| |
Hükümet ve asker arasında soğutma çalışmaları başlasa da Çankaya hâlâ kızgın
Artık Ankara'da 'Liman Krizi' dediğinizde çoğu kişinin aklına Türkiye'nin bir limanını Kıbrıs Rum gemilerine açma önerisi gelmiyor. Çoğu kişinin aklına bu öneri vesilesiyle geçtiğimiz hafta Ankara'da Genelkurmay-Cumhurbaşkanlığı ve hükümet arasında yaşanan söz düellosu geliyor. Ve bu düellonun nisan-mayıs aylarındaki seçimine, onun da kasımdaki Meclis seçimlerine olası etkileri.
Liman Krizi'nden çıkacak saptama ve derslere geçmeden önce hafta başından bu yana bazı gelişmeleri kısaca hatırlamakta yarar var:
- Pazartesi günü Meclis Başkanı Bülent Arınç, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ı ziyaret etti. Bu ziyaretin 2.5 ay sonra verilen bir 'Göreve başlama dolayısıyla nezaket ziyareti' randevusu olduğunu kaydetmek gerekiyor. Görüşme bir saat kadar sürdü. O görüşme sırasında Bakanlar Kurulu'nda olan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile, Büyükanıt arasında bir telefon görüşmesi yapıldığı ve Kıbrıs girişiminden Dışişleri aracılığıyla 'bilgilendirme' tartışması konusunda 'yanlış anlamaların' konuşulduğu yolunda haberler dışarıya sızdı. Bu arada, Türkiye Emekli Subaylar Derneği, hafta sonu Arınç'ın sert tepkisine neden olan, 20 emekli subayın Genelkurmay Başkanı'na 'cumhurbaşkanlığı seçimine müdahale ederek, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Köşk'e çıkmasını engellenmesini' istediği yolundaki haberlerin, kendileriyle herhangi bir ilgisi olmadığını, böyle bir mektubu kendilerinin yazmadığını açıkladı.
- Salı günkü bazı gazetelerde Gül'ün Bakanlar Kurulu'nda 'Büyükanıt üzüntüsünü iletti' dediği haberi yer aldı. Erdoğan, AK Parti grup toplantısını büyük ölçüde Kıbrıs-Liman Krizi'ne ayırdı ve kendisini 'küstah' gibi sert sözlerle eleştiren CHP lideri Deniz Baykal'ı hedefine koydu. Erdoğan, öğle yemeğini Meclis'te Arınç ile yedi. Bu görüşmede muhtemelen Arınç'ın bir gün önce Büyükanıt ile yaptığı konuşma ele alındı. Erdoğan daha sonra Savunma Sanayii İcra Kurulu toplantısına katılmak üzere Savunma Sanayii Müsteşarlığı'na geçti. Toplantı öncesi Büyükanıt ile baş başa bir görüşme yaptılar. Aynı saatlerde bir toplantıda konuşan Arınç, daha önceki açıklamasına karşın, Genelkurmay'a giden böyle bir mektup olmadığını öğrendiğini ve Cumhurbaşkanlığı seçimine doğru daha böyle çok manipülasyon (yönlendirme) ve komplo ile karşılaşılabileceğini söyledi. Akşam saatlerinde ise, Genelkurmay'dan bir açıklama geldi. Genelkurmay 'Bir kuvvet komutanı' ya da 'üst düzey bir askeri yetkili' kaynaklı haberlerin 'yönlendirme'amaçlı olduğunu ileri sürerek itibar edilmemesini istedi.
Bunun adı krizi soğutma çalışmasıdır.
Aynı zamanda krizin köklerine değinmeden, yüzeyde bir konuyu ortak hedef yapıp yola devam etme niyeti de, hem hükümet, hem askerde seziliyor. Öte yandan Çankaya'daki kızgınlığın devam ettiği haberleri de alınıyor. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in yarınki haftalık görüşme sırasında Erdoğan'a tepkisini ifade edip etmeyeceği ya da nasıl edeceği merak konusu.
Hükümet, önümüzdeki günlerde yapılacak MGK'nın olabildiğince az siyasi tartışmayla atlatılabilmesi için çaba harcıyor. Ancak bu tür iniş çıkışların, cumhurbaşkanlığı seçimi tarihi yaklaştıkça artması kimseyi şaşırtmayacak; Arınç doğru söylüyor.
Çıkması gereken derslere gelince.
1- Erdoğan ve hükümetin 'En çok oyu ben aldım, demek ki devlet benim' anlayışıyla bir yere varamayacağını, devletin yargı, yasama, yürütme erklerinin ayrılığından ve çağımızda artık yasama dışında kalan sivil toplumun ve ekonominin gücünden oluşan çoğul bir kavram olduğunu anlaması gerekiyor.
2- Keza Sezer'in, (silahlı ya da silahsız) üst bürokrasinin ve yüksek yargının da 'Seçilmişler gelir geçer. Devletin işleyişi kalır' anlayışıyla günümüzde herhangi bir yere varmanın mümkün olmadığını anlaması gerekiyor.
Yasama ve yürütme, seçilmişlerce belirlenecektir ve hazmedilmesi gerekiyor.
3- Erdoğan'ın 'Cumhurbaşkanı olunca, ülkeyi Çankaya'dan yönetecek ve İslami yaşam biçimini egemen kılacak' endişesini toplumda yaydığını anlamasında yarar var. Gerçi 'Her şeyi Çankaya'dan mı soracağız?' diyerek, ilerde Cumhurbaşkanı olursa kendisine de her şeyin sorulmayabileceğini kabul ettiği ve belki de Çankaya iştahının kaçmaya başladığı yorumu yapılabilir. Ama sorunun burada yattığı görülmeli. Cumhurbaşkanlığı seçimini artık açıkça konuşmak gerekiyor.
Murat Yetkin, Radikal
13.12.2006 |