PKK büyük darbeyle karşı karşıya

 

Bayram'da Kuzey Irak'taki PKK yerleşimleri asker tarafından tekrar vuruldu. Vurana karşı önlem, savunma ve vurma meşrudur.

PKK'nın son saldırıları ortada, genel hatlarıyla askeri operasyonlar hakkında söylenebilecek çok şey yok…

Ancak gelişmelerin özeti bundan ibaret değil ya da askeri değil, aynı zamanda siyasi…

Türkiye'nin ABD'yle oluşturduğu yeni ittifak, ABD'nin Barzani'nin üzerine yaptığı baskı, açılan yolda askeri mekanizmanın etkili bir biçimde hareket geçmesi, PKK'nın bugüne kadar uğradığı siyasi ve askeri en büyük sıkışmaya yol açıyor.

Öcalan'ın yakalanmasından sonra "PKK'nın aldığı en büyük darbe"nin bu olduğu söylenebilir…

Ancak terör, siyaset, Kürt sorunu deyince unutulmaması gereken bir nokta var:

Sınır ötesine bugüne kadar 24 askeri operasyon düzenlendi, bunların bazıları "örgütün lojistik ve stratejik dengesi"ni alt üst etti.

Ancak örgüt yok olmadı.

Öcalan'ın yakalanması bile böyle bir duruma zemin hazırlamadı…

Tersine hemen her askeri başarı, her üstünlük, PKK'nın sarsılmasından ya da stratejisinden ileri gelen geçici suskunluk, sorunun bittiği ya da bitmesi için askeri önlemlerin yeterli olacağı fikrini öne çıkardı.

Bu fikrin öne çıkışı ise hemen her sefer iki sonuca yol açtı:

Bir yandan "askeri tedbirlere uygun yeni otoriter adımlar atıldı ve sistem biraz daha otoriter, hatta militer hale getirildi."

Diğer taraftan "terör meselesi ya da PKK ile Kürt sorunu arasındaki bağlar gözardı edildi", daha doğrusu Kürt sorununa kulaklar ve gözler kapatıldı.

Bu durumda PKK'yı besleyen kaynakları kesmek için atılması gereken demokratik adımlar, silahın gömülmesi için harekete geçmesi gereken siyasi mekanizmalar meşru görülmedi ve devre dışı kaldı.

TCK'nın 221. sayılı eve dönüş yasası örneğin, dağdan inecek kişiye arkadaşlarını ihbar etmesi zorunluluğu getiriyor, tek taraflı otoriter bir devlet adımını ifade ediyordu.

Son iki askeri operasyon sonrası yeni bir endişeye kapılmadık değil…

Askeri başarı siyasetin gereklerini unutturacak mıydı?

Sadece Kürt sorunu açısından değil, PKK'nın çözülmesi açısından siyaset bir kez daha gereksiz mi ilan edilecekti?

Sistemin askeri ve sivil aktörleri birbirlerini bloke etmeye devam edebilirler mi?

Bu sorular hâlâ ortada…

Bu ülkede "siyaset ve siyasetsizlik", "sivillik ve askercilik" arasındaki gidiş gelişlerin henüz bitmediğini sık belirtiyoruz…

Askeri operasyonların bu gidiş gelişleri hızlandırabilecek kabiliyette olduğunu da her zaman söylüyoruz…

Elbet şunu da görüyor ve ifade ediyoruz:

Dünden farklı olarak, ülkede, askeri ve sivil kurumlardan siyasi partilere siyasi iktidardan topluma kadar uzanan yeni bir ortak payda oluşuyor. Sorunun çok yönlü olduğu, çözümün, güvenlik önleminden demokratik adıma birden çok yöntemi, hatta bakışı aynı anda içerdiği fikri yaygınlaşıyor ve meşrulaşıyor. Böyle oldukça sorunun siyaset üzerinden çözülmesi gerektiği inancı yerleşiyor.

Umut veren yön bu…

Nitekim Ankara'dan bu yönde iyi haberler geliyor…

Hükümetin sivil hareket paketi dün Milliyet Gazetesi'nin manşetindeydi…

Eve dönüş yasası üzerine kurulu bu paketi, siyasi adım sinyali olarak değerlendirmek mümkün… Kürt meselesinin toplumsal ve siyasal bir sorun olarak veri kabul edilip, üzerine gidilmesinin ilk hamlesi belki de…

Umalım bu kez dağdan inecek, silah bırakacak adam için onur kırıcı, dolayısıyla sonuç vermeyecek bir tablo ortaya çıkmasın…

Dileyelim bu kez bu yasayla bir toplumsal barış havası içinde ve yan demokratik önlemlerle devreye girsin…

Bu ilk dev adım bu şekilde atılırsa ülkede bir milat yaşanacaktır, buna kimsenin şüphesi olmasın…

Ve arkası daha kolay gelecektir…


Ali Bayramoğlu, Yeni Şafak
25.12.2007