| |
Biz Türklerde 'ırkçılık' denilen ideolojinin zerresi bulunmadığı gibi hoş bir teori vardır. Hele birileri pek meraklıdır bu teoriyi olur olmaz her durumda tekrarlamaya ve bundan da sık biçimde, 'Batılı' denilen insanların baştan aşağı ırkçı olduğunu söylemeye.
Bu cephenin adamları bir tuhaf. Yazdıklarını inanarak yazdıklarına inanacaksak, ampirik gerçeklikler dünyasında değil, olmasını doğru ve yararlı buldukları bir dünyada yaşadıklarını düşünmemiz gerekecek. Çünkü ne olursa olsun ve olanlar onların söylediği şeyi ne derece yalanlarsa yalanlasın, hiçbir şey olmamış gibi, hiç özür dilemeden, aynı lakırdıları, aynı dogmatik edayla sıralamaktan geri durmuyorlar.
Şu günlerde, artan gerilimde, ırkçılar ırkçılıklarını gizlemek üzere hiçbir kamuflaja gerek görmeden, akıllarından geçeni açık açık yazıyorlar. Kürtlerin ırkları bozuk olduğu için sorun olduğu, Ermenilerin ırkının aşağılığı rahat rahat anlatılıyor. Hiç 'ayrımcı' olmadıklarını, Türk ırkından gelmeyen herkesten nefret ettiklerini kıvançla ilan ediyorlar. 'Dönme' karışmamış 'Türk oğlu Türk'lerin bir araya geldiği örgütler kuruluyor. Böyle kelimelerle sadakat yeminleri ediliyor.
'Irk teorisyeni'nden ses seda yok. 'Ben böyle bilmezdim. Biraz şaşırdım' falan demek de yok. Türklerin ırkçı olmadığı, başka herkesin, ama öncelikle Batılıların ırkçı olduğu dünyasında ferah fahur yaşamaya devam ediyor. Edebiliyor, çünkü bize böyle bir dünya gerek. Dünyanın böyle olması bizim için faydalı. O halde, öyle olmalı -o öyle olmasa da biz söyleye söyleye birilerini inandırırız, öyle olduğuna.
Hrant'ı öldürenlerin ırkçı olmadığını iddia edebilir mi kimse? 'Ermeni'yi öldürdüm!' diye sevinç çığlığı atan o kişinin başka patalojiden mustarip olduğunu düşündürecek herhangi bir şey var mı?
Kendine 'milliyetçi' diyeni de, 'ulusalcı' diyeni de, 'ırk' için adam öldürmeyi mubah biliyor, hatta salık veriyor.
Bu adamların herhangi bir kültürü falan da yok. Zihinlerindeki üç buçuk kırıntı, okudukları bir şeyden dökülmemiş oraya. 'Kültür' diye bir şeyleri varsa (ki 'antropolojik' anlamıyla kültür herkeste, her insan topluluğunda var), bu oraya 'sözlü kültür' olarak gelmiş. Yani çevrelerini, çevrelerinde konuşulanları, çevrelerinde benimsenen değerleri yansıtıyor. Tamam, o çevrede bulunan herkes bir Ogün Samast veya bir Yasin Hayal olmuyor, ama zaten böyle bir şey mümkün değildir. Birtakım sloganları tereddütsüz haykıran herkes o sloganların içeriğini eksiksiz yerine getirmez. Bu adamların içinden bazılarını fiilen katil haline getiren ideoloji sonuçta hepsi tarafından benimseniyor. Türkiye sıradan ideolojisi içinde güçlü bir ırkçı damar var. Bu, kısmen, 'Güneş-Dil Teorisi' gibi bilinçli çabayla üretilen, Bulgaristan'dan Kerkük'e 'kandaş', 'ırktaş' terminolojisiyle yaşatılan bir biçim alıyor. Ama daha genel olarak, kendiliğinden ama çok güçlü bir zenofobi olarak beliriyor ve zenofebiden çok çabuk ırkçılığa geçiş yapılıyor.
Bu ideolojinin sağladığı ve meşruiyet duygusuyla biri azmettirdi, öbürü tetik çekti ve ırkçılığın daha üst konumlardaki temsilcileri de bunların çevresinde tertibatlarını aldılar. Ama cenazeye katılan binlerce kişinin 'Hepimiz Ermeniyiz' diyebilmesi Türk ırkçılığını canevinden vurdu. Bunun karşısında mahvoldular ve şimdi bu kendiliğinden ırkçılıkla yetişmiş çoğunluğa bu noktadan propaganda yaparak yeniden üste çıkmaya çalışıyorlar. 'Mazlumla özdeşlenme' gibi insani bir duyguyu paylaşmaları bir yana, tanımaları bile mümkün değil- hele 'ırk elden gidiyorsa'.
Murat Belge, Radikal
16 .02. 2007 |