Polisleri duyunca boğazlarını kestiler

 

Malatya'da 3 kişiyi boğazlarını keserek öldüren zanlıların kitabevi çalışanlarına bıçakla işkence yaptıkları, polislerin "Açın kapıyı" diye bağırması üzerine de boğazlarını kestikleri anlaşıldı

 

Malatya'da Zirve Kitabevi Malatya irtibat bürosunu basan zanlılardan dördünün olaydan birkaç gün önce atış talimi yaparken Organize Suçlar Şube Müdürlüğü tarafından gözaltına alındığı ancak aynı gün serbest bırakıldıkları belirlendi. Son günlerde fazla para harcamalarıyla dikkat çeken zanlıların kitabevi çalışanlarına bıçakla işkence yaptıkları, polisin "Açın kapıyı" diye bağırması üzerine de boğazlarını kestikleri anlaşıldı.
İhlas Vakfı Erkek Öğrenci Yurdu'nda kalan Emre Günaydın (19), Hamit Çeker (19), Salih Güler (20), Abuzer Yıldırım (19) ve Cuma Özdemir (20), önceki gün 10.00 sıralarında Ağbaba İşhanı'na gelerek, Zirve Kitabevi'nin bulunduğu üçüncü kata çıktı. İddiaya göre, saldırganlar kitabevi yetkilisi Necati Aydın (35), Uğur Yüksel (32) ve Alman vatandaşı Tilmann Geske'yi (46) kurusıkı tabanca tehdidiyle etkisiz hale getirip çamaşır ipiyle bağladı.

Polis 'Açın kapıyı' deyince
Yanlarında 5 adet ekmek bıçağı bulunan saldırganlar, kitabevi çalışanlarını birçok yerinden bıçaklayarak saatlerce işkence yaptı. Saat 13.00 sıralarında büroya gelen bir kişi içeride ses duyduğunu ancak kapının açılmadığını belirterek 155 Polis İmdat'ı aradı. İhbar üzerine bölgede bulunan polis ekibi birkaç dakika içinde olay yerine geldi. Kitabevinin kapısını zorlayan polis, 'Açın kapıyı' diye bağırdı. Saldırganlar bunun üzerine, o ana kadar sağ olan ve birçok yerlerinden bıçaklanan üç kişinin boğazını kesti.
Ardından grubun lideri olduğu öne sürülen Günaydın, su tahliye borusuna tutunarak kaçmaya çalıştı, ancak boru kopunca yere düşerek yaralandı. Diğer bir saldırgan su borusundan bir alt kata inmeyi başardı, ancak koridorda yakalandı. Diğer üç saldırgan da üzerlerine atlayan polislerce etkisiz hale getirildi.
Gözaltına alınanların sayısı 10'a yükselirken, zanlıların verdikleri ifadede grubun lideri olarak Günaydın'ı gösterdikleri belirtildi.
Disiplin cezası nedeniyle bir okuldan atılan ve birkaç okul değiştiren Günaydın'ın babası Mustafa Günaydın'ın İnönü Üniversitesi'nde tekniker olarak çalıştığı öğrenildi.
Günaydın ve üç kişinin olaydan bir iki gün önce Orduzu Pınarbaşı Mesire Tesisleri'nde kurusıkı tabancayla atış talimi yaptığı belirlendi. Malatyaspor'un antrenman sahasına yakın bir yerde atış talimi yapan gençler, çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine Organize Suçlar Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alındı. Ancak ifadeleri alınan zanlılar serbest bırakıldı.
Cinayeti soruşturmak üzere dört savcının görev yaptığı öğrenilirken, zanlılar için de 7 gün ek gözetim süresi alındı.

Bugün kapatılacaktı

Kitabevinin saldırı gerçekleşmeden önce faaliyetlerine son vermek amacıyla ilgili makamlara başvuru yaptığı öğrenildi. Zirve Kitabevi saldırı gerçekleşmeseydi Malatya'daki faaliyetlerine bugün son verecekti. Öldürülen Alman Geske'den önce kitabevinde Güney Afrikalı ve ABD'li kişilerin çalıştığı bildirildi. Kitabevi çalışanlarından Yüksel'in de misyonerlik faaliyetlerinden dolayı ailesi tarafından evlatlıktan reddedildiği öne sürüldü.

