| |
Türkiye'nin 24. Genelkurmay Başkanı olarak görev yapan Orgeneral Hilmi Özkök, koltuğunu bugün Orgeneral Yaşar Büyükanıt'a devredecek. AKP'nin tek başına iktidara geldiği, Irak'ta yeni savaşın patladığı, Süleymaniye baskını nedeniyle ABD-Türkiye ilişkilerinde tarihi bir krizin yaşandığı, Kıbrıs'ta Annan Planı'nın referanduma götürüldüğü ve AB ile önemli müzakerelerin yürütüldüğü kritik bir dönemde görev yapan Özkök, sergilediği üslupla dikkat çekti. Türk Silahlı Kuvvetleri'ne komuta ederken sık yaptığı "demokrasi" vurgusuyla olaylara yaklaşımındaki temel parametreyi ortaya koyan Özkök, askeri liderlik anlayışında "akla itaat"in altını çizdi.
İrtica ve bölücülük sorusu
Özkök, Ağustos 2002'de Genelkurmay Başkanlığı'na atandı. Göreve gelmesinin ardından verilen ilk 30 Ağustos resepsiyonunda, AKP'nin seçimlerden birinci parti çıkmasına henüz üç ay varken yöneltilen "İrtica ve bölücülük öncelikli tehlike olmayı sürdürüyor mu?" sorusuna verdiği yanıtla dikkat çekti:
"İrtica ve bölücülük Osmanlı'dan beri var. Yağmur yağdığında nasıl mantarlar ortaya çıkıyorsa, bu da öyle."
3 Kasım 2002 seçimlerinde oy kullandıktan sonra 7 günlük bir ziyaret için ABD'ye giden Özkök'ün aynı yıl 10 Kasım'da verdiği mesajda şu satırlar da vardı:
"Cumhuriyeti, başta irticai ve bölücü gayretler olmak üzere, her türlü tehlikeye karşı, dün olduğu gibi bugün ve yarın da korumak ve kollamak azim ve iradesindeyiz."
"Biz en iyi bilen değiliz"
Özkök, 2003'te 1 Mart tezkeresinin Meclis'te reddedilmesinin ardından, oylama öncesi neden tezkere lehinde açıklama yapmadıklarına ilişkin 5 Mart'ta yöneltilen soruya yanıt verirken, alışılmışın dışında olan askeri liderlik anlayışını belli etti:
"Biz askerler olarak kendimizi her konuyu en iyi bilenlerden saymıyoruz. Dolayısıyla şayet sadece güvenlik boyutunu gündeme getirerek kamuya bir açıklama yapmış olsaydık, kamuda yanlış algılamalara yol açabilirdik. Suskunluğumuzun sebebi budur."
8 Ocak 2003'te Gazi Orduevi'nde basınla tanışma toplantısı düzenleyen Özkök, TSK adına, sadece kendisinin, Genelkurmay İkinci Başkanı'nın ve Genelkurmay Genel Sekreteri'nin açıklama yapmaya yetkili olduğunu söyledi.
"Şiir gibiyiz" tartışması
TBMM Milli Savunma Komisyonu üyelerinin kendisini ziyaretinde Özkök'ün "Hükümet ile şiir gibiyiz" ifadesini kullandığı iddiası çok tartışıldı. Özkök, yorumlar üzerine şu açıklamayı yaptı:
"Türkiye'nin kurumsallaşmış birçok gelenekleri vardır. MGK, hükümet, Genelkurmay ve Dışişleri birlikte Irak harekâtının politikalarını saptamışlardır. Bu kurumlar arasındaki uyum çok önemlidir. Nasıl bugün seçilmiş kelimeler bir şiiri, uygun tarzda hareket eden, çalan sazlar bir orkestrayı oluşturursa, kurumların da bu şekilde uyumlu çalışmasından iyi politikalar çıkar' dedim. Bu döndü dolaştı 'Hükümetle şiir gibiyiz' oldu. Asla ve kat'a ben böyle bir şey söylemedim."
"Demokrat olmak suç mu?"
