Mesajları okumayı bitirince gazeteleri açtım ve okumaya başladım. Ciddi haberler, magazin, spor, dedikodu, her şey var.
Önce Hürriyet'i okurum. Sayfaları açtım, karşıma çıkan fotoğrafa vallahi inanamadım.
"Vay anasını sayın seyirciler, olamaz" diye bağırmışım!
Sonra kendi kendime dedim ki: "Ateşim iyice yükseldi, hayal görüyorum."
Koluma çimdik attım, hayal görmüyordum. Fotoğraf gerçekti. Öteki gazetelerde de vardı.
Mehmet Barlas isimli köşe yazarı İstanbul'da yapılan bir toplantıdan sonra Recep Tayyip Erdoğan'ı karşısına almış, onun yanaklarını okşuyor! Elleri yanaklarında.
Yağcılık olsun diye mi?
Asla! Benim tanıdığım Mehmet Barlas yağcı değildir!
İktidar gücüne yalakalık sergilemek için mi?
Kesinlikle hayır! Öyle bir gazetecidir ki, hiçbir iktidara, hiçbir başbakana yalakalık yapmamıştır! Yaaa!...
O halde neden?
Ben bilemem, herkes kendi tahminini yapsın!
Neyse, hasta hasta yazı yazmaya gelmiştim. Kımıldayacak durumda değildim.
Önce bana güvenip kız kaçıran okuyucumun mesajını okudum, sonra Mehmet Barlas'ın başbakanın yanaklarını okşarken fotoğraflarını gördüm.
Kendime geldim, neşemi buldum. Hastalığımın tamamı değilse bile yarısı üzerimden uçtu gitti.
Emin Çölaşan, Hürriyet
24 .02. 2007 |