Mevzubahis türbansa mutabakat teferruattır!

 

Kadın kuruluşlarının cuma günkü Anıtkabir eylemine 120 binin üstünde vatandaş katılmıştı. Eksik olmayan türban yanlısı eylemlerin çoğunda ilginç bir yan vardı: Üniversitede özgürlüğü yetersiz bularak, hükümeti eleştiriyorlardı. FOTOĞRAF: AP
Siyasetteki türban kutuplaşması akademiden başlayarak, işveren ve işçi kuruluşlarıyla sivil toplum örgütlerini de esir aldı, ikilik tabana da yayıldı
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 'Toplumsal ve kurumsal mutabakat oluştu' diyerek gündeme getirdiği türban sorunu gelinen noktada hem toplumu hem de kurumları parçalamış durumda. Bir yanda AKP ve MHP'nin türbanı sadece üniversitelerde serbest bırakmaya yönelik girişimini yetersiz bularak, "Başörtüsü kamu kurumlarında da serbest olmalı" diyenler var. Türbanın üniversitelerde serbest bırakılmasını yeterli bularak destek belirtenlerin yanı sıra bir kesim de "Türban laiklik karşıtı dinsel simgedir" diyerek yasağı savunuyor. Geçen haftaya kadar kurumsal düzeyde açıklamalarla dile getirilen tepkiler, hafta sonunda sokağa taştı.
Erdoğan'ın 'Medeniyetler İttifakı' için gittiği İspanya'da 14 Ocak günü düzenlediği basın toplantısında "Velev ki siyasi simge, yasaklayabilir miyiz?" diyerek başlattığı türban tartışması siyasal düzeyde AKP ve MHP'nin ortak hazırladığı anayasa değişikliği teklifiyle sonuçlandı.
Tartışmalar sürerken, Yargıtay ve Danıştay gibi yüksek yargı organları yasağın kaldırılmasına karşı çıkan bildiriler yayımladı. Peki kurumsal ve toplumsal düzeyde durum ne?

Üniversiteler iki parça: Türbanın serbest bırakılmak istendiği üniversiteler de ikiye bölünmüş durumda. YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, konuya ilişkin görüş açıklamasa da türban yasağının kalkmasını savunuyor. Ancak geçen haftalarda çok sayıda üniversite rektörü, türban yasağının kaldırılmasına karşı çıkan açıklamalarda bulundu. Birçok üniversite senatosu türban karşıtı bildiri yayımladı. Geçen cuma toplanan Üniversitelerarası Kurul da yasağın kaldırılmasına sert bir bildiriyle karşı çıktı. Ancak üniversitelerde türbanı serbest bırakan anayasa değişikliği teklifine destek veren akademisyenler de var. Önemli bir bölümünü muhafazakâr, liberal ve bazı sol kökenli isimlerin oluşturduğu 'Türban yasağı kalksın' bildirisine imza atan akademisyenlerin sayısı 1407'ye ulaştı.

Eğitim sendikaları anlaşamıyor: Türban tartışması eğitim sendikalarında da farklı yansımalar buldu. Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen üyeleri yasağını tüm kamu ve eğitim kurumlarında kaldırılmasını savunuyor. Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, türbanın laiklik-şeriat arasına sıkıştırılarak tartışıldığını belirterek bu şekilde sorunun sağlıklı bir çözüme kavuşmasının önünün kapatıldığını düşünüyor.

Sivil toplum paramparça: Cumhuriyet Kadınları Derneği ile Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nin öncülük ettiği çok sayıda kadın örgütü, türban yasağının kaldırılmasına şiddetle karşı çıkan bildiriler yayımladı. Bu iki kadın örgütünün önderliğinde 60 kadın derneğinin önceki gün Anıtkabir'de düzenlediği buluşmaya 126 bin kişi katıldı. ÇYDD'nin de aralarında bulunduğu çok sayıda kadın örgütü AKP ve MHP'nin girişimini kınadı. Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi, hekimler olarak, türban yasağını kaldırma girişimini eleştirerek 'takiyeci siyasetin gerici adımlarından kaygılı' olduklarını açıkladı. İnsan Hakları Derneği ise yasağın kalkmasını savundu.
Sivil toplumun diğer kesiminde ise Mazlum-Der'in de aralarında yer aldığı, yasağın kalkmasını destekleyenler var. İslami kesime yakın sivil toplum örgütlerinin bazılarıysa yasağın tüm alanlarda kalkmasını isteyen eylemler yaptı. İstanbul Fatih'te önceki gün yapılan eylemde 'Tanımı da biz yaparız, fetvayı da biz veririz' yazılı dövizler taşındı. Ayrımcılığa Karşı Kadın Hakları Derneği Kocaeli İnanç Özgürlüğü Platformu, Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu, Başörtüsüne Özgürlük İzmir Platformu, Van Başörtüsüne Özgürlük Platformu ve Akdeniz Dayanışma Platformu yasağın kaldırılması için aktif çalışıyor.

Sendikal mutabakat yok: Türban konusunda sendikalar da kurumsal mutabakat sağlayamadı. Türk-İş açık şekilde yasağın kalkmasından yana tavır koydu. Türk-İş Genel Mali Sekreteri Ergün Atalay "Demokratik ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de üniversitelerde kılık kıyafet serbestliği getirilmelidir" dedi. Hak-İş Başkanı Salim Uslu da yasağın kalkmasına açık destek verirken TÜSİAD ve ÜAK'ı eleştirdi. DİSK ise AKP ve MHP'nin yaptığı düzenlemeye tepkili. DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, "Türban tartışmaları, hak ve özgürlük konusu değil; halkın temel haklarını ortadan kaldıran düzenlemeleri gizlemek için kullanılan bir örtü" dedi. KESK Başkanı İsmail Hakkı Tombul da AKP ve MHP'ye tepki göstererek "Bu iki partinin bugün özgürlükleri türbana sıkıştırarak ele almaları doğru değildir" dedi.

İş dünyası kaygılı: Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, daha öncekilerin aksine türban konusunda sessiz kalmayı yeğledi. Türk Sanayici ve İşadamları Derneği TÜSİAD'sa türbanın gündeme getiriliş biçimiyle zamanlamasını eleştirdi. TÜSİAD, MHP'nin kendisine yönelttiği eleştirileri yanıtlarken işsizliğin had safhada seyrettiği ve ekonomisi yavaşlayan bir ülkede, ekonominin gündemin birinci maddesi olması gerektiğini söyledi. TÜSİAD türban konusunun gerekli güven ve uzlaşma ortamı yaratılmadan gündeme getirilmesine de karşı çıktı.


Ankara, Radikal
04.02.2008