| |
Anayasa alanında herhangi bir uzmanlığım yok.
Ama şunu iyi biliyorum:
Bu ülkenin öteden beri ciddi bir anayasa sorunu vardır ve bu aynı zamanda bir 'demokrasi sorunu'dur.
Bir başka deyişle:
Toplumsal ve siyasal mutabakata dayanan, hukuk devletini yerli yerine oturtan, devlete daha çok demokrasi götüren yeni bir anayasa, hiç kuşkum yok, bu ülkenin demokrasi sorununun çözümünde büyük bir adım olur.
İnanıyorum buna.
Sorabilirsiniz:
Birçok bakımdan içime sindirebileceğim bir anayasa demokrasi konusunda her derde deva mıdır?
Olabilir de...
Olmayabilir de...
Kolay değil.
Yazılı metinlerin önemi elbette yadsınamaz. Ama fevkalade bir anayasa da her şey demek değildir.
En demokratik, en çağdaş anayasalara sahip çıkacak bir toplumsal ve siyasal irade yoksa, bu açıdan gerekli zihniyet değişimi özellikle devlet hayatında, örneğin yargıda, sivil ve askeri bürokraside yaşanmazsa, sonuç hayal kırıklığı da olabilir.
Tek başına en iyi anayasa da yetmez demokrasi için. Zihniyet değişimini kolaylaştıracak yasa değişikliklerinin de yapılması gerekir.
Örneğin Türk Ceza Yasası'nın 301'i, 216'sı, 288'si değişmeden kalırsa, Prof. Dr. Baskın Oran'ın deyişiyle özgürlükten hoşlanmayan zihniyetin koltuk değnekleri kırılamazsa, yeni anayasa da işe yaramayabilir.
Bunun gibi Siyasal Partiler Yasası'na, Seçim Yasası'na dokunmazsanız, parti içi demokrasi yolunda yasal adımlar atmaz, yüzde 10 barajını da aşağı çekmezseniz, ya da örneğin yerel yönetim reformu konusunda hareketsiz kalırsanız, anayasa yeni ve sivil de olsa hayal kırıklığı yaratabilir.
Ama şunu belirtmek isterim:
Sivil anayasa ile ilgili gelişmelerden dolayı ben heyecan duyuyorum.
Prof. Dr. Ergun Özbudun ve akademisyen arkadaşlarının hazırladıkları anayasa taslağı genel olarak olumlu.
12 Eylül askeri yönetiminin otoriter ve özgürlük alanlarını daraltıcı anayasasından kurtulmanın kapısını araladığı için bu taslağı yerinde buluyorum.
Ama bu da nihayet bir taslak.
Eksikleri elbette var.
Eksileri de var.
Bundan sonra önemli olan, bir yandan bu taslağın iyiye doğru geliştirilmesi, öte yandan bu taslağa alternatif çalışmaların ortaya çıkarılmasıdır.
Sivil toplumun ve muhalefet partilerinin yapması gereken budur.
Demokrasilerde özellikle muhalefetin görevi sadece vozurdamak değildir; sadece muhalefet için muhalefet yapmak da değildir.
Bu kolaycı bir tutumdur.
Bu alaturkalıktır.
Ortaya çıkan taslağı beğenmiyorsanız, yapacağınız iş kolları sıvayıp alternatifini oluşturmaktır.
Yapıcı olmaktır.
Sadece kavga çıkarmaya çalışmak veya "Laiklik elden gidiyor!" diye feryat etmekle siyasette sorumluluğun gereği yerine getirilemez.
Muhalefet yapayım derken darbe anayasalarını savunur duruma düşmek ise tek bir sözcükle anlatılabilir:
Hazin!
Kimilerinin durumu hazindir.
Yapıcı olacaklarına, oturup demokratik bir anayasa taslağıyla ortaya çıkacaklarına, geçmişe saplananların ya da geleceği geçmişte arayanların durumu tek kelimeyle hazindir.
Dökülüyorlar.
Prof. Dr. Ergun Özbudun'un haklı deyişiyle, "Sivil anayasa yapmak için ille de askeri darbe mi gerekiyor?"
Ayıp.
Hasan Cemal, Milliyet
19.09.2007 |