Blair, Milliyet aracılığıyla Türkiye'ye seslendi

 

Bir makale kaleme alan Blair, Türkiye'nin modernleşmesinin yalnızca bütün dünya için yaşamsal bir önem taşıdığını, bölgede hiçbir ülkenin sahip olmadığı özel ilişkileri bulunduğunu yazdı

Önümüzdeki çarşamba günü 10 yıldır sürdürdüğü İngiltere Başbakanlığı görevinden ayrılacak olan Tony Blair, görevine veda etmesi dolayısıyla Türkiye için özel olarak bir makale kaleme aldı ve bunu yayımlatmak için Milliyet'i seçti.
Blair, "Tüm Dünyanın Gözü Türkiye'nin Üzerinde" başlığını koyduğu veda makalesinde Milliyet aracılığıyla Türk halkına şöyle seslendi:
"Tüm dünyanın gözü Türkiye'nin üzerinde; çünkü, muhteşem ülkenizin durmaksızın devam eden modernleşme süreci, yalnızca Türkiye için değil aynı zamanda Avrupa, Ortadoğu ve bütün dünya için de yaşamsal bir önem taşıyor.

AB KARARLILIĞINIZI VE DİRENCİNİZİ SÜRDÜRÜN

Görev süremin şu son günlerine yaklaşırken, Türk halkına ekonomik ve siyasi reformları devam ettirip, demokratik kurumlarını güçlendirmek suretiyle Avrupa Birliğine tam üyelik hedefine ulaşma konusundaki kararlılık ve direncini koruması çağrısında bulunmak istiyorum.
Bu hedefin gerçekleşmesi, Türk halkının refah ve güvenliğini artıracak ve hepimiz için büyük yararlar sağlayacaktır.

BÖLGEDE ÇOK ÖZEL İLİŞKİLERİNİZ VAR

Çağdaşlaşan, dışa dönük bir Türkiye'nin dünyaya sunacağı, gerek ekonomik gerek politik çok büyük katkılar söz konusudur.
Türkiye, Ortadoğu'da kilit bir rol oynuyor. Bölgede, mevcut hiçbir Avrupa Birliği üyesinin benzerine sahip olamadığı ilişkilere ve itibara sahip. Yakın zamanda yaşanan şu üç örnek Türkiye'nin insanları nasıl bir araya getirebileceğini açıkca gözler önüne sermiş olmalıdır: Türkiye'nin Irak'ın komşuları konferansı inisiyatifinde üstlendiği rol, Solana ve Laricani'yi İran'ın nükleer çalışmaları konusunu görüşmek üzere bir araya getirmesi ve Pakistan ile Afganistan arasındaki görüş ayrılıklarını konuşmalarına imkân sağlamak üzere devlet başkanları Müşerref ile Karzai'ye ev sahipliği yapması...

MODERN OLMAK DAHA AZ MÜSLÜMANLIK DEĞİL

Türkiye, Batı ile Müslüman dünyasının bir arada var olamayacağını söyleyenlere verilebilecek en iyi yanıt olarak dimdik ayakta durmaktadır.
Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan bu laik, çağdaş Avrupa demokrasisi, modern olmanın daha az Müslüman olmak anlamına gelmediğinin yaşayan en canlı örneğidir; demokrasi, eşitlik ve özgürlük istemek, dininizi reddetmeniz anlamına gelmez ve yine aynı şekilde Avrupa'ya yakınlaşmak da İslamdan uzaklaşmak demek değildir.

İRLANDA TERÖRÜNDEN ÖĞRENDİKLERİMİZ...

Türkiye, PKK'dan kaynaklanan son derece büyük bir terör tehdidiyle karşı karşıyadır. El Kaide terörü ve benzer türleriyle mücadelemiz sırasında, bizlerle omuz omuza durduğunuz gibi, bizler de sizin PKK terörü ile mücadelenizde sizlerle omuz omuza duruyoruz. Ancak, İrlanda kökenli terörden öğrendiğim üzere, kuvvetli güvenlik önlemlerinin, şiddeti reddeden kişilerle girilecek siyasi bir süreçle birleştirilmesi gerekiyor.

