İstanbulluya polis terörü

 

Polis 1 Mayıs'ı tüm İstanbullulara zehir etti. İşçileri Taksim'e sokmamak uğruna öyle akla zarar önlemler alındı ki kent felce uğradı. Halka ve göstericilere terörist muamelesi yapıldı

17 bin polis görev yaptı İstanbul'da dün çevre illerden gelen takviye ekiplerle birlikte 17 bin polis vardı. Özellikle Taksim ve çevresinde mevzilenen polisler gösteri yapmak isteyenlere hiç acımadı. Gaz bombası ve tazyikli suyla göstericileri dağıtan polis, coplarının yanı sıra tüfeklerinin dipçiklerini de sık sık kullandı.

Böyle önlem olur mu? Sabah evlerinden çıkan yüz binlerce kişi, neye uğradığını şaşırdı. Normalde yoğun olan köprüde trafik tek şeride indirilmişti. Ana arterlere de barikatlar kurulmuştu. Pek çok vatandaş işlerine gidebilmek için yürüdü.

* * * * *
Kara da iptal deniz de
İstanbul İstanbul olalı böyle beceriksiz yönetim görmedi. 1 Mayıs İşçi Bayramı'nı Taksim'de kutlamak isteyen DİSK'i engellemeye çalışan Vali Hilmi Güler, vapur, tramvay ve metro seferlerini iptal etti. Köprü girişleri ve TEM gişelerinde de yol tek şeride indirilince trafik saatlerce kilitlendi.
Yüzlerce kişi gözaltında
Dolmabahçe'de toplanıp Taksim'e gitmek isteyenler polisin sert müdahalesiyle karşılaştı. DİSK üyeleri tüm engellemelere rağmen Taksim'e çıkmayı başardı. Güvenlik güçleri Taksim ve çevresinde akşam saatlerine kadar gösterici kovaladı. Gün boyunca çıkan olaylarda yaklaşık 700 kişi gözaltına alındı.

* * * * *
Vatandaş da dayak yedi gazeteci de

Polisin müdahalesi sonucu çok kişi yaralandı.

Polis yoldan geçenleri de görevini yapan gazetecileri de dövdü. Radikal muhabiri Demet Bilge Ergün iki kez polisin hışmına uğradı.
Güvenlik güçleri Taksim'deki televizyon ekiplerinin canlı yayın yapmasını da engelledi.
Gaz bombaları sadece göstericileri değil yoldan geçen herkesi etkiledi. Taksim'de bazı turistler de polis copundan nasibini
aldı.
Trafik yüzünden borsa da yarım saat geç açıldı. Pek çok vatandaş uçağını kaçırdı.
Bursa ve İzmit'ten İstanbul'a gelen işçileri taşıyan feribot, polis tarafından uzun süre Eskihisar Feribot İskelesi'ne yanaştırılmadı.

'Görevdeyiz' sözü yeterli olmadı, coplar inmeye devam etti
Beyoğlu'nun girişinde birkaç gazeteci bekliyoruz. Kalabalık bir süre slogan attıktan sonra ortalık karışıyor. Tam bu sırada başıma bir cop iniyor, sonra kollarıma, sırtıma. "Gazeteci" olduğumu söyleyince, polis 'haklı' gerekçesini açıklıyor: "Dolaşma o zaman ayağımın altında..."
Bir kadın polis başımın kanayıp kanamadığını kontrol ediyor, "Üzgünüm" deyip elimi sıkıyor...
İstiklal Caddesi'nin ortalarında, bütün gazetecilerin gözleri sabahtan beri atılan gaz bombalarından kıpkırmızı. Gerginlik artarken bir sivil polis Vatan gazetesi muhabiri Bülent Ergün'e polislerin resimlerini çektiği iddiasıyla müdahalede bulunuyor. Polis, Ergün'ü gözaltına almak isterken, gazetecilerden "Biz görev yapıyoruz" sesleri yükseliyor. Ancak polis için bu yeterli olmuyor.

