İş dünyası neden tedirgin?
 

Aslında TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan'ın 13 Aralık'ta Çırağan Sarayı'daki konuşmasında hükümete yönelttiği eleştirilere Başbakan Abdullah Gül'ün cep telefonu ile anında tepki vermesi bir ilkti ve ilginçti.

19 Ocak Pazar günü Ankara'da TOBB önderliğinde yapılan iş dünyası zirvesine de Başbakan, 14 bakan ile katıldı ve 6 saat boyunca konuşmacıları dinledi. TÜSİAD'ın çıkışına verilen tepkinin ardından bu toplantıya gösterilen ilginin de etkisiyle TOBB zirvesinden hükümete ultimatom yerine yumuşak uyarılar çıktı.

Dün de TÜSİAD Genel Kurulu'nda Başkan Özilhan'ın "Tesis edilen denge son derece kırılgan bir dengedir...Bu program çökerse yeni bir program olmayacak" sözleri dışında kayda değer bir eleştiri gelmedi. Başbakan Abdullah Gül'ün gelip konuşması beklendi. Gül'ün TÜSİAD'daki konuşması yine derleyici ve toparlayıcıydı. Ancak IMF ile 4. gözden geçirmenin ne zaman tamamlanacağına ilişkin somut bir tarih çıkmadı ağzından.

* Tedirginliğin nedeni- Başbakan programa devam edileceğini vurguladı. Ancak programın uygulanmasında reform sırasının kamu kesimine ve reel kesimin yeniden yapılanmasına geldiği vurgusu azdı. Denilebilir ki Başbakan bizzat genel kurula gelerek ve konuşma yaparak iş dünyasının gözünde puan topladı. Ancak bu konuşma ekonomi politikalarına yönelik güvensizliği ve kuşkuyu gidermeye yetmedi.

Mali sektörden farklı olarak olaylara daha orta ve uzun vadeli bakan sanayicinin bekleyişleri piyasalarla örtüşmeyebilir. İşadamları biliyor ki, Ankara'da artık çift başlı bir yönetim var. Gül çok iyi konuşsa ve icraatlar yapsa da, AKP Genel Başkanı'nın hükümet dışında kalmasının etkisiyle programı bozan uygulamalar gündeme gelecektir.

Bu nedenle Recep Tayyip Erdoğan'ın Davos zirvesinde IMF 1. Başkan Yardımcısı Anne Krueger ile görüşecek olması önemli bir gelişme. Dolayısıyla Tayyip Erdoğan'ın Abdullah Gül çizgisine gelmedikten sonra iş dünyasının güveninin sağlanması oldukça zor.

Tedirginliğin başka bir nedeni Irak'a yönelik olası operasyon.

* Genel gidişte bozulma- Nitekim iş dünyasının beklentilerindeki kırılma anketlere yansımaya başladı. Dün yayımlanan ve 449 özel sektör şirketinin katılımıyla yapılan Merkez Bankası aralık ayı İkdisadi Yönelim Anketi genel gidişat konusunda iyimserliğin kaybolmaya başladığını gösterdi. Ankete göre, sanayideki genel gidişatın bir ay öncesiyle kıyaslanmasında daha iyimser görüş bildirenlerin oranı yüzde 44.8'den yüzde 30.4'e geriledi. Daha kötümser görüşte olanların oranı ise ikiye katlanarak yüzde 6.3'e yükseldi.

İş dünyası yaklaşmakta olan savaş ortamından ve daha çok ekonomik programın rayından çıkmasından korkuyor. Bunu dile getirmekten de çekiniyorlar. Çünkü başka hükümetler döneminde görülmeyen biçimde Ankara'nın bire bir yakın markajı var.

Bir sıkıntı kaynağı da bu.

* Sonuç- "Taç başağrısına iyi gelmez" İngiliz Atasözü

Borçlar özel sektöre geçiyor
İç borçlarda geçen yıl görece bir iyileşme sağlandı. Yılsonu itibariyle iç borç stoku 84 milyar dolardan 91 milyar dolara çıktı. GSMH'nın dolar bazındaki artışı çok daha hızlı olunca borçların milli gelir içindeki payı küçülmeye başladı. 2001 sonunda milli gelirin yüzde 69.2'si düzeyine çıkan iç borçlar 2002'de yüzde 49.5'e indi.

Ancak aynı iyileşme nakit veya piyasaya olan iç borçlarda sağlanamadı. Nakit iç borçların milli gelire oranı yüzde 32.8'den yüzde 29.5'e indi. Bunda Hazine'nin yıl içinde kamuya satışını sınırlı tutarken piyasa satışlarını artırması etkili oldu. Piyasaya yapılan satışlar itfanın da üzerine çıkarak yüzde 105 oldu.

Hazine yılbaşında piyasadan 66 katrilyon borçlanmayı planlarken yılsonunda bu 84.6 katrilyon olarak gerçekleşti.

Abdurrahman Yıldırım, Sabah
24.01.2003