| |
'İLK BEŞLER' terimi popüler tarihçi Cemal Kutay'ındır: Milli Mücadele amacıyla Anadolu'ya geçen üst düzey ilk beş isim: 1919'un mart ayında Ali Fuat ve Kâzım Karabekir, mayıs ayında da Mustafa Kemal ve Refet Paşa'larla, Rauf Bey...
Rauf Orbay'ın ölüm yıldönümünde, olayları bir tarihçi gibi araştırmış olan yeğeni Bekir Şasa ile CNN Türk'te bir program yaptım. Çok ilgi gördü. Olumlu, olumsuz çok tepki aldım.
Eleştirenler, Atatürk'ün 1927'de okuduğu "Nutuk"tan alıntılar yapıyordu. Atatürk'ün böylesine ağır ifadelerle suçladığı Rauf Orbay'ı ben nasıl olur da "İlk Beşler'den... Milli Mücadele liderlerinden..." gibi ifadelerle övebilirdim?!
'Nutuk' nasıl okunur?
Gerçekten Nutuk'ta Atatürk sadece Rauf Orbay'ı değil, Milli Mücadele'nin temel direklerinden biri olan Karabekir'i de çok ağır ifadelerle suçlamıştır.
Bu konuda, İsmet İnönü'nün Abdi İpekçi'ye söyledikleri, Nutuk veya başka bir tarihsel belgeyi nasıl okumamız gerektiği konusunda önemlidir. İnönü'nün belirttiği gibi, Atatürk, iç politikanın çok keskin bir çatışma döneminde okuduğu Nutuk'ta muhalifleri için "öfkeli" bir dil kullanmıştır:
- Yaşasaydı, belki şartlar değiştiğine göre Rauf Bey hakkında başka türlü konuşurdu.
Gerçekten, zaferden sonra muhalefete geçen Milli Mücadele liderleri hakkında Atatürk'ün Nutuk'taki suçlamaları 'politik'tir.
Bunu bilen İnönü Cumhurbaşkanı olunca, onları yüksek devlet görevlerine getirdi, böylece Cumhuriyet rejimindeki muhtemel bir çatlamayı önlediği gibi insani bir davranışta da bulundu. İnönü'nün büyük tarafına bir örnektir bu.
'Kurucu atalar'
Rauf Orbay hakkındaki programımdan sonra Hakkı Devrim Ağabey de köşesinde yazdı: "O zaman Mustafa Kemal Paşa'yla birlikte anılan ikinci ad, Rauf Bey'inkiydi."
Hakkı Devrim'in kayınpederi Prof. Murat Cankat, Balkan Harbi'nden itibaren askeri hekimdir; bir defasında, şarapnel parçasıyla yaralanan Mirliva Mustafa Kemal'i de tedavi etmiş. Onun anlattığı bir olayı tarihe not düşmek için buraya yazıyorum:
Birinci Meclis'te muhalefetin parlak sözcüsü Ali Şükrü Bey hunharca öldürülmüştür; katil Topal Osman'dır. Başvekil Rauf Bey'in sıkı takibiyle yakalanıp adalete teslim edileceğini anlayan Topal Osman, bu defa Gazi Paşa'yı öldürmek ister. Gazi'nin bulunduğu Ankara istasyon binasını silahlı çeteleriyle kuşatır. Bağırarak Gazi hakkında galiz ifadeler kullanır, içeri girip onu öldüreceğini söyler.
Kapı açılır, dışarıya çıkan Rauf Bey'dir:
- Osman! Cesedimi çiğnemeden içeri giremezsin!
Topal Osman Çankaya sırtlarındaki çatışmada öldürülecektir.
Rauf Bey, 1925'te İstiklal Mahkemeleri'nin haksız kararıyla mahkûm edilip yıllarca yurtdışında yaşamak ve susmak zorunda kaldığı halde, ancak 1960'larda Feridun Kandemir'e hatıralarını anlatacaktır. Gazi'den saygılı bir dille bahseder, sadece suçlamalara, bu arada Nutuk'taki 'Hilafetçi' suçlamasına cevap verir.
Atatürk ve İnönü'yü az çok biliyoruz. Ama Rauf Bey, Karabekir, Ali Fuat ve diğer bütün 'kurucu atalarımız'ı bilmeden, Milli Mücadele'yi, hatta Lozan'ı dahi bilemeyiz, ruhunu idrak edemeyiz.
Lozan'ın 83. yıldönümünde hepsini saygı ve rahmetle anıyorum.
Taha Akyol, Milliyet
25.07.2006 |