| |
MHP, her sene Tekir Yaylası'nda yüz binlerin katılımıyla "Zafer Kurultayı" yapıyor. Bu seneki kurultayın özelliği Aleviliğe açılım yapılmasıydı. Katılımcılara dağıtılan "Kurultay" dergisinde, Mehmet Hasoğlu'nun "Yetiş Ya Muhammed, yetiş ya Ali" başlıklı yazısı vardı, Alevi-İslam inancı ve kültürü anlatılıyordu, dört kişilik bir ekip 'semah dönüyor' ve Hacı Bektaş Veli'nin nefesleri okunuyordu...
MHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Bal, "Geçmişi bir yana bırakmak lazım, biz parti olarak bütün vatandaşların teveccühüne talibiz" diyor.
Pir Sultan Abdal Derneği Genel Başkanı Kazım Genç buna tepki gösteriyor, MHP'nin "gülücük dağıtarak Alevileri çekmek" istediğini ama "MHP'ye Alevilerin sempatiyle bakmasının mümkün olmadığını" söylüyor.
Siyasi beklenti ve polemikler bir kenara... Konu önemlidir ve MHP doğru bir iş yapmıştır.
Farklılıktan çatışmaya!
12 Eylül öncesinde Türkiye'de sağ-sol kutuplaşmasının çok sert ve kanlı geçmesinin çeşitli sebepleri vardı. Bunun çok önemli sebeplerden biri, George Harris'in belirttiği gibi, sağ-sol kutuplaşmasıyla, tarihten gelen mezhep farklarının birbirini besleyerek çatışmayı derinleştirmesiydi: Aleviler hemen tamamen solda ve solun karşısında ülkücüler!
İtalyan siyaset bilimci LaPalombara, "Political Parties and Political Development" adlı kitabında, güçlü ve kökleşmiş kitle partilerinin tarihten gelen kimlikleri bir çatı altında toplayıp aralarında irtibatlar kurması halinde demokratik çoğulculuğun ve iç barışın daha sağlam bir şekilde kurulacağını, aksi halde siyasi ihtilaflarla kimlik gerilimlerinin birbirini besleyerek büyük krizlere, büyük çatışmalara sebep olacağını anlatır!
Türkiye'nin bitmez tükenmez terör sorunlarının ardında bu tür 'fay hatları' vardır!
Kimlikler ve siyaset
MHP'nin Alevilerden büyük çapta oy alacağını ben de sanmıyorum, en azından henüz erken. Ama uzun vadede önemli olan, MHP'nin Aleviliğe saygısını ortaya koyması, Alevi-İslam inancının değerlerine, simgelerine ve ritüellerine bünyesinde yer vermesi, bu şekilde 'eski' kutuplaşmayı biraz daha yumuşatmasıdır.
Beri tarafta, artık Sünniler gibi Aleviler de siyasi kutuplaşmanın bir tarafına yığılmış değildir. Şehirleşme sürecinde Alevi toplumu kendi içinde değerler bakımından da siyasi eğilimler bakımından da çeşitleniyor. Sosyolog Kamil Fırat'ın araştırması bunu net olarak gösteriyor. (Milliyet, 4 Temmuz 2005)
Şehirleşme sürecinde Türkiye'de kimlikler hem su üstüne çıkıyor, hem iç içe geçiyor. Artık hiçbir kimlik grubu siyaseten homojen değildir. Bir kimlik grubunun tümünü temsil iddiasıyla konuşmak da gerçekçilikten uzaktır. Hemen bütün partilerin farklı kimlik gruplarına açılma ihtiyacı duyması da bundandır ve isabetlidir.
MHP doğru yapmıştır, benzer şekilde Kürtlere de açılmalıdır.
AKP de Alevilere açılmalıdır.
DTP'nin de etnik siyasetin nelere yol açtığını görmesi, "Türkiye partisiyiz" sözünde inandırıcı olmasını sağlayacak açılımlar yapması gerekiyor.
Neticeten ve 'ilmen' diyebiliriz ki: Kimliklere saygı gereklidir, partilerin çeşitli kimliklere açık olması gereklidir; ama kimliklere dayalı siyaset hem yanlış hem tehlikelidir.
Taha Akyol, Milliyet
09.08.2006 |