TÜSİAD'dan siyasi çekişme vurgusu

 

TÜSİAD'ın yeni başkanını belirleyeceği genel kurul toplantısındaki konuşmalarında Mustafa Koç ve Ömer Sabancı, Hrant Dink'in öldürülmesinin ardından kısır siyasi çekişmelerin sürdürülmesinin sonuçlarına dikkat çektiler.

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Sabancı, Genel Kurulda yaptığı veda konuşmasında Hrant Dink’in haince bir siyasi saldırıyla kurban gittiğini, Dink’in öldürülmesinin Türkiye’nin siyasal cinayetlerle çalkalandığı dönemi herkesin zihninde yeniden canlandırdığını söyledi. Bu cinayetin yaratabileceği sonuçlar dikkat alındığında ilk planda ortaya çıkan görüntü ne olursa olsun bireysel bir tepkinin eyleme dönüşmesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini dile getiren Sabancı şöyle konuştu:

“Yapılan saldırırın Türkiye’nin dünyadaki pozisyonunu değiştirmeye yönelik sonuçlar doğurmaya çok elverişli olduğu çok açıktır. Daha net söylemek gerekirse bu saldırı esas olarak demokrasi ve fikir özgürlüğü alanlarına gerçekleşen kazanımları geri çevirmeyi, Türkiye’nin batı dünyasından koparılarak içine kapanmasını sağlamak isteyenlerin uzun süredir aradıkları dış koşulları aratabilir. Bugüne kadar genel kabul görmüş görüşlerin dışına çıkanlara farklı düşünenlere bir gözdağı işlevi görebilir. Bu amaçlara yönelik olarak tasarlanma ihtimalini de değerlendirme dışı tutulmamalıdır.”

Ömer Sabancı bugün Türkiye’yi girdiği değişim, gelişim, dünya ile entegrasyon rotasından geri çevirmeye çalışan kesimler bulunduğunu ifade ederken, “Eğer bu kesimler tarafından ortak olarak sürüklenmek istediği nokta dünyada yalıtılmış evrensel değerler uzaklaştırılmış içine kapanmış bir Türkiye ise buna ancak daha derin daha yaygın daha katılımcı demokrasi ile karşı koyabiliriz. Sabancı Prof. Bülent Tanör anısına hazırladıkları 'Türk Demokrasinin 130 Yılı' başlıklı çalışmanın Hrant Dink’in saldırıdan birkaç saat önce açıklanmasının acı ve anlamlı olarak değerlendirdi.

“DEMOKRASİYİ SİYASAL KONULARA MÜDAHALE OLARAK GÜNDEME GETİRMİYORUZ”
Demokrasinin TÜSİAD için hiçbir zaman önemli siyasi konulara müdahale olarak gündeme getirilen bir konu olmadığına dikkat çeken Sabancı, 'Bizim için ilkesel bir konudur. Piyasa ekonomisinin kalıcılığını sağlama izninin toplumsal uzlaşma kanalları açık geniş katılımlı çoğulcu demokratik bir yapı zorunludur.

BAHÇELİ’YE YANIT
Sabancı MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin TÜSİAD’ın PKK siyasallaşma projelerine sahip çıktığı yönündeki açıklamasını değerlendirdi. Sabancı 'Bir siyaset adamı sözlerini nereye gideceğini, hangi dinamikleri etkileyeceğini düşünerek konuşmalıdır. Siyasetçilerimizden daha vakur, akılcı ve demokrasiyi yücelten söylemler bekliyoruz” dedi.

Demokrasi ve kazanımlarına sahip çıkmak için, 301’nci maddenin ve “yerleşik uygulamalarını ve yarattığı utançtan” kurtulmak gerektiğini belirten Sabancı, şöyle devam etti:

“İkinci olarak demokratikleşme çabalarımızın kağıt üzerinde kalmaması için yargı sistemimizde köklü bir reform belirlemek gerekmektedir. Üçüncü olarak da seçim sistemin yönetim sistemi kadar temsilde adaleti de sağlayacak biçimde değiştirilmesi için harekete geçilmek zorunlu gözükmektedir.”

Sabancı Türkiye’yi içe kapatmak isteyenlere karşı daha açık daha, demokratik refah seviye, daha yüksek bir gelecek için omuz omuza mücadele edilmesinin öneminin altını çizdi.

'DÜŞÜNCELERİMİZİ YENİDEN DÜZENE SOKMA İHTİYACINDAYIZ'
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç, ''Her şeyden önce Hrant Dink'in ölümüne zemin hazırlayan siyasi atmosferin, ülkenin geleceğiyle ilgili olumsuz inançları kolaylıkla zedeleyebileceğini bu olayla birlikte hepimiz bir kez daha bütün açıklığıyla kavradık'' dedi.

Koç, TÜSİAD'ın 37'nci genel kurulunda yaptığı konuşmasına, ''Acı ve endişe ile sarsıldığımız bir siyasi cinayetin, gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesinin ardından, bir yandan yaşadıklarımızı yorumlama, bir yandan da düşüncelerimizi yeniden bir düzene sokma ihtiyacı içindeyiz'' sözleriyle başladı.

Türkiye'nin günlük hayatta hareketli ve yaşananlar açısından çeşitlilik gösteren bir yer olduğunu dile getiren Koç, ''Çoğu zaman olayların karmaşası içinde nereden gelip, nereye gittiğimizi görmekte güçlük çekiyoruz'' dedi.

2006 yılının son çeyreğinde AB ekseninde yaşananların ve 2007 ile ilgili siyasi zemindeki belirsizliklerin, önemli bir kesimde bir karamsarlık yarattığını, Hrant Dink cinayeti ile bu karamsarlığın ister istemez derinleşmiş olduğunu ifade eden Koç, şunları söyledi:

''Her şeyden önce Hrant Dink'in ölümüne zemin hazırlayan siyasi atmosferin, ülkenin geleceğiyle ilgili olumsuz inançları kolaylıkla zedeleyebileceğini bu olayla birlikte hepimiz bir kez daha bütün açıklığıyla kavradık. Değişime ve gelişime set çekmeye çalışan bazı siyasi akımlar, yeniliklere direnen statükocu kesimler 301'inci madde örneğinde olduğu gibi demokratik açılımlar lehine iradesini ortaya koymak yerine mevcut atmosfere kendini teslim edenler karamsarlığı besliyor.''

Böyle durumlarda genellikle ülkenin içine çekilmeye çalışıldığı tuzakların değerlendirilmesi ve siyasal pozisyonların alınması beklendiğinin altını çizen Koç, ''Oysa dile getirmekten kaçınsak da birçoklarımız üç gün sonra her şeyin unutulacağı ve bu çok riskli atmosferi besleyecek şekilde kısır siyasi çekişmelerin sürdürüleceğini düşünüyoruz'' şeklinde konuştu.

Star
25 .01. 2007