Özkök, "şahin bir tavır sergilemediği, bunda yurtdışında uzun süre görev yapmasının etkili olduğu" yolundaki eleştirilere yanıt verirken, üslubuna da damgasını vuran yaklaşımını dile getirdi:
"Memleket gerçeklerinden koptu, denildi. Buna katılmıyorum, hep bilgim oldu. 'Çok mu Batı yanlısı, çok mu demokrat' diye düşünülüyor. Ben demokrat bir kişiyim, bununla iftihar ediyorum. Asıl olması gereken de bu değil mi? Bu eskiden müspet bir değerdi. Demokrat olmak suç mu?"
En büyük güven bunalımı
Özkök, 3 Temmuz 2003 tarihinde Süleymaniye'de yaşanan çuval skandalına ilişkin tepkisini 4 gün sonra ABD'nin eski Büyükelçisi Robert Pearson'ın veda ziyareti sırasında göstererek, olayın Türkiye ve ABD orduları arasında "tarihin en büyük güven bunalımını" yarattığını söyledi.
Annan Planı referanduma götürülürken adadaki "evet" cephesini yıpratacak sözlerden kaçınan Özkök, eleştirileri şöyle yanıtladı: "Benim, ulusuma ve devletime zarar vermemek için sorumlu, ılımlı, yapıcı, birleştirici ve dikkatli yaklaşımım, maalesef belirli kişiler ve çevrelerce bilerek ya da bilmeyerek yanlış yorumlanmakta, üstelik bu kişiler bu yaklaşımımdan mutsuzluk da duymaktadırlar. Ben sesin gürlüğüne değil, aklın önderliğine itaat etmek isteyen askeri bir nesle komuta ediyorum."
"TBMM'nin ordusu"
Özkök 2004'te düzenlediği basın toplantısında, TSK'nın profilini çizerken şu ifadeyi kullandı:
"TBMM'nin ordusu; insanca, bağımsız yaşamaktan başka amacı olmayan ulusuyla aynı ülküyü paylaşan ve sadece ulusunun emrinde olan öz evlatlarından oluşan güçlü bir topluluktur. Türk Ulusu ordusunu çok sever. Onu, kendi idealinin harisi telakki eder. Bunlar Ulu Önder Atatürk'ün TSK'ya bakış açısıdır."
AB'de hükümetle uyum
Özkök, Kara Harp Okulu'nun "Çizgi Ötesi" adlı dergisinde "Türkiye, bütün zorluklara rağmen, kendi kartlarını iyi oynayarak, 17 Aralık 2004 tarihindeki zirvede müzakere tarihi almayı başarmıştır" diyerek hükümete destek verdi.
Başbakan ile sürtüşme
Danıştay saldırısı sonrasında halkın tepkisini destekleyen Özkök, "Danıştay'a yapılan saldırı tamamen gerici, terörist, silahlı bir eylemdir. Gösterilen reaksiyon halkın duyarlılığı, hakikaten takdir edici... Ancak bu bir tek güne, bir tek olaya bir reaksiyon olarak kalmamalı, daimilik kazanmalı" dedi. Özkök'ün bu sözleri Başbakan'ın tepkisine yol açtı.
"Fikri suçlama, yararlan"
Özkök, yaptığı konuşmalarda, geleceğin komuta kademesine bir akademisyen üslubuyla verdiği öğütlerle de dikkat çekti. 16 Mart 2006'da Harp Akademileri Komutanlığı'nda yaptığı konuşmada şunları söyledi:
"Benim sizlere tavsiyem, eski dokümanlara tabii ki bakın, ancak onları yargılayın ve kendi düşüncelerinizi mutlaka çalışmalarınıza aktarın. Çok aykırı fikirlerle karşılaşabilirsiniz, hele bu fikirlere 'vatan haini bir düşünce' gibi çok iddialı bir önyargı ile yaklaşırsanız, fikirlerden istifade marjını daha başlangıçta sıfırlamış olursunuz. Asimetri yaratacak fikirlerden ürkmeyiniz."