'Ona vurmayın'
"Nereye götürüyorsunuz" diye soruyorum. Çünkü gözaltına aldıkları kişi hem meslektaşım hem eşim. Bu sırada arkasını dönen bir polis karnıma tekme atıyor. Kolumdan tutan gazeteden muhabir arkadaşım Timur Soykan'ın elinin kolumdan kayışını hissediyorum. Bülent'in de "Ona vurmayın" diye bağırmasını duyuyordum. Sayısını tahmin edemediğim kadar çevik kuvvet polisinin içindeydim. Bir yandan saçımı çekiyorlar, bir yandan başıma cop indiriyorlar. Eşimi görüyorum. Benimle aynı durumda. Nasıl kurtulduğumu tam hatırlamıyorum. Polis etrafımdan çekildiğinde Timur Soykan'ı ve yine aynı gazetede çalıştığım İsmail Saymaz'ı görüyorum. Bütün gazeteciler polis şiddetinin mağduru ve yaşananlara tepkili: Kanal D'den İhsan Yıldız ve aynı gazetede çalıştığım arkadaşım Umay Aktaş da coplarla dövülmüş, Su TV'nin kamerası parçalanmış. Eşimle ben rapor almak için Taksim İlkyardım Hastanesi'ne giderken meslektaşlarım, fotoğraf makinelerini ve kameralarını yere bırakıp polisi kınıyor.

Vali istedi, polis vurdu, İstanbullu işkenceden geçti
30 yıl önce 1 Mayıs'ta 36 kişinin öldüğü Taksim'de dün yine arbede çıktı. Polis, Beyoğlu'ndaki gruba biber gazı sıktıktan sonra coplarla eylemcilere saldırdı. Dayak yiyenler arasında Taksim'de bulunan turistler, gazeteciler ve eylemle ilgisi olmayan vatandaşlar da vardı. FOTOĞRAF: SERKAN OCAK FOTOĞRAF: UMAY AKTAŞ

İstanbul Valisi Muammer Güler'in emriyle polis dün sabahtan itibaren Taksim'e çıkmak için toplananlara tazyikli su ve biber gazı sıktı, copladı. Sadece eylemciler değil sokakta bulunan vatandaşlar da mağdur oldu
Vali Muammer Güler'in, Taksim Meydanı'nda 1 Mayıs kutlamasına izin vermeme gerekçesi olarak öne sürdüğü 'provokatif davranışlar', eylemcilerden değil, polislerden geldi. Eylemciler Taksim'de tek bir taş bile atmazken, güvenlik güçleri Beşiktaş, Dolmabahçe ve İstiklal Caddesi'ni bir polisin deyimiyle 'savaş alanına' çevirdi.
Polisin tavrının sertliğinin ilk ipuçları Barboros Caddesi'nde görüldü. Bir grup polis sert adımlarla yokuşu tırmanırken, yoldan geçen ve işine yetişme telaşındakilere, "Kenara ulan!" diye bağırıyordu. Korna çalan bir araca polis, copuyla vurdu; oturanlara 'Kalkın' denildi, grup halinde yürüyenler gözaltına alındı. İşe gidemeyenler, sürüklenerek polis araçlarına götürülenleri izledi.

Esnaf susturuldu
Bu sırada Beşiktaş Çarşı'da bir grup toplanabildi. Halkevleri ve Sosyalist Demokrasi Partisi üyeleri, slogan atarken, polis caddeyi kesti. Uyarı yapılmadan gaz bombaları yağdı. Düşenlere coplarla vurdular. Dükkânı açık esnafın ve çevreden geçenlerin tamamı yerde böğürerek kıvranıyordu. "Niye bu kadar gaz attınız" diyen bir esnaf, polis kalkanıyla vurularak susturuldu. Artık polis insanların Beşiktaş sahilinden yürümesine izin vermiyordu. Herkes Maçka'ya yönlendirildi. İtiraz edenlerin akıbeti belliydi.

