Bu Meclis'in Çankaya'yı seçmesi gayrimeşru değil

 

-  Meşru bir meclis tüm haklarını kullanacak tabii. Biz 'Bu hakkı kullanmak gayrimeşrudur' demiyoruz. 'Bu hakkı kullanmak doğru değil. Cumhurbaşkanı uzlaşmayla seçilmeli' diyoruz
-  Hamas yönetimindeki Gazze'de bir üniversite var. Buraya türbansız girmek de yasak, kızlarla erkeklerin aynı kapıdan girmesi de yasak. Bizde de laiklik karşıtı gidişin varacağı yer orasıdır
-  Gazete sahiplerinin, yayın müdürlerinin bize düşman olması mümkün mü? Ama iktidar, onu desteklemeyen gazetelere, gazetecilere baskı yapıyor. CHP haberleri çıkmıyor veya çarpıtılıyor

Siyaset son zamanlarda çok hızlandı. Çankaya seçimleri nedeniyle Ankara'da 'devlet'le 'hükümet' arasında gerilimin artması birçok politikacıda iktidar ümitleri yarattı. Süleyman Demirel laik bir cephe kurabilmek için kendini ortaya attı. Rahşan Ecevit AKP'ye karşı ittifak turlarına çıktı. Mesut Yılmaz politikaya döneceğini açıkladı. Erken seçim arzularının dile getirildiği, Çankaya'ya bir AKP'linin çıkmasını engellemek için 'cepheler' kurulduğu bu dönemde, CHP'nin siyasi gelişmelerdeki yeri, rolü ve önemi öne çıktı. AKP'ye karşı hiçbir ittifakın CHP olmadan bir ciddiyet taşımayacağı belli. CHP bu son siyasi aranışlara nasıl bakıyor? Deniz Baykal'ın sağa açılma sözlerinin arkasında ne var? Anamuhalefet, bu Meclis'in cumhurbaşkanı seçmemesi gerektiği tezini nereye dayandırıyor? CHP, Köşk'e aday gösterecek mi? Bunları CHP Genel Başkan Yardımcısı emekli büyükelçi Onur Öymen'le konuştuk.

Son zamanlarda muhalefet kanadında ittifak çalışmaları hızlandı. Siz bu ittifak arayışları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Anayasamız ve yasalarımız o tip şeçim ittifaklarına izin vermiyor. Bazıları hülle türü işbirliğinden yanalar. Bir partinin adayları başka bir partiden seçime katılsınlar ve seçimi kazanıp Meclis'e girdiklerinde de eski partilerine geri dönsünler yani. Biz bu yaklaşımlara sıcak bakmıyoruz. Bizim söylediğimiz, ülkedeki tehlikeli gidişi durdurmak için bütün siyasi partilerin seçimde işbirliği yapmalarıdır.

Anlamadım. Nasıl bir işbirliği istiyorsunuz siz?
Biz bunun örneğini gösterdik. İsmail Cem'in Yeni Türkiye Partisi, ülkenin gidişini gördü ve CHP'ye katıldı. Biz, kendisini ve bazı çalışma arkadaşlarını en yüksek organlarımıza seçtik. Böylece onlarla tam bir işbirliği halinde çalışıyoruz. Yapılabilecek işbirliği ancak en kuvvetli partinin desteklenmesiyle olabilir.

Baykal sağa da işbirliği teklif etti. Sağ partilerin de mi YTP gibi kendilerini feshedip CHP'ye katılmalarını istiyorsunuz?
Bizim sağ bir partiyle birleşme önerimiz yok. Biz, 'Bu iktidarın laiklik dışı davranışları Cumhuriyet'e zarar veriyor. Bütün siyasi partiler gayretlerini ortaya koyarak Cumhuriyet'i korumalı ve vatandaşları erken bir tarihte sandığa götürerek laiklik karşıtı bu gidişi durdurmalı' diyoruz. Cumhuriyet'in temel değerlerini korumada işbirliği yapmak istiyoruz. Bazıları bunu CHP'nin sağa açılması gibi yorumluyor. Doğru değil. Biz, sosyal demokrat çizgimizden tavizde bulunalım demiyoruz.