Yumuşak güç
Özkök, 2006 yılı madalya tevcih töreninde, Silahlı Kuvvetler'in etkin olabilmesinin yeni kriterlerini şöyle özetledi: "Düşünsel yetenek çapını çok disiplinli olarak genişletebilmeli ve bu yeteneğini 'sert güç' yanında 'yumuşak güç' halinde de tatbik edebilmelidir. Öncelikle askeri felsefeye gereken önemi vermek ve bu kapsamda düşünsel yeteneklerimizi geliştirmek zorundayız. Çünkü bu konularda üretilen yayınlar dünyayı yönlendirmektedir. Yönetilenler safından yönlendirenler safına geçmemiz bir zorunluluktur."
'Demokrasi' ile veda etti
Özkök, alışılmadık üslubunu, ana muhalefet partisine veda ziyareti yaparak da sergiledi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a veda ziyaretinde şu mesajı verdi:
"Ben dört sene önce Genelkurmay Başkanlığı görevini devraldıktan sonra da sizi komutanlarımla ziyaret etmiştim. Bu ziyaretin bir anlamı da, demokrasinin önemini, muhalefetin demokrasilerde yerinin önemini göstermeye yönelikti."
TBMM Başkanı Bülent Arınç'ı ziyaretinde "Demokrasi, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu tek şeydir" diyen Özkök'ün, Arınç döneminde Meclis'in saygınlığının arttığını söylemesi tartışma yarattı.
Bu ziyaretten yaklaşık 4 yıl önce Arınç'ın türbanlı eşini Cumhurbaşkanı Sezer'i uğurlama törenine götürmesinden duyduğu rahatsızlık, Türk siyasi tarihinin en kısa nezaket ziyaretinin gerçekleşmesine neden olmuştu. Komutanlar, TBMM Başkanlığı'na seçilmesini kutlamak için ziyaret ettikleri Arınç'ın makamında 3 dakika kalmışlardı.
'Genç subaylar rahatsız'
AKP iktidarından rahatsızlık duyulduğu iddiasına dayanan "Genç subaylar rahatsız" başlıklı bir haberi yalanlarken, "Bu haberi lanetliyorum. Yanlış olmaktan öteye yalan ve maksatlı bir haber. Rahatsızlık varsa bu TSK'nın bir kesiminde değil, bütünündedir. İrticai faaliyetleri şaibeli kişilerin devlete yerleştirilmekte oluşu, bu kaygımızı artırmaktadır. Bunlar izlenmektedir" ifadelerini kullandı.
'Masaya yumrukla değil aklımızla vururuz'
Özkök, Şemdinli iddianamesine neden "muhtıra" gibi sert bir açıklamayla yanıt verilmediği sorusunu, zihinlerde kalan şu yanıtı verdi: "Ne yani illa masaya 'pat-küt' böyle yumruk mu vurmamız gerekiyor? Masaya yumrukla değil beyinle, bilgiyle, hukukla vururuz. Türkiye birinci sınıf bir devlettir. Biz masaya aklımızı, beynimizi koyarız" diye yanıtladı.
Toroğlu'na verdiği tek cümlelik yanıt
Özkök, futbol yorumcusu Erman Toroğlu'nun, "Sayın Hilmi Özkök Paşa için diyorlar ki, 'çok beyefendi, çok demokratik.' Ben çok demokratik Genelkurmay Başkanı istemiyorum abi. Benim askerim kodu mu oturtacak" sözlerine tek cümleden ibaret, ancak akıllarda kalacak bir yanıt verdi: "Herkes layık olduğu Genelkurmay Başkanı'nı özler."
'Üslubumun nedeni vaat edilmiş bir ikbal değil'
Özkök, kendisine cumhurbaşkanlığı vaat edildiği için hükümetin icraatı karşısında sessiz kaldığı iddialarına 2004'te şu yanıtı verdi: "Üzülerek ifade ediyorum ki, bazıları benim bu yaklaşım biçimimin güya bana vaat edilmiş bir ikbalden kaynaklandığını ileri sürerek, bir dedikoduyu kulaktan kulağa yaymaktadırlar. Tarafıma hiç kimse böyle bir vaat veya teklif getirmemiştir."
Ankara, Milliyet
28.08.2006 |