Milliyetçilik ve 'idam'

 

Bir ay kadar oluyor, İstanbul'daki üniversitelerden birinde, öğrenci kulübünün davetlisi olarak, 'milliyetçilik' üstüne konuşmaya gitmiştik. Ömer Laçiner ile ben, yani, özellikle bu konuda, birbirinden farklı yaklaşımı olmayan iki kişi.
Öğrencilerin çoğu da, böyle toplantılarda hissedilebildiği kadarıyla, hüküm süren milliyetçi dalgadan rahatsız olan gençlerdi. Ama bazıları da, aldıkları genel ideolojik dersler sonucu, milliyetçilikle aralarına mesafe koymakta zorlanan, 'Koymak gerekir mi, gerekmez mi?', 'Konulacaksa nasıl, nerede konulacak?' bunlara pek cevap vermeyen insanlardı. Bunlar, o üniversite odasında azınlıkta olsa da, toplumda çoğunlukta olan kesimdendi.
Bu olaydan, öğrencilerden birinin bir sorusunu hatırlıyorum şimdi.
'Milliyetçi olmak kötü bir şey midir?' diye soruyordu.. aşağı yukarı bu kelimelerle. Ama bir de örnekle tamamlıyordu sorusunu: "Örneğin, Abdullah Öcalan'ın idam edilmesini istemek kötü bir şey mi?"
Özellikle aklımda kalmış olmasının birkaç nedeninden biri, bu soruda yansıyan kafa karışıklığı: örneğin onun ya da bunun idam edilmesini istemekle milliyetçilik arasında -mantıken- doğrudan bir bağlantı yok. İnsan milliyetçi olur, ama böyle bir şey istemez. Bu dünyanın bazı ülkelerinde -bunlar daha çok 'Batı demokrasileri' diye bildiğimiz ülkeler- idam cezası uzun zamandır yok. Bu ülkelerde 'milliyetçi' kalmadığı için mi yok?
Ya da tersine: adam milliyetçi değildir, ama idam cezası olmasını ister ('dini' gerekçeleri olabilir, 'ahlaki' anlayışı öyle gerektiriyor olabilir vb.).
Sanırım Ömer karşıladı bu soruyu ve 'Bir ülkenin hukuku vardır, orada
böyle şeyler belirlenmiştir. Nasıl belirlenmişse öyle yapılır. Adı ne olursa olsun, bir kişi için kural değişmez. Bu adamın idam edilmesini istememek de, istemeyenlerin o adamı beğendiğini göstermez' tarzında bir cevap verdi.
Evet, bu, son analizde, 'Devletin cezai olarak adam öldürmesi doğru mudur' sorusuna karşı aldığımız tavırla ilgili bir şey. Milliyetçilik bağlantısı dolaylı: bu soruya şöyle ya da böyle cevap veren bir ulusun parçası olmakla sınırlı.
Ben, bunun yanlış olduğuna inananlardanım. Dolayısıyla, sözün gelişi, Ogün Samast'ın ve onun hempalarının da idam edilmemesi gerektiğini savunurum.
Şimdi, bu genç öğrencinin sorduğu soru, yukarıda dediğim gibi, 'mantıken', birbiriyle bağlantılı olmayan iki şeye değinmekle birlikte, somut gerçeklik düzeyinde, aslında varolan, 'var' kılınan bir bağlantıya değiniyor; dolayısıyla, 'sistem-dışı' bir soru değil.
Bu daha derin yapı, Türkiye'de egemen olan milliyetçilik biçiminin mahiyetine bağlı. Bütün topluma sunulan bu milli ideolojinin savaşkan karakteri 'ölme/öldürme' ekseninde oluştuğu için, yalnız 'liberalizm', 'demokrasi' gibi kavramları reddetmekle kalmıyor. Kendisi kadar şiddetten yana olmayan, şiddeti temel almayan milliyetçilik anlayışlarını da mahkûm ediyor, 'yabancı ideoloji' safına itiyor.
Şu günlerde özellikle internet üzerinden pompalanan ideoloji de işte bu. Ama birbirlerine bu 'vahşi milliyetçilik'ten türeme mesajların ardında, toplumda, 'sorumlu' olması gereken mercileri dolduranların durduğu da çok belli. Onun için, yeniden soruyorum, 'müesses nizam'ın 'personel'ine: bu mu istediğiniz toplum, bu mu istediğiniz ideoloji? Bunlarla, Türkiye'yi nereye götüreceksiniz?

Murat Belge, Radikal
03 .04. 2007