AKP akıllıysa, AB projesine sarılır, yoksa

 

Kamuoyunun bir bölümü için, Atatürk'ün inşa ettiği laik-demokratik bir mimariyle tamamlanan, adına da " Türkiye" denen gemi demirlediği "Batı koyunda" demir tarıyor.
Ak Parti (AKP) liderleri istedikleri kadar aksini söylesinler. İstedikleri kadar, türban konusunda atılan adımların, tamamen demokrasinin gereği olan özgürlükler çerçevesinde kalacağını, Üniversitelerin dışına çıkmayacağını, laiklik ilkesinin tehlikeye düşmediğini söylesinler.
Belki samimiler. Belki gerçekten laiklik konusundan geri adım atmak istemiyor olabilirler. Ancak, gelinilen şu noktada , sözünü ettiğim kesime bunu kabul ettiremezler.
Zira olay çok yanlış gelişti. AKP' nin türbana serbestiyi, bir uzlaşı formülü bulup geliştirileceği sanılırken, konu birden bire öylesine hızlı hareketlendi ve sanki oldu-bittiye getiriliyormuş izlenimi verilerek yasalaştırılma aşamasına getirildi ki, sözünü ettiğim kesimde AKP' ye güven sıfıra indi. Üstelik bütün bu gelişmeler, AKP iktidarının son dönemlerde özellikle alkole karşı duruşu, muhafazakarları okşayan kararlarının üstüne gelince, gizli gündem söylentilerinin artmasına yol açtı.
Sonunda da bu partinin, kamuoyunda ne güvenirlik kredisi kaldı, ne de inandırıcılığı.
Şimdi, bundan sonrasına bakalım.
AKP eğer, gerçekten laikliği silip atmak istemiyorsa?
AKP eğer, Türkiye'nin Batı koyundan demir tarayarak sürüklenmesini istemiyorsa
AKP eğer, kaygı içine düşen kesimi de rahatlatmak istiyorsa?
AKP eğer, ülkede refahın devam etmesini, Kürt sorununu çözmek, pkk terörünü engellemek, sokaklarda türbanlı-türbansız kavgası olmamasını istiyorsa?
Bunun bir tek çıkış yolu vardır.
O da, AB projesine yeniden sahip çıkmak, AB'ye sarılmaktır.
Nedenleri son derece basit.
Türkiye Batı dünyasından uzaklaştığı izlenimini verirken, bu izlenimi silecek tek unsur, AB çapasıdır. Geminin demir taramasını durduracak tek adım, AB reformlarının hızla devreye sokulmasıdır.
Avrupa Birliği yolunda somut ve inandırıcı adımlar atmaya başlayan bir AKP iktidarı, alnındaki "Türkiye'yi din devletine dönüştürecekler" damgasını tümüyle yok edemese dahi, büyük oranda etkisizleştirir.
Zira, herkes gayet iyi bilmektedir ki, hem AB üyesi, hem de din devleti olamazsınız.
Herkes gayet iyi bilmektedir ki, Türkiye'nin batı dünyasındaki en önemli çapası Avrupa Birliği projesidir.
Ali Babacan pazartesi günü KRİTER dergisinde yayınlanan demecinde samimiyse, dediklerini gerçekten yapacak ve bizleri şaşırtacaksa, bu yaklaşım AKP üzerindeki kuşku ve kaygıları büyük oranda azaltacaktır.
Bakalım, Dışişleri Bakanı ve Baş müzakereci dediklerini yerine getirecek mi ?

AB çapası, laik Türkiye'ye kaybolan güveni geri getirir
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin laik-demokratik bir sistem içinde gelişmesi gerektiğine inanlar, bu ülkenin Batı dünyasına doğru yönelmesini isteyenler bugün büyük bir düş kırıklığı içindeler.
Haklı veya haksız olabilirler, ancak böylesine önemli bir kaygıları var. Bu kaygı ve kuşkuları yok sayamayız. Oysa bugün AKP, öyle adımlar atıyor ki, bu kesim son derece derin bir güvensizlik hissediyor. Türkiye'nin yavaş yavaş bir din devletine kayacağı inancı yaygınlaşıyor.
Bugün türban, yarın içkili lokallerin kapatılması, öbürgün başı açıkların avlanması ve sonunda koyu dinci bir Türkiye?İşte korku bu
Durum böyle olunca gerginlik artıyor. Zira, bu kesim de hayat tarzlarını korumak için harekete geçecek ve ülkede yeni bir fay hattı ile karşılaşacağız. Elinde sopalarla sokaklarda çarpışan gençler göreceğiz.
Böylesine bir ortamdan kurtulmanın yolu ne olabilir ?
Herhalde, bazılarımızın ileri sürdüğü gibi, Silahlı Kuvvetlerimizin bir müdahalesini düşünemeyiz. Zaten Türk Silahlı Kuvvetleri de, 2000'li yıllarda böyle bir adımın çok daha tehlikeli bir ortam yaratacağını biliyor.
Geriye, en etkili unsur olarak, yine Avrupa Birliği çapası kalıyor.
Ulusalcı dostlarımın bu konuyu biraz daha düşünmelerini bekliyorum.
Demir tarayan Türkiye'yi bundan sonra durdurmak çok daha zor olacaktır. Bu ülkenin en sağlam çapası ise, tartışmasız AB projesidir.
Avrupa Birliğine tam üye olmuş bir Türkiye'yi ne AKP, ne MHP, ne de ilerde iktidar olacak bir başka muhafazakar parti, farklı denizlere sürükleyebilir.
Türkiye'nin laik ve demokratik bir sistem içinde kalmasını istiyorsanız, AB'ye demir atmaktan başka hiçbir çaremiz yoktur. Ne Anayasa Mahkemesinin alacağı zorlayıcı kararlar, ne Silahlı Kuvvetlerin uyarıları, ne de sokaklara sıçrayacak mücadele?Hiçbiri AB çapası kadar güvenli olamaz.
Bir düşünün, bana hak vereceksiniz.


Mehmet Ali Birand, Posta
06.02.2008