| |
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın basın toplantısından ne çıktı? Ya da kimileri ne bekledi, ne buldu?
Şöyle sıralanabilir:
(1) Kimileri, Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda Büyükanıt Paşa'dan Tayyip Erdoğan'ın muhtemel adaylığına karşı net bir mesaj beklentisi içindeydiler. Sorularıyla da bu beklentiyi kaşımak, kışkırtmak istediler.
Ama bu gibiler için sonuç sanıyorum hayal kırıklığı oldu. Genelkurmay Başkanı, anayasanın sınırları içinde kaldı ve kararın TBMM iradesiyle alınacağını söylemekle yetindi.
Doğru olanı yaptı.
Büyükanıt Paşa'nın Cumhurbaşkanı seçimine ilişkin tavrı, seçim öncesinde demokrasi karşıtı bir takım spekülasyonları boşa çıkardığı için isabetli oldu.
(2) Günlükler'e gelince...
Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök'ün bir gün önce yaptığı Günlükler'le ilgili açıklaması bu konuyu ilginç hale getirmişti.
Çünkü Özkök Paşa, darbe planlarını konu alan ve Nokta dergisince eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Örnek'e ait olduğu öne sürülen Günlükler'i ve içeriğini tümüyle yok saymamış ve gayet nüanse bir tutum sergilemişti.
Onun için Orgeneral Büyükanıt'ın bu konuda ne diyeceği merakla bekleniyordu.
Büyükanıt Paşa da dikkatliydi. Sözcüklerini özenle seçti konuşurken. Konuyu hukuka havale eden soğukkanlı bir tutum içinde gözüktü. Askeri ya da sivil yargının yolunu kapatmayan bir hava verdi Genelkurmay Başkanı.
Doğru olan da buydu.
Çünkü Günlükler'in ardındaki gerçek mutlaka açığa çıkarılmalıdır. Hukukun üstünlüğü diyorsak, demokrasi diyorsak başka çaremiz yok.
(3) Kuzey Irak'la Barzani...
Türkiye'nin yakın geleceğiyle ilgili en can alıcı, en sıcak konu hiç kuşkusuz PKK ve terörle birlikte Kuzey Irak'tı.
Büyükanıt'ın mesajı da açıktı:
Asker müdahaleden yanaydı; sınır ötesi operasyonun yararlı ve başarılı olacağına inanıyordu.
Ancak şunu da ekledi:
"Bunun için siyasi karar gerekir. Bu görevin bize yasal olarak, yani TBMM kararıyla verilmesi lazım. Ancak biz bu konuda hükümetten herhangi bir talepte bulunmuş değiliz."
Genelkurmay Başkanı'nın sınır ötesi operasyon konusunda çizmiş olduğu anayasal çerçeve yerindeydi. Bu konuda son kararı verecek olan elbette siyasi otoritedir.
Ama bir nokta daha var.
Büyükanıt Paşa, böylesine hassas bir konuda askerin ne düşündüğünü hükümete bir basın toplantısıyla değil, keşke kapalı kapılar arkasında bildirseydi.
Bu daha doğru olurdu.
Büyükanıt Paşa'nın tercihlerini kamuoyu önünde belirtmesi, muhalefetin eline bir seçim öncesi iktidarı köşeye sıkıştırıcı bir malzeme sağlayan politik bir tavır olduğu için de yanlış oldu.
Bu arada Kuzey Irak'a yönelik sınır ötesi bir operasyonu, bundan önceki birçok yazımda belirttiğim gibi, Türkiye'nin çıkarları açısından riskli, sakıncalı buluyorum.
(4) Irak'ın bölünmesi...
Genelkurmay Başkanı'nın Mesut Barzani'ye dönük eleştirileri haklıdır. Irak'ın içinde bulunduğu durumla ilgili bazı teşhisleri de yerindedir.
Evet, Irak bölünme yolunda...
Bir Kürt devleti oluşuyor.
Ancak, eski deyişle bu vakıalara karşı Türkiye'nin oyun planı nedir? Bu noktanın öteden beri çok belirgin olduğunu sanmıyorum. Ayrıca, Irak'ın içinde bulunduğu durum dolayısıyla Kuzey'e yönelik sınır ötesi operasyonların da rasyonel bir opsiyon olduğu kanısında değilim.
Türkiye'nin Barzani gibilerine rağmen, Irak Kürtleri ile çatışmayı dışlayan barışçı stratejiler geliştirmesini daha doğru buluyorum.
(5) PKK ve terör...
Devletin PKK ve teröre karşı mücadelesi elbette haklı ve meşru bir mücadeledir. PKK, şiddet ve silahtan vezgeçinceye kadar sürecek bir mücadeledir bu...
Büyükanıt Paşa, "Şehit sayısının az olması içimizdeki acıyı azaltmaz!" derken de haklıydı.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt'ın, benim köşe başlarını Kürt sorunu, PKK, milliyetçilik, AB diye özetleyeceğim çerçevede söylediklerine gelince...
Şunu belirtmek istiyorum:
Askerin, yukarıda çerçevesini çizdiğim konularda öteden beri bazı ezberleri vardır. Bunları aşamıyor, bozamıyor asker. Böyle olduğu için de, baktım Büyükanıt Paşa, yukarıdaki çerçevede bazı doğruları belirtirken, maalesef bazı yanlışları da devam ettirdi.
Bu nedenle, askere dönük bazı haklı eleştirileri de asker düşmanlığı, TSK'yı yıpratma çabası olarak değerlendiriyor Genelkurmay Başkanı...
Son söz:
Keşke demokrasimiz günü gelse, Genelkurmay Başkanlarının böylesi basın toplantıları yapmalarına imkân bırakmayacak bir olgunluğa erişebilse...
Hasan Cemal, Milliyet
13 .04. 2007 |