Bizans'ın 'rant'ı!

 

Bizans Sarayı ve otel üstüne çıkan tartışmada, Bizans'tan kalan eserleri yok etmek ya da yok olmaya terk etmek şeklinde bir politika olduğunu söylemiştim. Geçen gün Sabah gazetesinde Murat Bardakçı'nın buna karşı çıktığını gördüm. Benim 'derin devlet'e atfettiğim bu durumu o 'rant' sorununa bağlıyor ve böyle bir politika olmadığını söylüyor.
Verdiğim mülakatta, böyle bir şeyin 'kanıt'ının elimde olmadığını söylemiştim zaten. Ama olaylara bakıp bir şeyleri yan yana getirdiğimiz zaman, mantıken, 'Herhalde böyle bir şey var' diyorsunuz. Bende, bu politikanın olduğunun kanıtı yok da, Bardakçı'da olmadığının kanıtı mı var, varsa nasıl var, onu bilemeyeceğim.
Onun açıklaması 'rant'. Şu son olayda elbette ki buna temel sağlayacak bir durum var; Arasta'nın karşısındaki arkeolojik sit alanına bir 'Sultanahmet Palas' yapılmışsa, oradan da burnunuza böyle bir koku gelir.
Peki, onun yanında, yıllardır Tarım Bakanlığı'nın elinde olup da şimdi Büyükşehir Belediyesi'nin eline geçen bölümden kim, ne rantı yiyor? Oradaki saray kalıntıları öylece duruyor. Niçin? Burası üstelik turistik bölge: turizmden para kazanmayı uman bir ülke elindeki 'Bizans İmparatorluk Sarayı'nı saklar da yanına Sultanahmet Palas kurarsa, bunun başka türlü bir 'akıl'la açıklanır yanı var mıdır?
Gene aynı bölgede koca Sphendon-Hipodrom'un ayakla kalan kısmı.
Buradan, bunu onarmamak ve turizme açmamakla, 'rant' yiyen mi var? Ana caddelerden birinde, Unkapanı-Aksaray arasında, Zeyrek'i alttan destekleyen duvarları her gün görebiliyoruz. 'Şunu bir adam edelim de turizme açalım' diyen yoksa, birileri onun bu halde durmasından rant yediği için mi yok?
Aksaray'da 50'lerde bir katakomb bulunmuştu. Nerede o? Kimse bilmiyor, çünkü üstü örtüldü, 'ebediyen' niyetine terk edildi. Niçin? O öyle kapalı durdukça birilerine rant mı getiriyor.
Bir sürü yerde üstü kapatılmış Bizans sarnıçları öyle bilinmeden yatınca mı rant kaynağı oluyor?
Samatya'da Bizans'ın en eski iki kilisesi var. Studion Manastırı'nın kilisesi Agios İonanis harap durur, bahçesinde Aya Sofya'dan çalışan birinin oturduğu kulübeyle. O adam rüşvet verip engelliyor herhalde, restore edilmesini. Yanındaki sarnıç da 'rant' kazanmak için boya imalathanesine dönüştürüldü ve yandı ve şimdi önünde komşu apartmanların otoparkının getirdiği 'rant' yüzünden öyle duruyor. Öteki kilise, Karposke Papillos'ta çelik kasa üreten o iyi niyetli adamcağız 'rant' kazandığı için o da öyle duruyor.
Ali Naki Sokağı'ndaki sarnıç, Cağaloğlu'nda, Cemal Nadir Sokağı'ndaki ne olduğu tam bilinmeyen ilginç yapı, böyle yıkık ve meçhul durdukça, 'rant' oluşturuyorlar.
Hem ayrıca, sahiden 'rant'a kurban giden Bizans yapıları, Bizans olmasaydılar, bu kadar kolay mı olurdu üstlerine başka bina yapmak. Yedikule'de mafyanın depo olarak kullandığı bir berhane vardı, yıkılacağı anlaşılınca bir ucuna karikatür gibi bir minare takıp cami olduğunu ilan ettiler, sittin sene kimse elini süremediydi.
Bardakçı bir de 'Milliyetçiliğe karşı kampanya' buyurmuş. Bu ülkede 'milliyetçi kampanya' mı var, 'milliyetçiliğe karşı kampanya' mı? Bunu böyle görüp anlayan kafa, 'Bizans mirası' dediğimiz şeyi de ancak bu kadar anlar.


Murat Belge, Radikal
11.01.2008