Demirel'i 'laik cephenin' lideri olarak sunmak isteyenler var. Demirel 'cepheleşmeye ve cephe kurmaya' alışkındır. CHP, Demirel'i 'laik cephenin' lideri olarak kabul eder mi?
Atatürk'ün kurduğu bir parti olarak CHP'nin laikliğin liderliğini başka bir partide veya şahısta araması akla uygun değil. Demirel'e saygımız var ama CHP'nin laiklik ve Cumhuriyet konusunda başka bir partinin veya şahsiyetin yörüngesine girmesini beklemek gerçekçi olmaz. Aslında şu sorulmalı. CHP'nin laikliğe öncülük yapmasından bazı çevreler niçin rahatsızlık duyuyor? CHP en güçlü muhalefet partisiyken, niçin illa CHP'nin dışında bir seçenek aranıyor? İşte bunlar demokrasiye zarar veriyor.

CHP bütün politikasını laiklik üstüne kurduğu halde bu ülkede sürekli 'laik cephe' arayışı yaşanıyor. Sizin de kendinize sormanız gerekmiyor mu? Neden CHP, laik kesimlere tek başına yeterli bir parti gibi gözükmüyor?
Türkiye'de ve dışarıda CHP'nin iktidar olmasından çok rahatsız olan çevreler var. İç ve dış güçler, ekonomik çevreler, baskı grupları menfaatları için yönlendirmeler yapıyorlar.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de potansiyel 'cephe lideri' olarak sunuluyor. Sezer'in liderliğini kabul eder mi CHP?
Kendisi çok değerli bir devlet adamımız ama şu sırada aktif siyasette değil. Laik Cumhuriyet'e çok güçlü sahip çıkan bir anamuhalefet partisi varken, acaba niçin başka yerlerde bir cephe lideri, başka bir siyasi gücün ve ismin öncülüğü aranıyor? Ne olursa olsun CHP laik Cumhuriyet mücadelesinin öncülüğünü yapmasın, iktidar olmasın mı deniyor?

Bugün siyasette en önemli ölçü olarak 'AKP karşıtlığı' işleniyor. Bunun sonucunda bütün partiler bir yanda, AKP bir yanda gibi bir tablo ortaya çıkıyor. Bu durumun temel nedeni de Çankaya seçimleri. Siz, AKP'nin çoğunlukta olduğu bu Meclis'in cumhurbaşkanını seçmemesi gerektiğini söylüyorsunuz. Meşru bir Meclis'in, anayasal hakkını kullanmasına karşı çıkışınızın hukuki bir dayanağı var mı?
Bütün Avrupa ülkelerinde dört yılda bir seçim yapılıyor. Bizde de şimdiye kadar böyleydi. Bize göre, Türkiye'de hem dört yılda bir seçim yapılması, hem de cumhurbaşkanının yeni Meclis tarafından seçilmesi daha doğru. Bu yüzden de 'genel seçimler cumhurbaşkanlığı seçiminden önce yapılmalı' diyoruz. Yoksa biz 'başka türlüsü gayrimeşru olur' demedik.

Siz, son seçimlerde vatandaştan beş yıllığına oy istediniz. Şimdi, döneminin son bir yılına giren bir Meclis'in cumhurbaşkanını seçmek gibi anayasal bir hakkını kullanmaması gerektiğini söylüyorsunuz. O zaman, 'Beş yıl için seçilen bir Meclis, anayasal haklarını ne zamandan itibaren kullanmamalı?' türünden bir soruyla karşılaşıyoruz ki, bu sorunun bir cevabı var mı sizde?
'Cumhurbaşkanını seçecek Meclis halkın seçtiği yeni Meclis olsun' diyoruz biz. Yoksa 'Meclis haklarını kullanmamalı' demek bizim anayasa anlayışımıza uymaz. Gayet tabii meşru bir Meclis görevdeyse bütün haklarını kullanacak. Biz 'Bu hakkı kullanmak gayrimeşrudur' demiyoruz. Biz 'bu hakkı kullanmak doğru değildir' diyoruz. Çünkü bu, ülkeyi huzura, barışa götürmez. Cumhurbaşkanı uzlaşmayla seçilmeli. Siz, Başbakan'ın 'Muhalefetle uzlaşarak, tüm halkı kucaklayacak bir adayı seçtirmeye çalışacağım' dediğini duydunuz mu hiç? Seçmenlerin yüzde 25'inin oyunu almış bir partinin Meclis'te yüzde 66 oya sahip olmasının verdiği avantajdan yararlanarak tüm halkı temsil edecek cumhurbaşkanını biz seçeriz derseniz, halkta tepki yaratır bu. Türkiye'de 20 yıldır hiçbir cumhurbaşkanı yüzde 40'ın altında oyu olan bir parti veya partiler grubunca seçilmedi.

