| |
Birileri Nobel'i magazin işine çevirme çabasında, ben mutlu ve gururluyum
Havaalanında pasaport polisi hanım sordu, "Neden geldiniz?" diye. Nobel törenini izlemek üzere gazeteci olarak geldiğimi söyleyince, "Orhan Pamuk'u tanıyor musunuz, ne büyük onur" dedi, giriş işlemimi tamamladı. Sonradan öğrendim, bütün arkadaşlarımız farklı polislerle benzer deneyimi yaşamış İsveç'e girişte.
Türk Hava Yolları bagajımı uçağa yüklemeyi unutmuştu, bu gerçek havaalanında uzun süre bekledikten sonra ortaya çıktı, şikâyetimi yapmak üzere hizmet bankosundaki Hint asıllı olduğunu tahmin ettiğim görevliyle konuşurken, 'Orhan Pamuk için mi geldiniz?' diye sordu, Pamuk'un 'Kar' romanını ve 'İstanbul' kitabını ne kadar beğendiğini anlattı kaşla göz arasında.
Otelimiz zaten Nobel merkezi gibi. Nobel Akademisi'nin burada bir masası var, programla ilgili ayrıntılar için benim gibi törene akredite olan gazetecilere yardımcı oluyorlar. Dünyanın dört bir yanından gazeteciler var burada ama anlaşılır sebeplerle Türk gazeteci sayısı da fazla.
THY'nin azizliği yüzünden ilk işim bir gömlek ve kravat almak üzere şehrin 'en şık' ve 'en büyük' mağazası olduğunu otelden öğrendiğim bir alışveriş merkezine gitmek oldu. Sonradan öğrendim, burası aynı zamanda eski Dışişleri Bakanı Anna Lindt'in de öldürüldüğü yermiş. Satış görevlisi telefonda Türkçe konuştuğumu anlayınca, 'Orhan Pamuk' dedi.
Şehrin dört bir yanında Orhan Pamuk'un resmini veya ismini büyük afişlerde görmeye kolayca alışıyor insan, sanki sıradan bir olaymış gibi geliyor bir süre sonra. Oysa hiç değil.
Hadi burası İsveç, bugünlerde herkes Nobel'le yatıp Nobel'le kalkıyor ama dünkü Frankfurter Algemeine gazetesinde de Pamuk portresi tam sayfaydı. Başka pek çok gazete ve televizyon ondan söz ediyordu. Bizde birileri küçümsemeye veya Pamuk'un Nobel almasını bir magazin olayına çevirmeye çalışıyor, ama mızrak sahiden çuvala sığmıyor işte.
* * *
Gazeteci olarak pek çok tarihi sayılabilecek olaya tanıklık ettim, içinde yaşadım. Bu, bu mesleğin bana yarattığı bir şans. Şimdi de, bir Türk'ün, Türkçe yazdığı, Türkiye'yi yazdığı, üstelik yaşadığım şehri yazdığı için dünyada adı en çok bilinen edebiyat ödülü olan Nobel'i alışına da tanıklık edeceğim.
Ben orada değildim ama herhalde Gatasaray'ın Arsenal'le UEFA Kupası finali maçını izlemek üzere Kopenhag'a giden spor yazarı olmayan gazeteciler de şu an benim olduğum kadar heyecanlıydılar en azından. Çünkü sonuç ne olursa olsun tarihe tanıklık edecekler, 'Ben oradaydım' diyebileceklerdi.
* * *
Bu satırları yazarken Orhan Pamuk henüz Nobel'i kabul konuşmasını yapmamış durumda. Birazdan otelimizden çıkıp bu konuşmaya tanıklık etmeye gideceğiz. Orhan Pamuk, İngilizceyi çok iyi konuştuğu halde bu konuşmasını Türkçe yapacak. Çünkü ödülünü Türkçe yazdığı, Türkçeyi yücelttiği için aldı Pamuk.
Başkaları içlerinde ne gibi kıskançlıkları, ne gibi nefretleri, ne gibi kötücül düşünceleri barındırıyor olurlarsa olsunlar, ben, benim anadilimde yazan bir kişi Nobel aldığı için mutluyum, gururluyum.
* * *
Bir romanı elinize almak, bir yazarın kendi iç dünyasından ortaya çıkarttığı ve sizde binlerce farklı çağrışıma yol açan bir eserle günlerinizi, gecelerinizi geçirmek, sizinle o yazar arasında tarif etmesi çok zor özel ve hatta mahrem bir ilişki kuruyor. Bu özel ve mahrem ilişki bir kez kuruldu mu da, bir daha kolay kolay bozulmuyor.
Daha birkaç hafta önce, bir romancının sıradan insanlar için de ne denli büyük bir kahraman olabileceğini kendi gözlerimle gördüm. Büyük romancımız, benim de şans eseri çocukluğumun 'Yaşar Abi'si olan Yaşar Kemal'le bir lokantada yemek yedim. Hem yemek boyunca lokantada Yaşar Kemal'in gördüğü ilgi hem de sonra sokakta yürürken insanların onun elini tutmak, onunla fotoğraf çektirebilmek için yarışmaları, bir trafik polisinin işini gücünü unutup onun yanına koşması benim içimi tarif edilemez bir sevinç ve gururla doldurmuştu.
Şu an da benzer duygular içindeyim. Çünkü çok iyi biliyorum ki Orhan Pamuk da, medya ileri gelenleri ne diyor veya yazıyor olurlarsa olsunlar, tek tek insanlarla o çok özel, çok mahrem ilişkiyi kurmuş bir yazar.
Okuruyla Pamuk arasındaki bu çok özel ilişkiyi hiçbir gazete yazısı, hiçbir manasız suçlama, hiçbir kıskançlık-çekememezlik gösterisi ne Pamuk'un ne de okurlarının elinden alabilir.
Sizi bilmem, benim şimdi tarihle randevum var.
İsmet Berkan, Radikal
08.12.2006 |