Altın tespih KARDEŞLİĞİ

 

KKTC'deki banka batışlarının toplam faturası 250 milyon doları buluyor
Patronları tarafından banka boşaltma olaylarında bir yol olarak kullanılan off shore bankaların kurulduğu KKTC'de de banka batışları yaşandı. Türkiye'de 50 milyar doları bulan fatura KKTC'de 250 milyon dolarla atlatıldı. Faturayı da yine Türkiye ödedi.
250 milyon dolarlık fatura, KKTC ekonomisinin büyüklüğü (GSMH'sı) düşünüldüğünde, oransal olarak (yaklaşık yüzde 15) 'Türkiye'deki kadar büyük' bir banka boşaltma olayı yaşandığı anlamına geliyor.
Bu batağı temizleme görevi de ülkenin merkez bankası, BDDK'sı ve TMSF'sinin üzerinde. Yani üç kurum ilgili. Ancak bu üç kurumun başkanlık görevi de Erdoğan Küçük'te toplanmış durumda. Küçük, 2001 öncesi el konulan beş bankanın 162 milyon dolarlık faturası karşısında hiç birşey yapılamadığını belirterek söze başlıyor. Hazırladığı yeni bankacılık yasasına 'hortumcu maddesi' konulacağını belirterek, hiç olmazsa bundan sonraki tahsilat sürecinde Türkiye'deki gibi bir etkinlik sağlanmasını bekliyor.
KKTC Merkez Bankası Başkanı Küçük, KKTC'deki hortum faturasını da Türkiye'nin finanse ettiğini belirterek, "Artık top KKTC Meclisi'nde" diyor. Küçük'ün sorularımıza yanıtları şöyle:

Bankacılık krizi ve banka batışları ile genel bir değerlendirme yapar mısınız?
1999 başlarında Kıbrıs'ta ekonomi kırılgan hale gelmişti. Kamu ağırlıklı bir ekonomik yapı söz konusuydu. O dönemde bankacılık kaynakları kamu finansmanında kullanılmış. Öncelikle Merkez Bankası'na bakıldığında kaynaklarının yüzde 85'ini Hazine'ye kullandırılmış. İkincisi bankacılık sektöründe üç tane kamu bankasının aktiflerinin yüzde 70'i kamu tarafından kullanılmış. Bu durumda zaten zayıf olan bankacılığın mali yapısı kamu finansman yükü ile iyice zayıflamış oldu.

Kamuya borç veren bankaların finansman yapıları bundan nasıl etkilendi?
O zamanki bankacılık aktif toplamı 1 milyar dolar düzeyindeydi. Bu aktif büyüklük içindeki kamunun 575 milyon dolar borcu var. Bunun 125 milyon doları Merkez Bankası'na. 450 milyon doları da iki kamu bankasına. Borçlu ise KKTC Hazinesi. Yani o dönemde bankacılık sektörünün aktifinin yüzde 55'i devlet tarafından kullanılmış oluyor. Kamu, açıklarını mali sistemden finanse ederek ayakta durdu. O dönemde bankaların mali durumları da zayıftı.

Türkiye'de 'hortumcular' diye anılan ve bankacılık sisteminin yapısını da bozan yapı KKTC'de de var mıydı?
Bankaya hakim ortakların yasal limitlerin çok üzerinde kredi kullanması vardı. Yani şirketlerine banka kaynaklarının kullandırılması önemli bir faktördü.

Faturası ne oldu ?
2001 yılı öncesi dönemde mali bünyeleri zayıflayan beş banka, Kıbrıs Kredi Bankası, Everest Bankası, Yurtbank, Hürbank, Finansbank tasfiye amacıyla fona devredilmiş. Bunların faturası 162 milyon 600 bin dolar.
O dönemde TMSF'ye devredilen bankalar doğrudan tasfiyeye tabi tutulmuş. Tasfiyeyi Şirketler Mükayyitliği yürütüyor. Süreç devam ediyor. 2001'den sonra ise Ticaret Bankası, Tilbo, Yasabank, Endüstri Bankası ve Erbank'a Merkez Bankası yönetim kurulu kararı ile fona devredildi. Ayrıca Kıbrıs Euro Bank ve Rumeli eklendi. Bu bankalar için ödenin tutar ise 52.7 milyon dolar. Yani KKTC'deki banka batışlarının faturası 215 milyon dolar civarında. Bir de 35 milyon dolarlık Peyakbank eklendiğinde fatura 250 milyon doları buluyor.

