Çılgınlık ve akıl

 

Ülkemiz Türkiye’nin tam da ortasında bulunduğu bir bölgede büyük bir çılgınlık yaşanıyor.

Irak’ta yaşanan vahşet ve çılgınlığın bir biçimde her geçen gün artan bir dozda bizim topraklarımıza da sirayet etmeye başladığı görülüyor.

Yaşanan olayların uluslararası konjonktürde, birilerinin ‘yüksek politika’ diye adlandırabileceği bir düzeyde anlamı, tekabül ettiği bir gerçeklik olabilir.

Ama, bu ‘gerçeklik’ ya da reel politika terör, masum insanların, gençlerin ölümü olarak tezahür ediyorsa, bu yaşananların çılgınlık olarak adlandırılmasından başka yol, yöntem yok, daha doğrusu olmamalı.

Çılgınlığın bu kadar yükseldiği bir ortam belki de aklın, sağduyunun en fazla gerekli olduğu, devreye girmesi gerektiği de bir dönem.

***

Bu yazıyı yazdığım sabahın gecesinde Şırnak’ta bir yarbayımızın, bir binbaşımızın, bir erimizin uzaktan kumandalı bir aygıtla şehit edildiği haberini aldık.

Şu an, şu saat için gelinen çılgınlık ortamının son aşaması bu vahşet.

Yukarıda da belirttiğim gibi, tam da bu çılgınlık ortamının içinde debelendiğimiz saatler akla, sağduyuya, standart dışı yorumlara en çok ihtiyaç duyacağımız anlar, saatler.

Olayların resmi yorumu, Kuzey Irak’taki gelişmelerden cesaret ve lojistik destek alan terör örgütü PKK’nın, Türkiye’yi destabilize etmek, kitlesel desteğini artırmak için terör eylemlerini yükselttiği, nihai amacın da Türkiye’nin Güneydoğu bölgesini de içine alacak bağımsız bir Kürt devleti ya da federal bir yapı oluşturmak.

Aynı resmi yorum, bu projenin arkasında da, 1 Mart tezkeresini izleyen dönemde ABD’nin ve bazı AB ülkelerinin varlığı.

Bu tez de doğal olarak kendi karşı eylem planını da beraberinde gündeme taşıyor ve TSK’nın Kuzey Irak’a girmesi yönünde hazırlıklar başlıyor.

En genel hatlarıyla böyle özetlenebilecek söz konusu resmi tez doğru olabilir.

Bu tez doğru bile olsa karşı eylem planının yani Kuzey Irak’a girişimizin askeri, siyasal olarak ne kadar etkin sonuçlar doğurabileceği tartışmalı.

Beni en çok düşündüren konu ise bu resmi tezin, en azından bize yansıdığı kadarı ile, doğru olmama ihtimali konusunda yeterli tartışmanın yapılmamış, yapılamamış olması.

Benim algılayabildiğim kadarı ile başarılı kurmaylık demek bu konularda olabilecek tüm ihtimalleri, tüm boyut ve sonuçları ile, hiç bir dogma ve ön kabul olmaksızın düşünmek, tartışmak.

Bu eksikliğin, bu yanlışın temel bir nedeni de; yaratılan resmi yorum ortamının, alternatif yaklaşım çabalarını caydırması, hatta ‘teröre, bölücülüğe çanak tuttuğu’bahanesi ile terörize etmesi.

Yaşanan çok korkunç olayların PKK’nın bağımsız, güdümsüz eylemleri olma ihtimali olduğu kadar, PKK’nın birilerinin taşeronluğunu da yapması ihtimali söz konusu.

PKK şu ya da bu amaca yönelik, şu ya da bu devletin gizli servislerinin, örgüt ve kunumlarının Ankara’ya yönelik mesajlarını taşımak, iletmek için bu eylemleri yapıyorsa karşı eylem planlarının çok başka bir çerçevede düşünülmesi, hesaplanması kanımca temel bir zorunluk.

PKK’nın yine çerçevesini bilemeyeceğimiz bir biçimde iç politika oyunlarına konu ediliyor olması da tümü ile ihtimal dışı değil; Cumhurbaşkanlığı seçimine ve genel seçimlere giden yolun kolay olmayacağı çok önceden yüksek sesle dile getirilmiş idi, hatırlıyorsunuz.

Sözün özü

Bölge ve Türkiye, stratejiik amacın çok da rasyonel (!!!) olduğu söylense bile, tam bir çılgınlık ortamından geçiyor.

Bu ortamın bize taşıdığı temel sorumluluk her konuyu, her boyutu ile düşünmek, tartışmak ve caydırıcı, terörize edici söylemlere prim vermemek.

Eser Karakaş, Star
11.06.2007