Bugün iki ayrı konum var.
Biri son günlerde medyaya yansıyan eksikler ve yanlışlar öteki de sevgili okurlarım arasındaki etkileşim isteği.
***
Başbakan Recep Tayip Erdoğan bir açıklama yapmış ve "Bu seçimde yüzde 84 oy kullanılmıştır. AKP oyların yüzde 47'sini almıştır. Yüzde 100 üzerinden bunun hesabını yapacaksanız AKP'nin aldığı oy yüzde 55.4'tür" demiş.
Başbakan ya hesap bilmiyor ya da bilmezlikten geliyor.
Yüzde 84'ün yüzde 46.7'si, yüzde yüzlük seçmen kitlesi üzerinden yüzde 55.4 değil, yüzde 39.2 eder.
Kendisine teşekkür borçluyuz, böylece medyanın pompaladığı gibi her iki seçmenden birinin değil, her on seçmenden dördünün AKP'ye oy vermiş olduğunu da hesaplamış olduk.
İkinci bir örnek Amerikalı bir politikacıdan.
Richard Holbrooke, geçenlerde bir açıklama yapmış : "ABD, 11 Eylül'den beri dünyanın her yerinde ılımlı İslami demokrasileri istediğini belirtiyor, ama sadece iki tane var: Türkiye ve Malezya" demiş.
Bu cümlede iki yanlış var:
Birincisi, Türkiye bir İslam demokrasisi değil.
İkincisi, Malezya demokrasi değil, çünkü laik değil, Müslümanlar için şeriat kuralları geçerli.
Son örnek Sabah gazetesi yazarı Emre Aköz 'ün 2 Ağustos tarihli Kemalistler az okuyor başlıklı yazısından:
"Geçen gün Prof. Mehmet Altan hatırlattı: 2002 yılında kaybettiğimiz Hukuk Profesörü Bülent Tanör , bundan 10 yıl kadar önce, TÜSİAD için Ocak 1997'de yayımlanan kapsamlı bir çalışma yapmıştı. Adı: 'Türkiye'de Demokratikleşme Perspektifleri'. Oradan hareketle Altan'ın altını çizdiği nokta şu: Dünyada sadece üç devletin anayasasında 'şahıs adı' (bir insanın ismi) geçiyor. Bunlardan biri İran, diğeri Kuzey Kore. Üçüncü ülke acaba hangisi? Evet bildiniz!"
Aköz başkalarını az okumakla eleştiriyor, ama kendisi yazılarını yazmadan önce acaba yeterli oranda okuyup, araştırma yapıyor mu?
Ben anayasalar sorununu özellikle incelemedim, ama yazıyı okurken, aklıma hemen Venezuela anayasasının girişinde Simon Bolivar 'a yapılan gönderme geldi.
Daha araştırılsa kim bilir hangi örnekler bulunabilir!
Emre Kongar, Cumhuriyet
09.08.2007 |