AKP gibi siz de bir türlü değiştirilmeyen Seçim Kanunu'yla Meclis'e girdiniz ve anamuhalefet partisi olarak siz de çok az bir kesimin oyunu almışken Meclis'te çok büyük sayıda milletvekiline sahip oldunuz. Bugün Türk halkının yarısı Meclis'te temsil edilmiyor. Şimdi bu Meclis'te çoğunluğu bulunan bir iktidarın anayasal haklarını dönem sonu yaklaşırken kullanmaması gerektiğini söylemek, muhalefetin kendi meşruiyetini ve parlamentodaki varlığını da sakatlamaz mı?
Bakın... Bu iktidar rejimin temel direkleriyle barışık değil. Rejimin omurgasını zedeleme gayreti içinde. Biz, bu iktidarın rejime zarar veren davranışlarına tepki gösteriyoruz.

Siz, özellikle Tayyip Erdoğan'ın, genellikle de AKP'li birinin Çankaya'ya çıkmasına karşı mısınız?
Erdoğan'ın Atatürk'ün koltuğuna oturmasını isabetli bulmuyoruz. Hiçbir adaya da şu günden bir yeşil kart vermiyoruz. Tercihimiz, erken seçimle seçilecek yeni Meclis'in cumhurbaşkanını seçmesidir. Seçim yapılmazsa, o zaman iktidarla muhalefetin uzlaşacağı bir aday da olabilir. Tercihimiz, bu adayın Sezer gibi partilerin dışından olmasıdır.

AKP'li birine karşı mısınız?
Onu o zaman değerlendiririz. Rejimi tıkayan parti CHP olmaz.

Başbakanlık yapması tartışılmayan bir siyasetçinin cumhurbaşkanlığı yapması neden tartışılıyor? Başbakan olan biri neden cumhurbaşkanı olmasın?
Atatürk'ün koltuğuna oturacak, cumhurbaşkanlığına gelecek biriyle ilgili en küçük bir kuşku olmamalı. Hakkında yolsuzluk iddiaları, davaları bulunmamalı. Türkiye'ye bugünkü gibi bir cumhurbaşkanı lazım. Eğer hakkında yolsuzluk iddiasıyla 20'den fazla dava açılmışsa, bu, halkta sıkıntı yaratır. Bu davalarla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi Yüce Divan olarak gerektiğinde görevini yapacak. Bu iktidarın icraatlarının büyük bölümünün Yüce Divanlık olduğunu kabul etmeyen azdır. İleride yolsuzluk davalarıyla Yüce Divanlık olacaklar. İşbaşına gelecek yeni iktidar bunları Yüce Divan'a sevk edecek.

Tayyip Erdoğan Yüce Divanlık mı olacak?
Olabilir. Cumhurbaşkanı yargılanır mı, yargılanmaz mı, hukukçular arasında ileride ciddi olarak tartışılacak bir konu bu. Yasaları ve Anayasa'yı hazırlayanlar böyle bir ihtimali düşünmemişler çünkü.

