| |
Katil için talep ve temenni edilen empati duygusu başka din, ırk ve düşüncede olan mağdurlar için yoksa, o duygunun adına en hafifinden antipati, esasen de ırkçı nefret deniyor
Hrant Dink'in infazından sonra doğru, yanlış epey şey dile getirildi. Olayın vahametinden kaynaklanan ve klasik siyasi saflaşmanın dışına çıkan bir rahatsızlık hâkimdi söylenenlerde. Ama verilen izahlar arasında psikoloji, sosyoloji ve ekonomiden dem vuran derin bir tahlil vardı ki. Kabaca şu söyleniyordu: "Katil işsizlik, fakirlik, cehalet, amaçsızlık, umutsuzluk kurbanı olan, ruh hali bozulmuş marjinal bir mazlumdur. Onun hissettiklerini hissetmeye çalışarak onu anlamalıyız. Ona diğerkâmlıkla yaklaşmalı ve sorunu bu şekilde çözmeye çalışmalıyız".
Halbuki bizim bugüne kadar bu kanaatte olanlardan bildiğimiz, gerekçeleri ve davaları ne olursa olsun şiddete başvuranlara iflâh olmaz terörist denilmesi gerektiğiydi. Kürtlerin 1984-1999 dönemindeki eylemleri olsun, daha yakın zamanda İslami terör olarak literatüre giren dünya çapındaki eylemler olsun bunların faillerinin toplumsal konumları bugün Hrant Dink'in katilini anlamaya davet edenlerce daima 'bilimsel' tahlilin dışında tutuldu. Örneğin İslami terör faillerinin fakir ve eğitimsiz olmadıkları, dolayısıyla bu terör çeşidinin toplumsal dışlanmışlıkla açıklanamayacağı, aksine bunun salt ideolojik bir çerçevesi olduğu yollu tartışmaları hatırlayacaksınız.
Rakel Dink'in 23 Ocak günü AGOS önündeki konuşmasındaki "bebeklerden katil yaratıyoruz" teşhisinin ya da "kimse anasının karnından terörist doğmaz" yaklaşımının, teröristin sui generis yani kendinden menkul bir davranış içinde olduğu iddiasında olan kalemşörler tarafından kabul edilemeyeceğini tahmin edebilirdik. Ama öyle olmadı... Dağa çıktıktan sonra şiddete başvurarak terörist olan Kürt gencinin neden bu yola başvurduğunu anlamaya çalışmayı hakaret addedenler birdenbire "milliyetçi duygularla hareket eden" katil zanlısı oğlanı anlamak gerektiğinden söz etmeye başladılar.
Terörün tek nedeni yok
Terör eylemlerinin kuşkusuz tek bir nedeni ve izahı yok. Toplumsal ortam kadar teröristin ruh hali de fiilde belirleyici oluyor. Bir gerçek varsa o da rengi, ırkı, dini, imanı ne olursa olsun şiddet yoluyla hissiyatını ve fikriyatını dayatmaya terör deniyor. Hrant Dink'in katli tam da bu kategoriye giriyor. Altkategorisi de milliyetçi terör oluyor. Nitekim, bildiğimiz kadarıyla soruşturmayı Terörle Mücadele Şubesi'nden ekipler yürütüyor.
Cinayet sonrasında katil zanlısı için bazılarının beklediği empati eğer katledilene ve katledebileceklere gösterilseydi, ne bu ucube yaklaşımlara ne de katle gerek kalırdı. Kürt gerillanın şiddetine, Arap canlı bombanın çılgınlığına hakaret yağdırırken Türk milliyetçisinin işlediği cinayete anlayışla yaklaşacaksın. Diğer taraftan "Ermeniler soykırıma uğradı" diyen ve bunu tartışmaya açan kalem ve fikir erbabını onları susturmaya and içmiş katillerle aynı hissiyatla değerlendireceksin. Buna en nazik ifadesiyle sapla samanı karıştırmak dense de bu kanaatte olanların sadece "kendilerine ve kendileri gibi olanlara Müslüman" olduklarından şüphe yok. Eğer katil için talep ve temenni edilen empati duygusu başka din, ırk ve düşüncede olan mağdurlar için yoksa, o duygunun adına en hafifinden antipati, esasen de ırkçı nefret deniyor. En vahimi, kalemşörlerin katillerle ortak hissiyata davet ederken, müzmin aydın antipatilerine binaen kendileri gibi düşünmeyenler hakkında yazdıkları müstakbel teröristlerin amentüsü, müstakbel eylemlerin de kılıfı olabilir.
Soylu bir his olan empati bu kadar ayağa düşmemeliydi.
Cengiz Aktar: AB genişleme süreci uzmanı
Cengiz Aktar, Radikal
06 .03. 2007 |