerçekleştirdi.
Tuvalette bile polisle gittiler
Komisyon üyelerine Hakkâri'de uygulanan sıkı güvenlik, milletvekillerini
rahatsız etti. Gece canlı bomba ihbarları alınması üzerine önlemlerini
artıran Emniyet, her milletvekiline iki-üç yakın koruma tahsis etti.
Konakladıkları otelin koridorlarına da sabaha kadar nöbetçi konuldu.
Sıkı güvenlik dün Yüksekova'da da sürdü. Bu durumdan yakınan AKP'li
Eşref Kutlu, "Öyle bir hale geldik ki, tuvalete bile polis
eşliğinde gidiyoruz" dedi.
Halk sonuçtan umutsuz
Komisyonun AKP'li üyesi Şükrü Önder ile CHP'li üyeleri Ahmet Ersin
ve Sırrı Özbek, dün öğle saatlerinde Cengiz Topel Caddesi'nde dolaşarak
vatandaşlarla sohbet etti. Gazetecilere isimlerini vermekten kaçınan
vatandaşlar, bunun nedenini, "Bildiklerimizi anlatırsak götürürler,
dayak atarlar, olmadı ortadan kaldırırlar" diye açıkladı. Ersin'e
bir Yüksekovalı, "İki kardeşim PKK'da, dört kardeşim ise asker.
Ben ne yapayım? Terör diyorlar, terörist sayıyorlar" dedi.
Söze karışan bir genç, "Çetelerden hesap sormalısınız. Ama
doğrusu umudum yok" derken, yaşlı bir yurttaş da, "Sadece
barış ve huzur istiyoruz. Artık kan dökülmesin, barış olup da savaş
durursa Türk-Kürt el ele verip ülkeyi cennete çevirebiliriz"
diye konuştu.
'İtirafçılarla çözülmez'
Yaşlı bir yurttaş ise Önder'e, "Bize sormayın. Bu iş itirafçılarla
çözülmez. Devletin itirafçılarla ne işi olabilir ki. Vatandaşlarla
devlet karşı karşıya getiriliyor" dedi. Önder, sık sık devletin
ve güvenlik güçlerinin ülkenin bölünmemesi ve kalkınması için çalıştığını
anlattı. Bir genç, bu değerlendirmeler karşısında, "Çeteler
devleti yıpratıyor. Evlere baskın yapıyorlar, her gün üç-dört genç
kayboluyor" dedi. Önder'in yanıtı ise, "Biz buraya kimseyi
ne suçlamaya ne aklamaya geldik" oldu.
Komisyon geçen yıl bombalı ve roketli saldırılara uğrayan Zağros
İş Merkezi sahibi Sabri Yurtsever'in avukatı Taha Ayhan'dan bilgi
aldı. Ayhan, bombalı saldırıdan sonra iş merkezi içerisine kamera
sistemi kurduklarını ancak bu kez de karşı binadan roketli saldırı
düzenlendiğini ve Yurtesever'in beşinci kattaki bürosunun tahrip
edildiğini belirtti.
Mağdurları dinlediler
Ayhan, iş merkezinin karşısındaki pansiyondan barut kokusu geldiğine
ilişkin iddialara karşın, polisin herhangi bir araştırma yapmadığını
söyledi. Akarsu İş Merkezi ve Huzur Lokantası sahipleri de kendilerine
yönelik bombalı saldırılar hakkında vekillerin sorularını yanıtladı.
Hakkari, Radikal
30.03.2006
|