SINIR ÖTESİ HAREKâT BİR FELAKET OLUR

Türkiye'nin, Kuzey Irak sınırındaki sorunları barışçıl yollarla çözme arayışlarını ve bu konuyu görüşmek üzere Irak Başbakanı'na yaptığı daveti memnuniyetle karşılıyorum. Sınır ötesi askeri harekâtın getireceği kısa vadeli kazançlar, uzun vadede bölgesel istikrarın kötüleşmesinin yaratacağı felaketin altında süratle kaybolacaktır.
2050'DE EN BÜYÜK 10 EKONOMİDEN BİRİSİNİZ
Son yılların en olumlu gelişmelerinden birisi de Türkiye'nin ekonomik başarısı olmuştur. Gerçekleştirilen ekonomik reformlar güçlü bir büyüme sağlamıştır. Çok yakın bir zamanda Avrupa'nın en büyük altıncı ekonomisi haline geleceksiniz.
2050 yılı itibariyle ise mevcut büyüme oranlarıyla dünyanın en büyük on ekonomisi arasında yer alacaksınız.

AVRUPA'NIN ENERJİ KORİDORU OLUYORSUNUZ

Türkiye son derece etkileyici bir düzeyde yabancı yatırım çekiyor.
Bu yıl yabancı yatırım hacminin 30 milyar Amerikan Doları'na ulaşması bekleniyor. Bu durum, yaşam standartlarınızı yükseltip yerel ve uluslararası düzeyde çok büyük iş imkânları yaratırken, sağlanan gelişmeler zincirleme etkilerini Irak da dahil olmak üzere bölgesel ekonomiler üzerinde de gösteriyor.
Avrupa güvenli enerji ulaşım yollarının önemini kavrarken, Türkiye Avrupa için bir enerji koridoru haline gelmeye başlamıştır.

DEMOKRASİDE GERİLEME HEPİMİZE ZARAR VERİR

Eğer Türkiye demokraside geriye gider, siyasi ve ekonomik açıdan daha içe dönük bir ülke haline gelirse, bundan hepimiz zararlı çıkarız. Böyle bir şeyin olmayacağından eminim. Türkiye'nin AB katılım süreci önemli bir etkendir.
Bu süreç, ilerleme için bir çerçeve belirlemekte ve gerek ekonomik reformlar gerek siyasi haklar konusunda bir çağdaşlaşma standardı oluşturmaktadır. Türkiye'nin üyeliği, 550 milyondan fazla insan için tek bir pazar oluşturacaktır. Türkiye'nin sağlam bir şekilde Avrupa ile buluşturulması, dünyada barış, ekonomik kalkınma ve demokrasi için büyük bir güç yaratacaktır.
Ayrıca bu, ülkedeki siyasi özgürlükleri, ekonominin rekabet gücünü ve demokratik laikliği de kökleştirecektir.

GÜÇLENMENİN YOLU İÇE DEĞİL, DIŞA BAKMAK

Çağdaş dünyada ülkeler, içe dönüklüğe yönelerek değil, dışarı bakıp oluşturdukları uluslararası ortaklıklar ve bu şekilde dışarıda kazandıkları nüfuz yoluyla güçlenmektedir. İngiltere Başbakanı olarak görev yaptığım on yıllık sürenin sonunda benim gördüğüm Türkiye, 1997'ye kıyasla çok daha demokratik, ekonomik olarak daha güçlü ve uluslararası platformda ise kendine daha çok güvenenen bir ülkedir. Bu gerçekten iyi bir gelişmedir. Bunun önümüzdeki on yıl süresince de devam edeceğinden eminim.
Ve bu büyük ülke gittikçe daha da önemli bir Avrupalı ve küresel aktör olma yolunda ilerlerken, ben de dostu ve destekçisi olmaya devam edeceğim.

 

Parti başkanlığını devretti
Blair, İşçi Partisi Genel Başkanlığı'nı dün Maliye Bakanı Gordon Brown'a devretti. Üç gün sonra da Başbakanlığını Brown'a devredecek olan Blair, Manchester'da düzenlenen İşçi Partisi Kurultayı'nda üyelere Brown'ı övdü.

Milliyet
25.06.2007