İki ay önce emekliye ayrılan Türkiye'nin en önemli diplomatlarından Ümit Pamir, Milliyet'e konuştu: 'Biz adımlarımızı AB gibi olmak için değil, AB kadar olduğumuzu göstermek için atıyoruz'
3N1K
Krizlerin diplomatı
# KİM: Dışişleri'nden iki ay önce emekliye ayrılan Ümit Pamir, 1942 İstanbul doğumlu. Babası Konyalı bir subay, annesi Ispartalı bir lise öğretmeni. Anne tarafı 1880'den beri Suadiyeli. Kız kardeşi emekli bir felsefe öğretim görevlisi. Saint Joseph'in ardından Mülkiye'yi bitirdi. O Gümülcine Konsolosluğu'ndayken Türkiye Kıbrıs harekâtı yaptı; Ankara'da Ortadoğu Masası'na verildiği gün Enver Sedat öldürüldü; Atina Büyükelçisiyken Kardak krizi çıktı; Cezayir Büyükelçisi'yken FİS terörü... Ecevit'in Dış Politika Başdanışmanıyken Öcalan yakalandı; BM Daimi Temsilcisi'yken 11 Eylül, Afganistan ve Irak saldırıları oldu. 1978-79'da İngiliz Kraliyet Savunma Bakanlığı'na bağlı RCDS'de okudu. KKTC için tarihi önem taşıyan Bürgenstock görüşmelerinin mimarlarından. Ama 42 yıllık meslek hayatı boyunca kalbinin tek kaldığı yer Gümülcine... Fahri Korutürk döneminde Köşk'ün Özel Kalemi'ndeydi. Bir dönem de Mesut Yılmaz'ın Dış Politika Başdanışmanı... Haldun Taner'le de bacanak olan Pamir, Dilek Hanım'la evli ve iki çocuk babası.
# NEDEN:Türkiye'nin sayılı diplomatlarından Pamir'in gözüyle Türkiye ve dünyayı anlamak için...
# NE ZAMAN: 22 Kasım, Perşembe günü.
# NEREDE: Pamirlerin Feneryolu'ndaki evinde.
AB Türkiye'den, Türkiye AB'den bahsetmediği sürece her şey yolunda gibi görünüyor. Oysaki durum öyle değil. Ümit Pamir, hem Avrupa'daki hem de Türkiye'deki mevcut durumu şöyle analiz ediyor:
Avrupa'nın hatası:
1- Ne yazık ki şu anda AB'de büyük bir devlet adamı yok, politikalarını kamuoyunun beklentilerine göre ayarlayan politikacılar var. Kamuoyuna cesaret ve fırsatlar sunmak yerine, kamuoyunun korkularına göre politika üretiyorlar.
2- Bu korkular aslında Avrupa'nın aydınlanma ilkelerine aykırı. Avrupalılar bir süredir ekonomik sorunları nedeniyle ciddi bir kişilik sorunu yaşıyor. Ekonomileri ABD'den en az 50-60 sene geride. Teknolojik bakımdan da gerideler. Bu yüzden de giderek içe kapandılar.
3- Korkularına yenik düşen Avrupalılar Türk kamuoyunu çok kıran şeyler söyledi. Müzakerelerin ucu açıktır dediler; günü gelince massetme yeteneğinize bakacağız dediler; özel statü vereceğiz dediler. Bu yüzden de Türkiye'de Avrupa'nın bize karşı ikili oynadığına inanan bir kamuoyu yarattılar.
Türkiye'nin hatası:
1- Bunlar Avrupa'nın kusuru, ama biz Avrupalıya kızıp uygarlık projemizden vazgeçemeyiz. Avrupalının bizi nasıl gördüğünden çok, aynada biz kendimizi nasıl görmek istiyorsak kendimizi ona göre ayarlamalıyız.
2- Evet, dosyamız hazır, teknik bakımdan iyiyiz. Ama ona mukabil basınımıza, devlet adamlarımıza dikkat ederseniz son zamanlarda AB'den hiç bahsetmemeye başladılar. Bir nevi "Oh nasıl olsa bizim kamuoyu Avrupa'ya kızgın, böylesi bizim için de daha iyi" havasına girdiler. En azından "Mademki halk kızdı, ben bu işin içine fazla girmeyeyim" diye bir rehavet havasındalar. Türk kamuoyunda AB parametresi düşüyor ya, bu onların da hoşuna gidiyor bana sorarsanız.
3- Türkiye'nin Sayıştay Kanunu'nu bir an önce ele alması lazım. Biliyorsunuz, Sayıştay şu anda ancak hükümet izin verirse yolsuzlukların üzerine gidebiliyor. Oysa bu kanun çıksa Sayıştay izin beklemeyecek. Bu, Türkiye'nin uygarlaşması için iyi bir şey değil mi? Bence 301'de de bir şeyler değiştirebiliriz. Çünkü kimsenin bir laf etmesiyle Türklük falan bitmiyor. Biz bu topraklarda çok uzun yıllardır oturuyoruz ve artık kendimize özgüvenimizin olması gereken bir toplumuz. Bir de tabii Vakıflar Kanunu. Bir an önce bununla ilgili de değişiklikler yapmamız gerekiyor.
AB hakkında ne düşünmeliyiz?
1- AB, bazılarının sık sık kullandığı "uygarlık" projesi olmasının yanında AB aynı zamanda bir "çağcıllaşma" projesidir. Ve Türkiye'nin 200 yıllık geçmişinin doğal bir uzantısıdır.
2- "AB ne isterse yapalım çünkü o ne isterse doğrudur" düşüncesi yanlış. Biz işimize gelmeyenleri kabul etmek zorunda değiliz. Aynı şekilde "AB'nin her dediğini yapmazsak bizi almaz" fikri de yanlış. Çünkü bu bir pazarlık meselesidir. Pazarlık hakkımızdan taviz veremeyiz. Çünkü AB'nin bizi alma niyeti varsa bundan kolay kolay vazgeçmez.
3- "AB'nin asıl amacı bizi Sevr'e zorlamak" gibi komplo düşünceleri bu ülkeye yakışmıyor. Türkiye kendine özgüveni olması gereken çapta bir ülke.
Ayrıca AB'nin de çıkarları Türkiye'nin büyük bir güç olarak kalmasından geçiyor. Komplekslere hiç gerek yok. Biz adımlarımızı AB gibi olmak için değil, AB kadar olduğumuzu göstermek için atıyoruz.
Devrim Sevimay - Ümit Pamir ile söyleşi, Milliyet
26.11.2007
|