AKP'nin Erdoğan'ı cumhurbaşkanı seçmesini engellemenin en etken yolunun erken seçim olduğunu düşünüyor mu CHP?
Erken seçim olduğu takdirde sadece cumhurbaşkanlığı meselesi değil, iktidarın ekonomi ve dış politikadaki bazı tercihleri de kendiliğinden ortadan kalkacak. AKP bu seçimlerde tek başına iktidar olamayacak.

Bir erken seçim, Meclis'teki partilerin sayısını artırarak, AKP'nin Meclis'teki gücünü azaltabilir, ama bu aynı zamanda CHP'nin de milletvekillerinden önemli bir kısmını diğer partilere kaptırması anlamına gelecek. Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığını engellemek için milletvekillerinizin azalmasına razı mısınız?
Bazı kamuoyu yoklamaları yanıltıcı. Biz daha çok milletvekili çıkaracağız. Düğmeye bastık, seçim hazırlıklarımızı başlattık. CHP'nin iktidar olması, Türkiye'deki gelişmelerin doğal sonucudur. Bu doğal sonucu engellemeye iç ve dış güçlerin gücü yetmeyecek. Çünkü Türkiye diğer ülkelerden farklıdır, buradan Atatürk geçmiştir. Halkın iradesini aşırı zorlamak mümkün değildir. Türkiye turuncu boyun bağlarıyla iktidarın değiştirileceği bir ülke değildir.

AKP'yi Amerika'nın desteklediğini mi söylüyorsunuz?
Herhangi bir ülke zikretmiyoruz. Ama biz bu iktidarın dış desteğe çok fazla bel bağladığını biliyoruz. Başbakanın en yakın danışmanının söylediklerini hatırlayın. 'Başbakanı delikten süpürmeyin, bize iktidar şansı verin ve onu altı yıl daha kullanın 'dedi. Bunu söyleyen başbakanın en yakın danışmanı ve hâlâ bu görevde.
Cüneyd Zapsu bunu Amerika'da bir toplantıda söyledi.
Başbakan'ın iradesinin çok dışında bir şey söylüyorsa, bugün hâlâ o görevde olmaması gerekir.

CHP'nin bir cumhurbaşkanı adayı olacak mı?
Şu anda bizim sayımız bir aday önerecek yeterlilikte değil. Ama bir erken seçimden sonra aday önereceğiz.

Deniz Baykal aday olabilir mi? Böyle bir ihtimal var mı CHP için?
Bütün CHP'liler bunu özler.
Seçim sonuçları bu olanağı verecek olursa, hiçbir parti, genel başkanının cumhurbaşkanlığına aday olmasına engel olmayı aklından bile geçirmez. Seçim sonuçları buna imkân veriyorsa hiç kuşkunuz olmasın ki CHP kendi adayını da sunacaktır.

CHP, cumhurbaşkanlığı konusunda gösterdiği keskin mücadele isteğini Terörle Mücadele Yasası konusunda göstermedi. Sizin özgürlükler konusunda yeterince etkili bir mücadele yapamamanız, toplumun sizi sol bir parti olarak algılamasını zorlaştırıyor. Akademisyenler, gazeteciler artık sık sık CHP'nin sol bir parti olmadığını söylüyor. CHP, size göre siyasi yelpazenin neresinde?
Bu eleştiriler çok haksız ve insafsız. CHP gerçek bir sosyal demokrat partidir. Batı Avrupa'daki sosyal demokrat partilerden hiçbir alanda geri değildir. Özgürlükler, sosyal adalet ve gelir dağılımı konularında onlarla aynı temel değerleri savunuyoruz ve büyük mücadele veriyoruz. Bugün Türkiye'nin batısıyla doğusu arasında ortalama yaşam beklentisi açısından 16 yıl fark var. Ülkemizin bazı şehirlerinde ömür beklentisi
75 yıl, bazı şehirlerinde de 59 yıl. Biz bunu anlatıyoruz ama söylediklerimiz basında çıkmıyor. CHP'nin halkın yararına olan özgürlükçü, sosyal demokrat sözlerini halka duyurmamak bazıları için bir marifet haline geldi. Gazete sahiplerinin, genel yayın ve yazıişleri müdürlerinin bize düşman olması mümkün mü? Ama iktidar kendisini yüzde 100 desteklemeyen gazeteleri ve gazetecileri müthiş baskı altına alıyor. İktidarın hoşuna gitmek istiyorsanız ya muhalefetin sözlerini hiç yansıtmayacaksınız ya da onu sürekli eleştirecek ve çarpıtacaksınız.

