Erdoğan Irak'ta yine kırmızı çizgiler çizdi

 

Erdoğan grupta konuştu: Kerkük sorunu uzlaşıyla çözülmeli, Türkmen varlığı ve Irak'ın toprak bütünlüğü korunmalı, terör örgütünün varlığı son bulmalı...

Başbakan Tayyip Erdoğan, 2007'nin ilk TBMM grup toplantısında "AB'den önemli" dediği Irak konusundaki Türkiye'nin kırmızı çizgilerini hatırlattı. Erdoğan, Irak'ta siyasi birliğin ve toprak bütünlüğünün bozulmasına, Kerkük'teki demografik yapının değiştirilmesine, Türkmenlerin anayasal haklarının gasp edilmesine ve 'oldubittilere' seyirci kalmayacaklarını vurguladı. Erdoğan, "Terör örgütünün Irak'taki etkinliğinin sona erdirilmesi" gerektiğini de belirterek PKK varlığının ortadan kaldırılması talebini yineledi. Enerji kaynaklarının paylaşımında Irak hükümetinin ağırlığının korunması gerektiğini de vurgulayan Erdoğan şu mesajları verdi: İşte kırmızı çizgiler: Türkiye olarak biz Irak'ın siyasi birliğinin ve toprak bütünlüğünün korunması, güvenliğin ve istikrarın tesisi, Irak'ı oluşturan gruplar arasında bozulan dengenin yeniden kurulması, mezhep çatışmalarının önlenmesi, Sünni ve Şiilerin aynı devlet yapısı altında bir arada yaşayabilecekleri bir uzlaşıya varmaları, Iraklı grupların, Iraklılık bilincinin gerektirdiği asgari paydalarda buluşabilmeleri, Irak'ın petrol kaynaklarının denetimi ve gelirlerinin paylaşımında merkezi hükümetin ağırlığının korunması, Irak'ın tüm sınırlarının ve sınır kapılarının merkezi yönetimin kontrolünde olması, Irak anayasasının bölücü ve zayıflatıcı unsurlardan temizlenmesi, Kerkük sorununun, Kerkük'ü oluşturan gruplar arasında uzlaşıyla çözülmesinin, altını çiziyorum, terör örgütünün Irak'taki varlığının ve etkinliğinin sona erdirilmesi, bu konunun ilişkilerimizde sorun yaratan konumdan çıkarılması, Irak'taki Türkmen varlığının korunması ve anayasal haklarının garantiye alınması, Türkiye ile Irak arasında ticari ve ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi, petrol, doğalgaz ve enerji alanında potansiyellerin değerlendirilmesi, gıda konularında verdiğimiz destek istikametindeki hassasiyetimiz devam etmektedir.

Irak ve bölge için sınav yılı Kerkük'te seyirci kalmayız: Önümüzdeki yıl Irak bağlamında bölgesel ve küresel aktörler için ciddi bir sınav ve dönüm yılı olacaktır. Kerkük'te ciddi manada demografik yapının değiştirilmesi gayreti vardır. Buna seyirci kalamayız. Bu demografik yapının değiştirilmesinden sonra orada yapılacak olan referandumun neticesi şimdiden bellidir. Aynen Yukarı Karabağ'da 'biz yaptık oldu' mantığının burada da işlenmesi olayıdır. Bunlara seyirci kalınamaz. Sokaklar kan gölü: 2007 Irak için bir kader yılı olacaktır. Oradaki belirsizlik çok ciddi bir noktada ve son günlerde gazetelerde de Irak'ın petrol kaynaklarıyla ilgili tasarrufun hangi istimakette yönlendirildiğini de izliyorsunuz. Açık ve net söylüyorum, Irak geçmişte kötü yönetildiği için bugünlere gelmiştir. Bugünün de dünden daha iyi olduğunu kimse iddia edemez. Her gün sokakların kan gölüne döndüğünü görüyoruz. Bugünleri arayabiliriz: Yarın nasıl bir Irak görmek istiyoruz. İçerideki ve dışarıdaki bütün aktörler bu soruya doğru cevap veremezse yarın bugünleri de arayabiliriz. Öyle bir yangın var ki bu yangın bizi her an rahatsız ediyor, bundan sonra çok daha farklı boyutta rahatsız edebilir.

Türkiye hesaba katılmak zorunda Irak AB'den önemli: Türkiye başta olmak üzere komşu ülkeleri hesaba katmayan oldubittiler Irak'ı istikrara kavuşturmayacak. Özellikle Irak'taki mezhep grupları ve etnik unsurlar bu uyarımızın üzerinde ciddiyetle düşünmelidir. Irak'ın bölünmesi ve Kerkük'te oldubitti peşinde koşanların niyetlerine yönelik olarak bu uyarıyı bugünden yapmak zorundayım. Irak meselesinin bizim için AB sürecinden daha öncelikli bir hal aldığını bayramın ilk gününde söylemiştim. Bunu durup dururken söylemedim. Bundan kastımız Irak'taki gelişmelerin çok tehlikeli bir biçimde ivme kazanmış olmasına, iç ve dış kamuoyunun dikkatini çekmektir. AB süreci teknik olarak nasıl işlediği belli olan, kısa ve orta vadeli takvimi çizilmiş olan bir süreçtir. Buna karşın Irak'taki gelişmeler, Saddam'ın idamı ve bilhassa Kerkük'te bir referandum oldubittisine tevessül edilmesi, gerek Irak'ta, gerekse komşu ülkeler başta olmak üzere bütün bölgede çok tehlikeli gelişmeleri tetikleyebilir. İdamın travmatik etkisi: Saddam Hüseyin'in idam görüntüleri ve davet ettiği tepkiler bu yöndeki kaygılarımızı ne yazık ki doğrulamıştır. Bu olayın Irak'ın istikrarına, bütünlüğüne katkıda bulunmak yerine hem Irak'ta hem de Arap dünyasında tehlikeli kutuplaşmaların daha da derinleşmesine yol açmasından endişe ediyoruz. Bu kritik günlerde hangi mezhepe ve etnik kimliğe ait olursa olsun tüm Iraklıları sükûnete, komşu ülkeleri de, başta ABD olmak üzere bütün küresel aktörleri birlikte çalışmaya davet ediyorum. Bu olayın Arap dünyasındaki travmatik izlerini silmek için çok çaba göstermek gerekmektedir. ABD başta olmak üzere küresel aktörler de bu sorumluluk içinde hareket etmek zorundadır.

Haşimi ile görüşeceğim Cumartesi günü Irak Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Tarık El Haşimi ile İstanbul'da bir araya gelerek, bu konuları ayrıntılı olarak daha görüşme imkânı bulacağım. Filistinlilere eleştiri: Son günlerde Filistin sokaklarından izlediğimiz manzaralar, Filistine, Filistin halkına, Hamas'a ve El Fetih'e asla yakışmayan manzaralardır. Bunu İslam'la bağdaştırmamız mümkün değil. Gerek Hamas'ın, gereksi El Fetih'in kendini çek etmesi gerekir. Şu anda atılan adımlar asla doğru adımlar değildir. Omuz omuza vermeleri gerekirken kime hizmet ettiklerinin farkında değiller. Bu iç çekişmeyi, bu sokak çatışmalarını acıyla, derin bir üzüntüyle izliyoruz. Çatışmaların sona ermesi, sorunların demokratik yolla çözümlenmesi için girişimlerimizi sürdüreceğiz.

Ankara, Radikal
10.01.2007