AB dışişleri bakanlarının Türkiye ile müzakerelerin sekiz başlıkta dondurulması kararını öne çıkartan uzlaşma metni, Ankara'da ilişkilerin şeffaflığını 'gölgeleyen' bir metin olarak yorumlandı. Üst düzey bir Dışişleri yetkilisi, "AB kararı önümüzü göstermiyor. Üyelik yolunda nasıl ilerleyeceğimiz büyük karmaşa" derken, ilişkilerin dozuna dair stratejinin en kısa sürede belirleneceği vurgulandı. AB kararı ve olası sonuçları Ankara'da şöyle değerlendirildi:
Beklenen ama umut edilmeyen bir sonuç. Yine de mevcut koşullarda Türkiye'ye en az hasar verecek şekilde kotarılmış.
'Çifte standart var'
21 Eylül 2005 tarihi AB deklarasyonu anılarak Türkiye'nin Kıbrıs'ı tanıyıp ilişkilerini normaleştirmesine atıf var ama Ankara'nın liman açma önerisine yok. Bu, Türkiye'nin Kıbrıs'ta çözüm arayan çabasını dikkate almamaktır. AB yükümlülüğünü yerine getirmeyince, görmezden geliniyor. Türkiye getirmeyince ağır bedel ödettiriliyor.
Türkiye yoluna devam edecek, ama haksızlığı dile getirmeyi sürdürecek. AB ile ilişkilerin dozunu ayarlamak, mağdur tarafın, yani Türkiye'nin yetkisinde.
Zirveden farklı ve sürpriz karar beklenmiyor. Artık müzakerelerin nasıl yürüyeceği konusunda AB adım atacak. Komisyon'un, Finlandiya'nın dönem başkanlığının biteceği ay sonuna kadar, açılmaya hazır yedi-sekiz başlık için mektup gönderip müzakere pozisyonunu hazırlamasını istemesi bekleniyor.
İşletme-sanayi politikası, ekonomi-para politikaları ve mali kontrol açılabilir başlıklar. Türkiye'ye daha önce gönderilen davet çerçevesinde eğitim-kültür başlığının açılıp açılmayacağına dair ise garanti bulunmuyor.
Ama yıl sonuna kadar bir başlığın açılması Rum vetosu tehdidi nedeniyle muhtemel görünmüyor. AB'nin bu vetoyu aşma iradesine dair garanti yok.
AB artık başlıkların açılması için Türkiye'ye bazı kriterler (benchmark) koyarak, bu başlıkların ancak protokol uygulananca açılabileceğini belirtecek.
Kararda Komisyon'dan 2007, 2008 ve 2009'da Konsey'e rapor sunmasının neden istendiği anlaşılır gibi değil. Komisyon zaten her yıl ilerleme raporu hazırlayıp protokole yer veriyor. Mevcut Komisyon'un görev süresinin 2009'da bitecek olması bir neden olabilir. Bu konuda sorularımıza yanıt alamadık.
Ocakta karar çıkarsa...
KKTC'yle serbest ticaret tüzüğünün ocakta tartışılmadan geçmesi bekleniyor. Bu olursa, tecridin kalkması ilk kez resmi belgede yer alacak. Ama tüzüğün AB'nin 2004'teki kararının lafzı ve ruhuna uygun olması ve tecridin kalkacağına dair tatmin edici ifadeler içermesi gerek.
Kıbrıs'ta BM çözümüne dair dönem başkanlığı açıklamasının ise kıymeti yok. Sadece siyasi beyan. AB, Türkiye ve KKTC'ye taahhüdünü üstünkörü geçiştiriyor. Bu uzlaşma, neden konsey kararı olmadı diye soruyoruz, yanıt alamıyoruz.
Ankara, Radikal
13.12.2006 |