| |
SAYIN Oktay Ekşi ile CNN TÜRK'te türbanı tartışıyorduk; iki yıl önceydi. Mithat Bereket'in telefonla bağlandığı Yargıtay Onursal Başsavcısı Vural Savaş bana sormuştu:
- Ben Anadolu'da savcı ve hâkim olarak çok dolaştım, evet, kara çarşaf vardı ama türban yoktu; son yirmi, otuz yılda nereden çıktı bunlar?
Ben cevabımda 'şehirleşmeden ve modernleşmeden çıktı' demiştim.
Sayın Savaş, türbanın ortaya çıkmasını şaşkınlıkla, hayretle karşılıyor, arkasında Amerikan emperyalizminin Yeşil Kuşak falan gibi projelerinin olduğunu düşünüyordu.
"Üniversitede özgürlük" için bildiri yayımlayan 1300'den fazla öğretim üyesi hakkında da "Nereden çıktı bunlar?" diye sorulabilir. Hem de bilim insanları! Hayret! Arkalarında bir şeyler olmalı! Emperyalizm falan?!.
MHP'nin başörtüsü yasağına karşı çıkması konusunda da İlhan Selçuk "Şaşırdım kaldım" diyor! MHP'yi milliyetçi sanmakla yanılmış imiş! Selçuk, başörtülü kızların okumasını istediği için MHP'nin "mandacı" olduğunu anlamış!
Dış güçler
Selçuk seçimlerden önce Bahçeli'yi ziyaret ederek kutlamamış mıydı?! Şimdi MHP'nin dış politika, ekonomi, AB falan gibi konulardaki görüşleri mi değişti?! MHP'nin bu görüşleri doğru veya yanlış olabilir ama MHP'nin bu görüşleri değişmediği halde, sırf başörtülü kızların da okumasını istediği için "Mandacı, Amerikancı" diye nitelemek sağlıklı bir düşünce midir?!
Selçuk kafayı türban ya da başörtüsüne taktığı için, tek ölçüsü o! Onu da doğru kullanamıyor, çünkü MHP daima başörtüsü yasağına karşıydı.
Üstelik İlhan Selçuk veya hiç kimse milliyetçiliğin fetvacısı olamaz. Milliyetçiliğin de laikliğin de muhafazakâr, liberal, otoriter, devrimci, evrimci, çatışmacı ve medeni türleri vardır.
Karmaşık sosyolojik olguları, anlamak için araştırmak yerine kafamızın içindeki bir şablonla damgalamak tipik bir dogmatizm örneğidir. Türbanın "dış güçler" değil, aksine, şehirleşme, dışa açılma, eğitim, sosyal hareketlilik gibi Türkiye'nin iç dinamiklerinin eseri olarak ortaya çıktığını gösteren araştırmaları rafa kaldırınca, "emperyalizm, mandacılık" damgaları devreye sokuluyor!
Karşı devrim
20. yüzyılın en büyük bilim felsefecisi olan Karl Popper'i "karşı devrimci" diye suçlayan İlhan Selçuk'un bu görüşünü biraz felsefe okumuş kaç kişi paylaşabilir?
Elbette 'okumuşlar' arttıkça değişik düşünceler de artacaktır! Türbanı da liberalizmi de cemevlerini de ortaya çıkaran etken, sosyolojik modernleşme dinamikleridir: Eğitim, şehirleşme, orta sınıflaşma gibi... Sosyolojik dinamikleri böylesine gelişip çeşitlenen Türkiye artık asla tek fikirli, tek itikatlı olamaz!
Hele üniversite hiç böyle olamaz! Üniversitelerimizde geçmişte beş defa büyük tasfiyeler yapıldı. 21. yüzyılda 1300 öğretim üyesini tasfiye edebilir misiniz?!
Kimse Atatürk'ü de kalkan yapmasın. Atatürk kendi kararlarını bile sorgulayan bir liderdi. "Liberalizm nedir, Serbest Fırka'yı kapatmakla iyi mi ettik?!" gibi bir çok soruları vardır. Halbuki üç çeyrek asırdır "Serbest Fırka'yı kapatmakla iyi etti" diye belletiyoruz!
Türkiye, itikadi veya ideolojik dar kalıplara sığmıyor artık. Türkiye asıl 'rönesans' ve 'reform'u bu orta sınıflaşma ve demokratikleşmeyle yaşıyor.
Biraz itidal; bu süreci kavgasız götürelim.
Taha Akyol, Milliyet
04.02.2008
|