Polis 'soluk' aldırmadı!
Dağınık halde, Maçka Demokrasi Parkı'na doğru yürüyen 30 kişilik bir grup ilk hedeflerden biriydi. Polis uyarı yapmadan gruba su sıktı. Sonra da gaz bombaları beyaz şeritler bırakarak Teşvikiye'ye indi. Aynı görüntüler Fındıklı, Kabataş ve Dolmabahçe'de de yaşandı. Bir vatandaş, "İşçi bayramı değil, polis bayramı" diyordu. Kabataş'ta meslektaşını arayan bir polis şöyle diyordu: "Hani, 30 yıl önce midir, nedir, işçiler öldürüldü ya, bunu anacaklarmış. Sen kimsin ki devlete kafa tutuyorsun! Aman kardeşim, sicil numaranı sakla. Soruşturmalar filan, neme lazım! Sonra kemiğine kemiğine vurun! Allah yardımcınız olsun."

Tertip komitesi gözaltında
Okmeydanı Fatma Girik Parkı'nda yüzleri maskeli bir grubun sapanlı direnişine polis aynı silahla yanıt verdi.
Biraz sonra Dolmabahçe'ye 1 Mayıs Tertip Komitesi geldi. Ellerinde çiçekler vardı. Çiçek, sonucu değiştirmedi: Komite Başkanı ve DİSK Genel Sekreteri Musa Çam'ın da olduğu 48 kişi gözaltına alındı. Gözaltılar gün boyu sürdü. Gözaltına alınanların içinde oyuncu Nur Sürer de vardı. Bu arada, İnönü Stadı'nın önünde yüzlerce polis emir bekliyor, önlerinde duran İl Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'ın gözlerine bakıyordu.
DİSK'e bağlı Sinema Emekçileri Sendikası (Sine-Sen) üyeleri Fındıklı'dan Dolmabahçe'ye girdi. Ellerinde sendikanın parkartı; pankartın ucunda, yılların oyuncusu sendika başkanı Yusuf Çetin vardı. İlk önce coplar indi kalktı. Sonra üzerlerine panzerden su sıkıldı. Sonra gaz bombaları atıldı. Sinemacılar soluksuz kalmıştı. Çetin, bir ağaca tutunmuş öksürüyordu. Ardından parka giden ÖDP'liler de aynı akıbete uğradı.
Bu sırada İstiklal Caddesi'nde yaklaşık 2 bin kişi vardı. Taksim Meydanı'nı dolduran binlerce çevik kuvvet ve panzerler, caddede yolu kesti. Cerrah, çevik kuvvetin önündeydi. Art arda gaz bombaları atıldı. Panzer su sıktı. Yüzlerce insan dumanın içinde kayboldu. Yaşlı bir kadın sıkıca tuttuğu koltuk değneğiyle yerde yatıyordu. Gözleri kıpkırmızı, "Ölüyorum" diye inliyordu. Gazeteciler, gözlerine limon sürerek onu kendine getirmeye çalıştı. Ara sokaklara hedef gözetmeksizin gaz bombası atıldı. Polise sadece Tarlabaşı'ndaki bir grup taş attı. Polis de tuğla ve taşlar atarak yanıt verdi. Bombalar camları kırarak bazı evlerin içine girdi. Taksim'deki Makina Mühendisleri Odası'na ve Talimhane'deki Sosyalist Demokrasi Partisi binasına gaz bombası atıldı. Okmeydanı'ndaysa göstericilerle, polisler çatışıyordu.

'Savaş alanına çevirdik'
Polisin dünkü uygulamaları büyük tepki aldı. Vatandaşlardan kiminin üstüne biber gazı kiminin üstüneyse tazyikli su sıkıldı.
Boşalmış caddede çevik kuvvet ve panzerler geçiş yaptı. Bir polis cep telefonuyla konuşurken "Savaş alanına çevirdik, şerefsizim" diyordu. Caddenin kenarında duran pek çok kişi polis tarafından tekmelendi. Turistler bile rengârenk kıyafetleri yüzünden eylemci sanılarak dövüldü. Sokak aralarında buluşanlar, "İnadına 1 Mayıs" sloganları atarak yeniden caddeye çıktı. Polis her gelişinde daha sinirliydi. Bir adam "Ben hiç bir şey yapmıyorum" diye bağırıyor, polis aona yumruk ve tekme atıyordu. Yüzünü tutarak uzaklaşırken "Yemin ediyorum, pazarlamacıyım ben" dedi.
Onunla aynı akıbete onlarca kişi uğradı. Gün sonunda yaklaşık 700 kişi gözaltına alınmış, yüzlerce kişi de yaralanmıştı.