Tahsil tutarınız ne oldu?
Banka hakim ortakları ile protokol yoluna gittik. Ticaret Bankası, Yasa ve Endüstri Bankası hakim ortakları ile protokol yaptık. Hem kredilerini hem de zararı finanse edecek protokoller yaptık. Üç bankada toplam 2 milyon 100 bin dolar tahsilat yaptık. Bunların toplam borçları ise 45 milyon dolar.

Bunlar 2001 sonrası dönem, 2001 yılı öncesinde el konulan ve 162 milyon dolar zarara neden olanlardan tahsilat ne durumda ?
O dönemde işlemlerini Maliye Bakanlığı Şirketler Mukayyitliği üstlendiği için doğrudan mahkemelere havale ettiler. Burada mahkeme süreci uzun banka hakim ortaklarına yönelik ciddi anlamda birşey yapılamadı.

Türkiye'deki gibi hortumcu yasası olmayışından mı?
Böyle bir yasanın eksikliği, beş bankanın üzerine gidilmemesinde eksiklik oldu. Ama 2001 sonrası el konulan için işi protokolllerle çözüyoruz. Yaklaşık olarak kredi borçları ile birlikte 52 milyon dolar borç için protokol yaptık. 162 milyon dolarlık borçtan 17 milyon doları kredi borcu geri alınabildi. Yani yüzde 10'u tahsil edelibildi.

2001 öncesi el konulan beş bankanın sahipleri arasında önemli bir isimler var ve varlıkları da KKTC'de oldukça büyük...
Zayıf yasal mevzuat en azından yasal açıdan bu banka hakim ortaklarının varlıklarına gidilmesini engelliyor. Ama bunlardan yapılacak tahsilat şu anda Ekonomi ve Maliye Bakanlığı'nın problemi ve onların çabasına bağlı. Toplam olarak bakıldığında el konulan toplam 13 banka ve Peyak'ın KKTC'ye toplam 251 milyar dolar zararı oldu. Bunların tahsilatı ise yaklaşık 25 milyar dolar civarında kaldı.

Tahsilatın artması için elinizin güçlendirilmesi mi lazım?
Türkiye'deki gibi bir tahsilat yasasının olması lazım. Haziran başı itibarı ise yeni bir bankacılık yasası hazırladık ve hükümete sevk ettik. Özellikle bankaları hortumlayanlar hakkında ciddi cezalar getiren, hortumlanan bankaların şirketlerine doğrudan el konmasını sağlayan maddeler kondu. Tüm sektörün denetim ve düzenlenmesi Merkez Bankası'na verilecek. Zimmet suçu eskiden yoktu, yeni yasa tasarısında kondu.

Batmış banka sahiplerinin zimmetten yargılanmasını sağlayacak mı?
Bundan sonrakileri evet.

Geçmişe dönük geçici hüküm var mı?
Onu koymadık. Siyasi konsensüsle olacak bir şey. Ben konulmasında yarar olacağını düşünüyorum.

Bu krizlerle birlikte bahsedilen faturayı kim ödedi ?
250 milyon doları aşan faturanın 192 milyon doları Türkiye Cumhuriyeti kaynaklarından karşılandı. KKTC'ye verilen yardım ve krediler hesabı bu ödemelerde kullanıldı. 45 milyon doları Kıbrıs TMSF'sinin kendi pirimlerinden, yaklaşık 15 milyon doları da TMSF'nin tahsilatı ve fona devredilen bankaların munzam karşılıklarından karşılandı. Esas itibarıyla yüzde 70'ini Türkiye Hazinesi'nden karşılandı. Bu KKTC Maliye'sinin Türkiye'ye olan borcudur.

Türkiye'deki bankacılık hortumlamalarında KKTC'deki off shore bankaları önemli bir unsurdu. Bu sistemin etkileri ne oldu ?
Burada bir ödeme yapılmadı. Öyle bir hesap yapmadık. KKTC 80-90'lı yıllarda off shore cenneti olarak anılmış. Türkiye'de mali yüklerin fazla olması arayışlara itmiş. KKTC'de 2001 öncesi 59 tane off shore banka kurulmuş. Kısmen tabela bankası olmuş. Bugün itibarı ile 43 off shore bankanın lisanı iptal edildi. Elimizde 16 off shore banka kaldı. 16 bankanın 13 tanesi Türkiye orjinli. 3 tanesi de Kanada, Azeri ve Bahreyn menşeeli. 16 off shore'nin aktif büyüklüğü 1.3 milyar dolar. Sayı 59 iken aktif büyüklüğü 4-4.5 milyar dolardı.

Milliyet
31.07.2006