Günaydın tekvando eğitmenliği yapıyordu

Saldırının planlayıcısı olduğu öne sürülen Emre Günaydın'ın Doğanşehir ilçesinde tekvando kursunda eğitmenlik yaptığı belirlendi. Malatya'da oturan baba Mustafa Günaydın, Koyunlu Mahallesi'ndeki evine kapandı. Günaydın'ın amcasının oğlu Serkan Günaydın, Emre Günaydın'ın din konusunda bir aşırılığı veya radikal duruşu olmadığını belirterek, "Emre'nin olay ile bağlantısının ne olduğunu bilmiyoruz. Bir tavuğun bile kesilmesine dayanacak biri değildir" dedi. Hastaneye kaldırılan ve beyninde ödem bulunan Günaydın'ın hayati tehlikesinin sürdüğü bildirildi.

Saldırganlar önce arkadaşlık kurmuş

Saldırganlar ifadelerinde, eylemi 3 ay önce planladıklarını ve bu amaçla Abuzer Yıldırım'ın sık sık kitabevine giderek buradaki görevlilerle yakın arkadaşlık kurduğunu, daha sonra hedeflere yönelik çalışma yapıldığını anlattılar. Emre Günaydın'ın da, bir süre önce "faaliyetlerinden etkilendiğini ve Hıristiyanlığı tanımak istediğini" belirterek kurbanlara yaklaştığı, bazı özel günlere katıldığı ortaya çıktı. Bir kavgadan dolayı, kitabevinin kapısını kimseye açmayan görevlilerin, olay günü Günaydın ve arkadaşlarının gelmesi üzerine kapıyı açtıkları kaydedildi. Zanlıların, yakalanma-maları halinde eylemlere devam edecekleri yönünde bilgi verdikleri de öğrenildi.

Sık sık internette chat yapıyorlardı

Polis, şu ana kadar saldırganlarla bağlantılı olarak herhangi bir örgüt, organize suç şebekesi ve cemaat tespit edemedi. Geçtiğimiz Ekimden bu yana İhlas yurdunda kalan gençler burada tanıştı. Yurt arkadaşlarına göre, saldırganlar hap kullanan, içki içen, kavgacı, psikopat tiplerdi. Sık sık internette "chat" yapan saldırganların yatak ve dolaplarında yapılan aramada da yasadışı herhangi bir materyale rastlanmadı. Ancak kız arkadaşlarıyla ve içki içilebilen mekânlarda çektirdikleri çeşitli fotoğraflar ele geçirildi.


Önce Geske'yi öldürdüler
Zirve Kitabevi'ne gelen saldırganların önce Alman vatandaşı Tilmann Geske'yi öldürdüğü, polisin büroya gelip kapıyı çalması üzerine de Uğur Yüksel ve Necati Aydın'ın boğazını kestiği ortaya çıktı.
Olayı polise ihbar eden Protestan cemaati üyesi Gökhan T., büroya geldiğinde kapının kilitli olmasından şüphelendiğini belirterek, "Uğur'u telefonla aradığımda içeriden ağlama sesleri geliyordu. Bana bir otelde olduklarını, oraya gelmemi isteyince şüphelenip polisi aradım" dedi.


Uğur'u telefonla aradım
Olay günü büroya eşiyle birlikte geldiğini söyleyen T., büro kapısının kilitli olmasından şüphelendiğini kaydederek, katliamı yakınlarına şöyle anlattı:
"Biz büronun kapısını hiç kilitlemeyiz. Kapıyı açamayınca Uğur Yüksel'i telefonla aradım. Uğur telefonu açınca, yanından ağlama sesleri geliyordu. Ona 'Neredesiniz?' diye sorunca, 'Biz ... oteldeyiz, bir toplantımız var, sen de oraya gel' dedi. Ancak sesi çok kötüydü. Bunun üzerine hemen polisi arayıp durumu bildirdim."
Büroda 3 oda bulunduğunu anlatan T., polisin büroya gelerek kapıya vurduğunu ve "Açın kapıyı, polis" diye bağırdığını söyledi. T. şöyle devam etti:
"Ancak kapı uzun süre açılmadı. Bunun üzerine polis kapıyı kırıp içeriye girdi. Bir odada Geske, bir başka odada Uğur ile Necati öldürülmüştü. Saldırganlar polisin geldiği sırada Uğur ve Necati'yi sorguluyordu. Çünkü ben telefonla aradığımda Uğur'la konuşmam sırasında ağlama sesleri vardı.
Polis gelene kadar ikisi de öldürülmemişti. Polisin sesi üzerine ikisinin de elleri ve ayakları bağlıyken boğazları kesilmiş. İçeriye girdiğimizde saldırganlardan biri pencereden aşağı atladı. Diğer saldırganları da polis yakaladı."

Milliyet
20 .04. 2007