'Olağan şüpheli' 12 milyon kişi
'İçeriği ve boyutu' açıklanmayan provokasyon riski nedeniyle 12 milyon İstanbulluya potansiyel terörist muamelesi yaptı. DİSK'i 1 Mayıs'ta Taksim'e sokmamak uğruna, iki kıtaya yayılan kentte ulaşımın omurgası kırıldı, binlerce kişi üst aramasından, kontrol noktalarından geçirildi
'Okullar olmasaydı maarifi ne güzel idare ederdik' anlayışı, dün bir kez daha milyonlarca İstanbulluyu perişan etti. "Bu 1 Mayıs'ta Taksim Meydanı'ndayız" diyen DİSK'e 'Günlük yaşam engellenir, trafik altüst olur' diyerek izin vermeyen İstanbul Valiliği, DİSK'i Taksim'e istediği nizam içinde sokmayı başardı. Ama bu arada 12 milyonluk kentte trafik de günlük yaşam da altüst oldu.
Taksim'e eylemcilerin toplu halde çıkışı engellemek uğruna vapur, metro, tramvay, nostaljik tramvay, hızlı tramvay, füniküler hat seferleri durdurulup köprüler üzerinde trafik yavaşlatılınca, iki kıtaya yayılan kentte ulaşımın omurgası kırıldı. Evinden işine altı saatte gidebilenler, trafikte beklerken uçağını kaçıranlar, ara yollarda saatlerce yürümek zorunda kalanlar gün boyu internet sitelerine şikâyet yağdırdı.

Sanki iki ayrı kent!
Çağlayan'da pazar günü 1 milyon kişinin katıldığı mitingi ağırlayan İstanbul, 48 saat geçmeden bambaşka bir görünüme büründü. İstanbul'da dün turistler de dahil sokağa adımını atan herkes 'kontrol noktaları ve polis aramaları'yla potansiyel terörist muamelesini gördü. Taksim, Dolmabahçe ve Beşiktaş civarındakiler biber gazı ve coptan da nasibini aldı.

Saat 07.30: İstanbul
İstanbul'da kargaşa vapur seferlerinin iptaliyle başladı. Saat 07.30'dan sonra Mecidiyeköy-Taksim arası metro seferleri, Yusufpaşa-Kabataş hızlı tramvay seferleri, Kabataş-Taksim füniküler seferleri, Tünel ve nostaljik tramvay seferleri durdu. İETT ve özel halk otobüsleri Taksim'deki otobüs duraklarına uğramadan transit geçti. Çoğunlukla başka hatlarla bağlantılı olarak kullanılan bu hatları kullananlar sokaklara dökülüp yürümeye başladı.
Kadıköy ilçesindeki Kumluk İşletme Şefliği otobüs duraklarından kalkan İETT otobüsleri ve Kadıköy-Moda seferini yapan tramvay seferleri iptal edildi.

Otomobilim nerede?
Taksim, Kabataş, Beşiktaş, Dolmabahçe civarında oturanlarsa sabah kalktıklarında otomobillerini aramaya başladı. Bölgedeki otoparklar boşaltıldı, araçlar çekildi. Uzun süre boyunca da parka izin verilmedi.
Sabah saatlerinden itibaren Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Boğaziçi Köprüsü, Unkapanı Köprüsü, Galata Köprüsü ile Taksim'e çıkan bütün cadde ve sokak üzerlerinde güvenlik güçlerince kontrol noktaları oluşturuldu. Polisin köprülerden geçişleri tek şeride düşürmesi nedeniyle kentin Anadolu yakasından Avrupa yakasına geçiş tamamen kilitlendi. Umudunu yitirenler araçlardan inip yürüyerek evlerine ya da işyerlerine ulaşmaya çalıştı.

