| |
Alakanıza teşekkür ederim, Yalçın Doğan'ın hakkımda yazdıklarını ben de okudum. İnanmıyor musunuz, her gün yirmi günlük gazeteyi görürüm, diyorum. Hürriyet sabahları Radikal'den hemen sonra elime aldığım gazetedir. (Yalçın Doğan'ın yazısı, «Basın 20, köşe kadısı 1» başlıklıydı. Hürriyet, 15 temmuz).
Üslup, «Bir kuyruk acısı mı vardı acaba?» sualini akla getiriyor. Bunun için bir sebep hatırlayamadım. Öfkeli, kavgacı biridir, o kadarını biliyorum. İhtiyaç duyduğunda terbiye sınırlarının dışına çıkabileceğine dair bilgim yoktu.
Kendi sınırlarımda kalarak ve her şeye rağmen Hürriyet'te yer bulmuş olmasını dikkate alarak, aleyhimdeki bu yazıyı cevaplandırmaya çalışacağım.
*
Onun sıralamasına uyacağım ki, siz de neden söz etmeye çalıştığımı anlayasınız.
-- «Kendi icat ettiği deyimle, bizzat kendisi köşe kadılığı yapıyor. Okura bilgi aktarmadan, emek harcamadan, düşünce üretmeden, ahkâm kesmek çok kolay. Köşe kadılığı bu» diyor.
– Meslek icabı üç beş şey öğrenince kendini «allâme-i kül» sanan köşekadıları var; haberleri araştırmaya, meseleleri incelemeye kalkan. Ben, haddinin dostça sohbetle sınırlı olduğunu bilenlerdenim. Diğerleri, inceledikleri meseleleri çözümlemekle kalmaz, haberleri de bizzat tamamlamaya hamle ederler. Ben, aldığım haber önemliyse, ilgili servise bilgi vermemeyi kusur sayanlardanım.
-- «Üç gün önce, Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı haberlerini tören günü mü, ertesi gün mü verelim? diye tartışmışlar. İki gün üst üste aynı haber olmasın, denilerek...»
– Ben kısaca, törenin yapıldığı, televizyonların da boru hattı haberleriyle oturup kalkacağı o gün, bu hadiseye dair (diğer on gazeteyle birlikte) Hürriyet'in birinci sayfasında tek satır haber bulunmayışını eleştirmiş, haberi manşetten veren Milliyet'i övmüştüm.
*
Gazetecilikle ilgili konu bu.
Yalçın Doğan devam ederek, bana dair düşündüklerini de söylüyor. Sanırsınız ki terazinin bir kefesinde bütün bir basın, öbür kefesinde ben. Zekâ, böyle bir kıyaslamayı önlerdi, diye düşünürüm.
Ben, gazetecilikte çok ama çok önemli olan değerlendirme'den, bu alanda işlenmiş bir hatadan söz ediyorum. O beni değersiz bulduğunu söyleyerek cevap verdiğini sanıyor. (Ne üstüne lazım, onu da anlamış değilim.) Benim eleştirime Hürriyet'in cevabı bu olamaz.
– Biz 25 ekimde Cumhuriyet'in anlam ve önemi hakkında uzun bir yazı yayımlamıştık. 29 Ekim günü bu sebeple birinci sayfada bayram lafı etmedik. Kutlansın ertesi gün yazacaktık, gibi bir laf ediyor.
Hayır, Hürriyet bu olamaz.
Beni, hiç olmazsa bir köşekadısı sorgulayabilirdi. Bu mübaşiri üstüme kim gönderdi, diye düşünüyorum.
Hakkı Devrim, Radikal
18.07.2006 |