Öğrenciler ne diyor?

 

Üniversitede başörtüsü yasağının kaldırılmasına ilişkin tartışmada görüşlerine yeterince yer verilmeyenlerin başında üniversite öğrencileri geliyor.

Oysa biliyorsunuz; yasağın devamında ısrar edenlerin işaret ettikleri asıl korku -araya Leyla Şahin davasına ilişkin AİHM kararından pasajlar da sokarak- başörtülü öğrencilere üniversite yolunun açılmasının başı açık öğrenciler açısından yaratacağı baskı hatta tehdit.

Bu durumda, üniversite öğrencilerinin ne düşündüklerini, sıralanan korkuları ne derece ciddiye aldıklarını öğrenmek tartışmanın "uçmadan" sürdürülebilmesi için son derece gerekli değil mi?

Hatta şöyle de söyleyebiliriz: "Öğrencisiz" bir üniversiteden söz etmek anlamsız kaçacağına göre, bu sorunla (üniversitede başörtüsü) ilgili olarak da ilk söz hakkının onlarda olması gerekmez mi?

Benzer bir durumla Fransa'da devlet okullarına (orta öğretim tabii ki) getirilen başörtüsü yasağı dolayısıyla da karşılaşmıştık. Bu ülkede de hemen her cenah, Stasi Komisyonu'nun raporunun ardından gelen yasak hakkında her fırsatta fikrini açıklarken, yasağın korumayı amaçladığı öğrencilere yine çok az kulak verilmişti doğrusu.

Bu çerçevede öğrencilerin fikrini soran az sayıdaki gazete haberlerinden birisini iyi hatırlıyorum. Öğrenciler (unutmayın orta öğretim söz konusu) yasağa karşı çıkıyor, başörtülü arkadaşlarıyla aralarında hiçbir sorunun olmadığını öyle güzel anlatıyorlardı ki... Hatta, yapılan açıklamalardan birisi çok hoşuma gitmiş ve bir erkek öğrencinin güzel fikrini o günlerde köşeme de taşımıştım. Lise ikinci sınıf öğrencisi olduğunu hatırladığım bir genç, özetle şöyle diyordu: "Bazı arkadaşlarımızın başlarını kapamaları bizim için niçin sorun olsun; benim açımdan tek sorun, bu arkadaşlarımın yanaklarından öpememem!"

Yani ne "laiklik" ne "cumhuriyet"!

Gelelim bizim üniversite öğrencilerimizin konu hakkında ne düşündüklerine:

Birkaç gazete bu konuda bir iki küçük anket yapıp sonuçlarını yayımladı.

Mesela Radikal gazetesinin 1 Şubat tarihli sayısında yer alan mini anket sonuçları.

Gazete Konya ve Erzurum üniversitesinde, başörtüsü tartışmasının değerlendirilmesini üniversiteli 7 kız öğrenciden (hepsinin de başı açık) istemiş.

Sonuç 6-1 yasağın kalkması yönünde...

Ayşe, "Türbanın serbest bırakılmasıyla birlikte üniversitelerde baskı ve ayrımın olacağını düşünmüyorum" diyor.

Kübra, "Türban yasağının kalkması bizlere olumsuz yansımaz. Mahalle baskısı da oluşmaz. Özgür bir ülkede olduğumuz için, kapalı insanların kıyafetine de karışılmaması gerekir" diyor.

Nadide, "Türbanın serbest olması beni etkilemeyecek. Hatta kamuda serbest olursa belki ileride ben de başörtüsü takabilirim" diyor.

Sema'nın açıklaması da farklı değil: "Türban yasağının kalkması ile üniversitede bir farklılık olmaz..."

Esra: "Şimdiye kadar başı açık olanlar türbanlılara baskı yapmadı. Bundan sanra da türbanlıların başı açık olanlara baskı yapacağını sanmıyorum."

Ve nihayet Sevilay: "Yasa değişikliğini yerinde buluyorum. Türbanlıların açık olanlara baskı yapacağına ihtimal vermiyorum."

Görüyorsunuz; sözü öğrencilere verince "korkular" nasıl yok oluyor...

Çünkü öğrenciler –çok küçük bir azınlık dışında- aralarında sürdürdükleri arkadaşlığı –nazar değmesin- asla rektörlerin ya da Baykal'ın bakış açısına yerleşerek değerlendirmiyorlar. Başı açık bir öğrenci açısından, derste ya da kantinde yanında oturan arkadaşının başının kapalı olması üzerinde konuşulacak bir konu değil. Aralarında arkadaşlıktan kaynaklanan "dayanışma" bu türden farklılıkları konu bile ettirmeyecek güçte.

Demek ki, ülke gündemini ele geçiren tartışma, üniversite gençliğinin değil, üniversite yönetimlerinin bir takıntısıdır.



Kürşat Bumin, Yeni Şafak
04.02.2008