Avrupa kapısı kapandı
Büyükşehir Belediyesi Trafik Kontrol Merkezi, öğle saatlerine kadar Avrupa yakasına geçişlerin durma noktasına geldiğini açıkladı. Trafik yoğunluğu Boğaziçi Köprüsü'nün bağlantı yollarında Kızıltoprak'a, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü bağlantılarında Küçükbakkalköy'e kadar uzadı. Avrupa yakasına geçişlerde Çamlıca'dan itibaren trafik yoğunluğu yaşandı.

Ve Eskihisar kuşatması
Valiliğin Taksim'i 'savunma' halkaları Gebze'ye kadar uzadı. Yalova Topçular'dan Gebze Eskihisar'a geçen feribot, içinde Bursa ve İzmit istikametinden gelen işçileri taşıyan otobüsler olduğu gerekçesiyle, daha Eskihisar açıklarındayken Sahil Güvenlik botlarınca kontrol altına alındı.
Açıkta durdurulan Karamürsel ve Ata Nutku adlı feribotlar, uzun bir bekleyişin ardından ancak saat 11.00 ve 11.45'te sırayla Eskihisar İskelesi'ne alındı. Feribottan indirilen üç-dört bin kişilik kitle beş kilometre sloganlarla yürüyerek miting yaptı.
400 civarında çevik kuvvet mensubunun yaptığı aramanın ardından otobüslerin geçişine ancak saat 12.30'dan sonra yani Taksim'de, 1977 1 Mayısı'nda ölenlerin anısına yapılacak miting dağıldıktan sonra izin verileceği açıklandı. Aramalarda1 Mayıs pankartları ve ses çıkarmaya yarayan aletler bulundu. Gelişmeler nedeniyle Eskihisar ile Yalova Topçular arasında düzenlenen feribot seferleri dün saat 13.00'e kadar durdu. Bu saate kadar polis, Eskihisar feribot iskelesine gelmek isteyen araçları karayolundan TEM'e ve D-100'e yönlendirdi.

29 yıl sonra Taksim
Taksim Meydanı'nda, 29 yıl aradan sonra ilk kez 1 Mayıs kutlaması yapıldı. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı Süleyman Çelebi,'nin de bulunduğu heyet Dolmabahçe Parkı'nda buluştu. Heyet Taksim'e önce otobüsle götürülmek istendi. Çelebi, bunu reddetti. Önde Çelebi ve meslek odalarının başkanları vardı. Heyetin arkasında yaklaşık 750 kişi toplanmıştı. Grubu bir polis topluluğu çevreliyordu. Gümüşsuyu, sloganlarla çıkıldı. Ellerde karanfiller vardı. Ayaspaşa'daki evlerden alkışlar yükseliyordu. Grup, 1977 yılında 36 işçinin öldürüldüğü, en son 1978 yılında çıktıkları meydana 29 yıl sonra yeniden girdi.

'Hapishaneye döndü'
Kazancı Yokuşu'ndaki heykelin üzerinde konuşan Çelebi, sıkıyönetim dönemlerinde bile görülmeyecek bir uygulamayla yüz yüze geldiklerini belirterek "Artık Taksim, İstanbul ve tüm Türkiye miting alanı" dedi. 1 Mayıs çelenginin polis tarafından parçalandığını vurgulayan Çelebi, şöyle konuştu: "Bir çiçeğe bile tahammül edemeyenlerden demokrasi beklenemez. Vali Muammer Güler, İstanbul'u hapishaneye çevirdi."
Çelebi, daha sonra yaptığı topantıda halkın cezalandırıldığını vurgulayarak şöyle konuştu: "İstanbul'da terör estiren, hukuku ayaklar altına alan vali istifa etmeli."

İstanbul, Radikal
02 .05. 2007