| |
Almanya-Fransa-Polonya zirvesinde Merkel ile Chirac, Komisyon'un 'sekiz başlığı açmamayı' öngören tavsiyesini desteklese de, Türkiye'deki seçimlerle 2009'daki Avrupa Parlamentosu seçimleri arasında yeni bir rapor yayımlanmasını istedi. Merkel, 'Bu bir ültimatom değil. Hedef limanların açılması' dedi
Türkiye'nin Gümrük Birliği (Ankara Anlaşması) Ek Protokolü uyarınca limanlarını Rumlara açmamasına AB'nin daha ağır bedel ödetmesi için Almanya ile Fransa devreye girdi. 'Weimar Üçgeni' adı verilen Almanya-Fransa-Polonya zirvesinde, Alman Başbakanı Angela Merkel, Türkiye'ye limanlarını Rumlara açması için 2009 baharına dek mühlet konulması, bu sürenin sonunda Türkiye'nin müzakerelerinin gözden geçirilmesine atıf yaptı. Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, öneriyi tümüyle desteklediğini belirtti. Oysa Avrupa Komisyonu, AB üyelerine Türkiye'nin 35 müzakere başlığından sekizinin açılmamasını tavsiye ederken, ne mühlet ne de gözden geçirme koymuştu.
Chirac tümüyle hemfikir
Komisyon önerisinin 11 Aralık AB dışişleri bakanları toplantısı ve 14-15 Aralık AB liderler zirvesindeki tartışmalar için 'iyi temel' oluşturduğunu, temel bir anlayış için zirveyi de bekleyeceklerini söyleyen Merkel, Komisyon'un 2009 baharından önce İlerleme Raporu yayımlaması çağrısı yaptı: "Türkiye'de 2007 sonbaharındaki seçimlerle Avrupa Parlamentosu'nun 2009 baharındaki seçimleri arasındaki dönemde komisyonun rapor hazırlaması için çalışacağız." "Hedefimiz Ankara protokolünün uygulanması" vurgusu yapan Merkel, "Ültimatom vermek istemiyoruz, ama Komisyon'un bize ne elde edildiğini ve nasıl devam edeceğimizi söylemesini istiyoruz. Bir tarih sabitlemiyoruz, ama yaklaşık olarak o dönemde Türkiye'nin Ankara protokolünü uygulayıp uygulamadığını göreceğiz" dedi. Alman Başbakanı, Türkiye'ye de şöyle seslendi: "Umarım, burada sertleşmenin söz konusu olmadığını, beklediğimiz bir şeyin gerçekleşmediğini söylediğimizi görürler. Bunun belli sonuçları olmak zorunda."
İlkin "Ankara Protokolü'yle ilgili gelişme olmaması üzücü. Olumlu gelişmeler olmasını umuyoruz" diyen Chirac, daha sonra "Merkel'in ortaya koyduğu pozisyon tümüyle Fransa'nın pozisyonudur. Sanırım, doğru anladıysam, Polonya'nın pozisyonu da bizden çok uzak değil" diye ekledi.
Kaczyinski temkinli
Ama daha temkinli konuşan Polonya Devlet Başkanı Leh Kaczynski, görüş ayrılıkları bulunan konular arasında Türkiye'yle müzakerelerin sürdürülmesinin de bulunduğunu aktarıp, "Polonya Türkiye'nin üyeliğini desteklemeye devam ediyor" dedi. Bununla birlikte ülkesinin diğer AB üyeleriyle ilgili standartlara saygı gösterdiğini belirten Kaczyinski, "Tüm sorunların çözülebileceğine derinden kaniyim" diye ekledi.
Böylece Almanya-Fransa ekseni Türkiye'ye 18-24 aylık bir takvim dayatırken, diğer üyelerin tepkilerini hesaba katıp beklenenden daha yumuşak bir üslup kullandı. Alman basınının haberleriyle hükümet sözcüsünün açıklamaları, Merkel'in müzakerelerin askıya alınması ve akıbeti konusunda 1.5 yıl sonra oybirliğiyle karar alınmasını isteyeceğine işaret etmişti. Dün de Chirac'ın ofisi, Türkiye'ye 'randevu şartı', yani 'Tanınan süre sonunda Türkiye'yle ilgili kararı resmen gözden geçirme' istediklerini sızdırdı. Ama dünkü üçlü zirvede, komisyon talep edilen raporu yayımlarsa, ondan sonra olacaklarla ilgili bir şey söylenmedi.
İtalya çark mı ediyor?
Daha önce Ankara'nın konumunu destekleyen AB liderleri arasında yer alan İtalya Başbakanı Romano Prodi ise, dünkü Yunanistan ziyaretinde, Fransız-Alman önerisinin Türkiye'nin önündeki seçim sürecinden geçmesi için zaman tanınmasını sağlayacaksa yararlı olabileceğini söyledi. Prodi, buna karşın Türkiye'den AB üyeliği için ek koşullar talep edilmesi yönündeki her türlü fikri reddettiğini belirtti.
Radikal
06.12.2006 |