Son saatlerde tüm ajanslardan önümüze şöyle haberler düşmeye başladı. FLAŞ... FLAŞ... FLAŞ...
Genelkurmay Başkanı’nın daveti üzerine Başbakan ve Cumhurbaşkanı hep birlikte bir Türk hamamına gitmişlerdir. Bu davet Türk basınında ‘Acaba Genelkurmay Başkanı terletmek mi istiyor’ şeklinde yorumlara neden olmuştur.
Hamamda Başbakan, Genelkurmay Başkanı’ndan sırtını kaşımasını istemiştir.
Bu ‘Dolmabahçe mutabakatının bir sonucudur’ diyen gazeteciler de çıkmıştır. Bunlar daha sonra tımarhaneye kapatılmışlardır. En sonunda Cumhurbaşkanı bir tas soğuk suyu Genelkurmay Başkanı’na uzatmıştır. Gözlemcilere göre bu ‘Soğuk duş’ işareti olarak görülmüştür.
Üç devlet adamı da masaj yaptırmamışlardır. Bu da hiçbirisinin gevşeme istemediği şeklinde yorumlanmıştır.
FLAŞ... FLAŞ.... FLAŞ...
Türk borsası hızla düştü ve dolar yükseldi. Çünkü hamam çıkışında üç devlet adamı birlikte maç seyretmeye başladılar. Fenerbahçe maçını seyrederken Abdullah Gül’ün iskemlesi biraz öne alındı. Başbakan ile Genelkurmay Başkanı arkada kaldılar.
Bu, ‘Zirvede yeni bir güç savaşı’ olarak yorumlandı. Sonra Genelkurmay Başkanı’nın aniden Cumhurbaşkanı’na doğru sağ eliyle malum işareti yaparak ‘Al, al, al’ dediği duyuldu. İşte o aşamada borsa düştü, dolar çıktı. Yabancı sermaye çıkışı başladı.
Oysa, Genelkurmay Başkanı o sırada Cumhurbaşkanı’na değil Fenerbahçe aleyhine penaltı veren maçın hakemine yapıyordu bu işareti. Bu anlaşılınca piyasalar rahatladı.
Maçın sonunda doğru üçü de bir ağızdan Fenerbahçe Marşı’nı söylediler ama Abdullah Gül’ün sözleri bilmediği görüldü. Bu da ‘Acaba askeri darbe olur mu ki’ sorusuna yol açtı. Artık Türkler’den bıkmış görünen borsa ve dolar da krize girmeye bile tenezzül etmedi. Yabancı yatırımcı da ‘Lanet olsun’ diyerek olduğu yerde kaldı.
* * *
Maç sonrası acıkan üçlü Köşk’e yemeğe gittiler. Hayrünnisa Hanım’ın ikram ettiği lezzetli yemeği yediler. Çok acıkmış olan Genelkurmay Başkanı, Hayrünnisa Hanım’a teşekkür etmek için, ‘Bugün çok şıksınız’ deyiverdi. Bu Türk Silahlı Kuvvetleri içinde acil bir kimlik krizine neden oldu.
Birinci başkan yemekten sonra ‘Aslında pek şık değildi’ diyerek, bir iç krizi önledi.
Fasulye yemiş oldukları için üçü de gaz doldular ve gazlarını çıkarmak için üçü de ayrı yönlere gittiler. Bir büyük gazete durumu fotoğraflayıp ‘Yolları ayrıldı’ başlığını attı, Türk ekonomisi çöktü.
* * *
Krizi bir noktada durdurmak için gazetecileri Köşk’e çağıran Cumhurbaşkanı, komparsita eşliğinde eşiyle dans etti. Hangi çiftin dansının daha iyi olduğu tartışması çıktı, ekonomik kriz unutuldu.
Dinci basın (yani basının tümü) Cumhurbaşkanı’nın dansının daha şık olduğunu söylediler. Bir tek Cumhuriyet gazetesi birinci başkan ile eşinin dansını beğendi. Olayı Köşk’te bizzat izlemiş olan Fehmi Koru çok karmaşık bir yazı yazdı, ancak kimin tarafını tuttuğunu belli etmedi.
Gazeteci arkadaşları asıl iyi dans edenin Fehmi Koru olduğunu söylediler. Komparsitayı özellikle sevdiği söylenen Fehmi Koru, bu konuda yorum yapmayacağını söyleyerek bir ilki gerçekleştirdi.
* * *
Bir davette Cumhurbaşkanı türbanlı eşiyle dans ederken piste çıkan Genelkurmay Başkanı dans eden çifte yaklaştı. Cumhurbaşkanı’nın omuzuna dokundu ve ‘Müsaadenizle’ dedi. Aslında kendisini gizlemeye çalışan bir centilmen olan Cumhurbaşkanı ‘Gayet tabii’ diyerek başıyla onay verdiğini belli etti ve Genelkurmay Başkanı, Cumhurbaşkanı’nın eşiyle dans etmeye başladı. Cumhurbaşkanı da Genelkurmay Başkanı’nın eşini dansa davet etti. Böylece ‘İkinci cumhuriyet’ kuruldu. Siz sağ ben selamet. Haydi baş, baş...
Serdar Turgut, Akşam
01.09.2007 |