ABD, İran ve biz

 

"ABD, İran'a eninde sonunda saldıracak; harekâtta İncirlik'i kullanmak isteyecek; zaten Washington, bunu istediği içindir ki son zamanlarda AKP hükümetine yükleniyor."
Siz de böyle düşünüyorsanız, geniş bir kesimle aynı fikirdesiniz demektir. Gerçekten de, İran'ın nükleer hevesinin uluslararası toplulukta yarattığı tepkiyi ABD'nin askeri arayışına indirgeyen ve olası bir İran harekâtında da Türkiye'nin devreye girmeye zorlanacağını düşünen birçok gözlemci var. Acaba gerçekten öyle mi?

"Gölge etmeyin"
Washington'da nabız yokladıkça, İran tartışmasının büyük ölçüde Türkiyesiz ilerlediğinin farkına varıyorum. ABD'nin İran konusunda Ankara'dan beklentileri varsa da, bu beklentilerin dozu ve düzeyi, örneğin Irak Savaşı'nın "geliyorum" dediği günlerdeki arayışla örtüşmüyor. İran'la ilgili planlar, Türkiye üzerinden yapılmıyor.
"Ankara'dan ne istiyorsunuz" sorusunu yönelttiğim ABD'li kaynaklar genelde, "Gölge etmeyin yeter" edasında, özetle şu mesajı veriyorlar:
"İran'ın nükleer silah yapmasını engellemek, uluslararası topluluğun önündeki bir görev. Bunu diplomatik yoldan sağlamak için, dünyanın Tahran'a hitaben tek sesle konuşması gerek. Türkiye'nin de, uluslararası koronun parçası olması önemli."
Washington, bu konuda Ankara'dan önce birkaç "çatlak ses" çıktığını, ancak son dönemde birbiri ardına gelen resmi açıklamalarla Türkiye'nin de İran'a "doğru mesaj" verdiğini düşünüyor.

"Ziyaret hatadır"
ABD'ye göre, Ankara gibi başkentler, İran'a her fırsatta, uranyumu zenginleştirmeyi durdurması yönündeki BM çağrısını hatırlatmalı; aksi halde uluslararası önlemlerin gündeme geleceğini hissettirmeli.
Ancak Washington, Türkiye'nin İran konusunda herhangi bir özel girişime soyunmasına kesinkes karşı.
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, Türkiye'den "arabuluculuk istemediklerini" söylemişti. Bir başka ABD'li diplomat, "BM Güvenlik Konseyi ile Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu, Tahran'la doğrudan konuşuyor; herhangi bir aracıya gerek yok" dedikten sonra, Türkiye özelinde şu uyarıda bulundu:
"(İran Cumhurbaşkanı) Ahmedinecad, Türk liderleri Tahran'da ağırlamayı ya da Ankara'ya gitmeyi eminiz ki çok ister. Ama bizce bu büyük hata olur. Böyle bir ziyaret, İran'a doğru mesaj vermek adına düzenlense bile, esasen Tahran rejimini rahatlatacaktır."

"Batı'ya düşer"
Rusya ve Çin, İran'a karşı iktisadi yaptırıma niyetsiz. ABD'li diplomatlar yine de, "vize kısıtlaması" ya da "İran'ın hesaplarının dondurulması" gibi önlemlerde Güvenlik Konseyi'nin en isteksiz üyelerinin bile uzlaşabileceği iddiasındalar.
"Eğer bu olmazsa" diyor bir yetkili, "İş, Batı ittifakına düşer. Rusya ve Çin katılmasa da, Avrupa'nın siyasi izolasyon ve mali yaptırım kararı, İran'ı etkiler."
Bu durumda, Ankara'nın da Batı başkentleriyle aynı çizgiyi izlemeye zorlanacağı kesin. Türk yetkilileri kara kara düşündüren de bu.
Ankara içten içe, İngiltere ve Fransa'nın mali yaptırımlara yanaşmayacağını umuyor; her yıl 75 bin TIR'ını İran üzerinden Orta Asya'ya geçiren Türkiye, AB'nin olası bir izolasyon kararına uymak durumunda kalmayı hiç mi hiç istemiyor.
"Hem İran'ın nükleer silahı olmasın, hem de bunu sağlamak için askeri harekât gerekmesin diyorsak, iktisadi ve siyasi baskıyı denemeliyiz" diyen ABD'li yetkililer ise, Londra ve Paris'in de, son tahlilde, yaptırımı destekleyeceği kanısındalar.

"Planda yoksunuz"
Peki ya Başkan Bush 'un "masada tuttuğu" askeri seçenek? Washington'da işin o noktaya gelmeyeceğini; İran'ın son anda geri adım atarak ya da oyalama taktiği izleyerek bunu önleyeceğini düşünenler çok.
Ayrıca ABD yönetimi dört bir yandan "İran'a saldırmak çılgınlık olur" diyen, bunun nedenlerini ayrıntılarıyla ortaya koyan ve Washington'ı "yaratıcı" davranmaya, İran'la sadece sopa değil, havuç da içeren bir pazarlığa oturmaya çağıran uzmanların ateşi altında.
Yönetime yakın kaynaklar ise, "ABD'nin, İran'la kapsamlı bir diyaloğa girerek, Tahran'ı nükleer silahtan vazgeçirecek türden tavizler sunacağı" senaryosunu "gerçekçi" bulmuyor; Bush-Cheney ikilisinin buna yanaşacağına inanmıyorlar.
İran geri adım atmaz, ABD de yaratıcı davranmaz ve son aşamada eller tetiğe uzanır ise, Türkiye'den ne istenecek?
ABD'nin Irak Savaşı'nda görev almış bir askeri yetkilisine göre, "Diyelim ki Başkan, İran'a karşı harekât emri verdi. Böyle bir harekâta, Türkiye de kolaylık sağlasın ister miyiz? Tabii ki, evet. Türkiye'nin kolaylık sağlayacağına güvenerek plan yapıyor muyuz? Tabii ki, hayır."

Yasemin Çongar, Milliyet
17.04.2006