Haydi hayırlısı...

 

Geçtiğimiz hafta benim için tam bir 'ABD haftası' oldu. Cumartesi akşamı İstanbul'daki bir otelin tepesinde Amerikalılarla birlikteydim. İki gün sonra, Washington'dan bir araştırmacı dostumla, arkadaşı Kapalı Çarşı'yı gezerken, biz Türkiye'yi konuştuk. Hafta sonu ise Ankara'ya gelmiş bir Amerikalı diplomatla birlikte oldum.

Hiçbiri "Türkiye'de darbe tehlikesi var mı?" sorusunu yöneltmedi, ama Türkiye'yi avuçlarının içi gibi bilen araştırmacı ile diplomat, Washington'da yerleşik bir 'darbe lobisi'nden söz etti. Benim "Yeni adres Hudson Enstitüsü mü?" soruma da gülümseyerek mukabele ettiler...

Hudson Enstitüsü gündemime en son 2005 yılının 11 Mart günü girmiş... ABD başkentinden ülkemize yönelik, amacı darbe kışkırtıcılığı olan saldırılardan söz ediyordum 'Dalgalar' başlıklı Kulis'te. Önce Wall Street Journal'den Robert Pollack, ardından Washington Times'tan Frank Gaffney, daha sonra da American Enterprise Institute'ten Michael Rubin birbirine benzeyen yazılar yazmıştı kısa zaman aralığında; MEMRI adlı internet sitesi de olur-olmaz iddialarla onlara destek çıkmaktaydı. Üşenmeyin, o yazımı mutlaka okuyun.

MEMRI ilginç bir site. Türkiye'yi yakın takibe almış sitenin başında kimlerin olduğunu anlatmıştım yazımda: "İki kurucusundan biri İsrailli Yigal Carmon... 22 yıl İsrail ordusunda istihbaratçı olarak çalışmış Carmon; Yitzak Shamir ve Yitzak Rabin'e 'terör danışmanlığı' yapmış... Sitede çalışan altı kişiden üçü İsrail istihbarat elemanı, biri İsrail ordusundan, diğeri üniversitedenmiş, sonuncusu da komedyen... Diğer kurucu Bn. Meyrav Wurmser ise ABD/Indianapolis'teki Hudson Enstitüsü'nün Ortadoğu Merkezi direktörü. Hudson Enstitüsü mütevelli heyetinden bir ismi bütün dünya tanıyor: Richard Perle..."

Perle, evet bizim 'Karanlıklar Prensi'... Bir uluslararası toplantıda yanıma kadar gelip, bana, 'ilkeli gazetecilik' dersi vermeye kalkıştığını yine burada yazmıştım. "Ben" demişti Perle, "Türkiye'de darbe kışkırtıcılığı yapmıyorum..."

Mütevelli heyetinde Perle'ün yer aldığı Hudson Enstitüsü'nün 'kıdemli araştırmacı' olarak şu yenilerde saflarına kattığı Zeyno Baran daha kötüsünü yapıyor. Amerikan Newsweek dergisine yazdığı bir yazıda, "2007 yılında Türkiye'de yüzde 50 darbe ihtimali görüyorum" iddiasını seslendiriyor...

"Son haftalarda Türkiye'nin en üst düzey askerleriyle konuştum" diye yazmış Zeyno Baran; "Demokrasiye müdahale edilmesinden yana olmadıklarını söyledikleri halde, nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede onsuz demokrasi olamayacağı için, lâikliği korumak amacıyla askerlerin devreye girebileceğini açıkça söylediler." Bir de şunu eklemiş aynı paragrafa: "Bunlar ne dediğini bilen ve dediğini yapan insanlar..."

Konunun görüşüldüğü ortamda biri, "Darbe girişimine ABD ne der?" diye sormuş olmalı ki, onun cevabı da "Şu yakınlarda üst düzey bir Türk askerinin söylediği gibi" cümleciğiyle yer alıyor yazıda: "Bir darbe olursa ABD ne yapabilir ki -Türkiye'ye ambargo mu uygular?"

Dediğim gibi, bu hafta benim için 'Amerikan haftası' olmasaydı, Newsweek'te çıkan Zeyno Baran imzalı yazıyı ciddiye alabilirdim. Ancak, hem konuştuğum kişiler, hem de okuduğum değerlendirmeler yazıdaki tezin doğruluğu hakkında kuşkuya düşürüyor beni; Washington'dan buraya bakanlar bambaşka bir Türkiye görüyorlar; Perle-Baran Türkiyesi ise sadece Hudson Enstitüsü'nün koridorlarında...

Türkiye'yi sahipsiz mi sanıyor bunlar? Yine de iki noktayı önemsiyorum.

İlki şu: Zeyno Baran aylardır Türkiye'ye uğramadı. Oysa 'son birkaç hafta içerisinde' olduğunu özellikle belirterek bazı 'üst düzey askerler' ile görüştüğünü söylüyor. Sonradan 'post-modern müdahale' diye kazı çevirse bile, kendisine "2007'de demokratik sisteme müdahale etmeyi düşünüyoruz" diyen 'üst düzey askerler' bunlar... 'Eski' veya 'emekli' olmayan askerler...

Kim bunlar? Şu yakınlarda Washington'a bir üst düzey askerî heyetin gittiğini Beyaz Saray kapısında üstleri aranmak istendiği haberinden dolayı biliyoruz. Heyetin başı Genelkurmay 2. Başkanı Org. Ergin Saygun'du. Heyet Hudson Enstitüsü'nü ziyaret etti mi acaba? Heyetten biri Washington'daki düşünce üreten bir kurumda konuştu mu? Konuşmasında Zeyno Baran'ın yazısında iddia ettiği türden sözler geçti mi? Başbakan Tayyip Erdoğan ile Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'ün de bu soruların cevabını merak edeceklerini sanıyorum.

İkinci nokta da şu: Malî yardımlarla ayakta duran bir kurum Hudson; acaba şu yakınlarda bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı işadamı yüklüce bir malî katkıda bulundu mu oraya?

Bu haftaya da ABD ile başladık, haydi hayırlısı...

Taha Kıvanç, Yeni Şafak
28.11.2006