Kendinizde hiçbir yetersizlik görmeyip, sizi eleştirenleri insafsızlıkla ve AKP'yle işbirliği yapmakla suçluyorsunuz. Sizin bu yaptığınız insafsızlık olmuyor mu?
Evvelce haftada üç-dört defa bizim görüşümüze başvuran bazı televizyon kanalları şimdi bizi üç-dört ayda bir zorla bir küçük programa davet ediyorlar. Basının görevi iktidarın ve muhalefetin görüşünü yayımlamaktır ve ondan sonra eleştirmektir.

Benden daha iyi bildiğiniz gibi sağ daha yasakçı, sol ise daha özgürlükçü bir anlayışa sahiptir. CHP, üniversitelerde türban yasağını şiddetle destekleyen bir parti. Türban konusundaki bu tutumunuz, sizce CHP'yi sol bir parti mi, sağ bir parti mi yapıyor?
Bu konudaki tutumumuz bizi hukuk yanlısı bir parti yapıyor. Hukukun üstünlüğüne, yüksek mahkemelerin bu konudaki kararlarına herkes saygı göstermeli.
Hukuk ve özellikle de kanunlar değişmez değil ki. Hayat ilerleyip geliştikçe hukuk da gelişiyor, kanunlar da yenileniyor. 20'nci yüzyılın hukukuyla, özgürlük ve demokrasi tarifiyle, 21'inci yüzyılın hukuku ve özgürlük tarifleri aynı değil.
CHP türban konusunda halkın duygularının istismar edilmemesi ve halka 'özgürlük' adına baskı yapılmaması gerektiğini düşünüyor. Bizim tanıdığımız kadınlar, genç kızlar var, katiyen türban takmak istemiyorlar, fakat çevre baskısıyla, zorlamalarla türban takmak zorunda kalıyorlar.

Onları üniversiteye sokmayarak türban takmalarını engellemiş mi oluyorsunuz peki?
Binlerce, onbinlerce genç kızımızın üniversite tahsili yapamamasından, onları türbansız üniversiteye girmemeleri için teşvik eden iktidar sorumludur. Bu konuyu toplumun gündemine taşıyan ve gerginlik konusu yapan biz değiliz.

Ama özgürlükçü bir parti olarak bu sorunu çözmesi gereken siz değil misiniz?
Bazıları bunu özgürlük olarak yansıtıyor. Bize göre türban 'baskı unsuru' olarak kullanılıyor. Biz üniversite öğrencisiyken hiçbir genç kız Müslüman değil miydi? Niçin bir tanesi türban takmıyordu? Benim annem üniversite öğrencisiyken de bir tek kızın başı örtülü değildi? Bu kızlar Müslüman değil miydi? Müslümanlık yeni mi icat edildi? Şimdi mi anladılar bunlar neyin ne olduğunu. Belli ki bunları siyasi amaçla yönlendirenler var.

Öğrencilerin üniversitede türban takmasının Türkiye'deki laikliği sakatlayacağına gerçekten inanıyor musunuz?
Temel yasaları hazırlayanlar bu düşünceyle hareket etti. Biz de onların yanılmadığını ve yüksek yargı kararlarının yanlış olmadığını düşünüyoruz. Bu gidişin bizi nereye götürdüğüne dair bir misal vereceğim. Bazı Ortadoğu ülkelerinde türban siyasi açıdan öyle kullanılıyor ki, mesela Hamas'ın yönetimindeki Gazze'de bir üniversite var. Buraya türbansız girmek de yasak, kızlarla erkeklerin aynı kapıdan girmesi de yasak. Bu gidişin varacağı yer işte orasıdır.

Neşe Düzel - Onur Öymen ile söyleşi, Radikal
10.07.2006