Kemalizmin Erke dönergeci

 

Türkiye zıpla-dünya değiş
Bu arada 28 Şubatçı generallerin, yanlarına bir dönemin en kahraman hukukçusu Vural Savaş'ı da alarak kutladıkları bir buluş, hayatımıza
değerli bir metafor katkısı olarak düşüverdi: Erke dönergeci.
70'li yıllarda Türk Dil Kurumu'nun Uygur kanadından gelen kimi önerilerinden olsa gerek. Erkenin sözlüklerde karşılığı bulunabiliyor.
"Bir cisimdeki iş çıkarmaya yarayan güç." Dönergeç de bu müthiş buluşun özgünlüğünü, saflığını, su katılmamış Türklüğünü anlatmak için uzun araştırmalar sonucu Yüce Türklük dünyasının dağından taşından
derlenmiş bir sözcük olsa gerek. Hangi betiklerden devşirilmiş kim bilir?
Dikkat edin, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'ndan beri 'Bilimsel Düşüncenin Gücü' sloganlı sayfa sayfa ilanlarıyla karşılaşıp ürpererek beklediğimiz Erke'nin ne olduğu anlaşıldı. Hayır, elbette ilim irfandan uzak kalmış bizlerin pek anlayabileceği bir sunum değildi, ama en azından arkasında nasıl bir örgütlenme olduğu biraz olsun aşikâr oldu. Hakkını yememeli, büyük gazete buluşu mükemmel bir isabetle "Con Ahmet'in devr-i daim makinesi"ne benzetiyordu. Gerçekten de ürün ile ilgili sunumu, şirket danışmanı sıfatıyla emekli Tümgeneral Çetin Uğural yaptı. Uğural buluşu, "Başta Türk milleti olmak üzere tüm dünya insanlığına sunulan bir hizmet" olarak değerlendiriyordu. Elektrik üretecinin çalışması için maddenin atalet özelliğinden yararlanıldığını belirtiyor,
bu sistemle çalışan makinelerde istenilen yerde, istenilen miktarda elektrik elde edilebileceğini savunuyordu. Uğural'a göre buluş 1992'den itibaren çok gizli olarak yürütülen bilimsel çalışmaların bir sonucuydu, yurtiçi ve dışında patent başvuruları yapılmıştı. Elektrik üretecinde seri üretim aşamasına gelinmişti. 2007 yılında ürünler piyasaya sunulacaktı.
Tümgeneral Uğural, Erke dönergecinin dünyadaki petrol savaşlarını durduracağını söylüyor, yalnız dişe gelir bir açıklamada bulunmuyor, makul soruları 'sanayi casuslarından' söz ederek cevapsız bırakıyordu. Bu arada Erke Araştırmalar ve Mühendislik Yönetim Kurulu Başkanvekili Ruhi Başaran,
Erke dönergecinin "Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı" bir ürün olduğunun altını çizmesi makinenin neye benzediği konusunda bile bir cevap alamamış basın mensuplarını biraz olsun rahatlatıyordu. Makine en azından türbansızdı. Cumhuriyet balolarında frak giydirip baş köşede ağırlanması mümkündü.
Nitekim, sunumu en önden, protokol koltuklarından izleyenler de Cumhuriyet mücadelesine bir ömür adamış kahraman komutanlardı. Eski kuvvet komutanları İsmail Hakkı Karadayı, Muhittin Fisunoğlu, Rasim Betir, Necati Özgen, Kemal Yavuz, Fikret Boztepe, Köksal Karabay, oradaydı. İlginç olan, sorulduğunda her eski komutan burada buluşmalarının tesadüf olduğunu söylüyordu. Sözgelimi 28 Şubat'ın şanlı Karadayı'sı, "Ben meraktan geldim.
Ama sırrı öğrenemedim. Öğrenirseniz bana da söyleyin" diyordu. Vural
Savaş, her zamanki gibi konuşma fırsatına karşı koyamamıştı: "Bu kesinlikle güvenilir insanların ürettiği bir proje. 'Siyasileri filan davet etmedik, çünkü herkesin kabul ettiği, saygınlığı olan insanlarla bunun tanıtımını yapmak istiyoruz' dediler. Şimdi bazıları çıkıp bir şeyler söylüyor, ama bakın bunlar asker. Çetin Uğural da bir asker. Yani üç-dört ay sonra bu iş bir fiyaskoyla sonuçlanırsa bunu göze alabilirler mi?
O zaman ne diyecekler bu kadar generale? Hem dedikleri gibi çıkmazsa, bundan ne çıkar elde etmiş olacaklar ki. Ben dedikleri şeye güveniyorum."
Şimdi dönergecin rüzgârıyla Atilla Yayla'ya dönelim.
Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı ürünler yaratacağına çıkıp Kemalizmin gericiliğinden dem vuruyor. Yalan mı söylüyor? Bir siyaset bilimci, bir
yorumu nedeniyle üniversiteden atılıyor, lincine cevaz çıkıyorsa, Kemalizmin, çadırı altında toplanan eşhas tarafından yorumlanışı gerici
değil midir? Elif Şafak'ı romanındaki bir kahramanın söyledikleri için yargılayan, tabu bildiklerini tartışmaya açanları lince kalkışan, Türküm
demenin mutluluğuyla yetinmeyip ne anlama geldiğini iyi bildiğimiz
gururla oraya buraya saydıranların ilericiliğinden söz etmek mümkün mü?
Kemalizm, her zamanki gibi militarizmin koluna girmiş, azgın bir totaliter rejimin bayraktarlığını yapıyor. Kemalizm, bu memleketin Erke dönergecidir. Ne olduğu belirsiz. Ama isabetinden asla kuşku duymamamız gereken, generaller tarafından desteklenen bir makine. İçine ne emek,
ne fikir, ne özgürlük, ne de demokrasi atacaksın. Ama o yine de bu toplumun ayakta kalabilmesi için gereken enerjiyi üretecek. Tanıtımı için milyonlarca dolar harcayacaksın.
Elinde tanıtacak hiçbir şey olmayacak.
Paşalarının Çölaşan'ı, Atilla Yayla'yı bir söyleşide hırpalayıp derneğinin AB'den aldığı 450 bin avroyu itiraf ettirdikten sonra bir de 'eskiden tanıdığı' Uğural paşasıyla konuştu. Paşaya, âdet yerini bulsun diye gazete ilanlarının sponsoru var mı diye soruyor. Aldığı cevap, "Bir milyon doları geçti. Sponsor yok. Tamamı Erke'nin öz sermayesindan karşılanıyor." Yani sermaye de öztürk. Sonra da bağlıyor. 'Türk mühendisleri' tarafından bu buluş, korsanlara kaptırılmadan gerçekleştirilirse, "...hem Türkiye zıplar, hem de dünya değişir."
Makineyi başlatmak için içine neyin atıldığını Erkeciler casuslardan gizliyor. Ama galiba bu topraklarda yaşayanlar, o makinenin neyle çalıştığını iyi biliyor.

Yıldırım Türker, Radikal
27.11.2006