| |
BAŞÖRTÜSÜ yasağının kaldırılması, siyasi zamanlamasına bakılmadan gündeme geldi. Başbakan, Madrid'de yabancı bir gazetecinin konuyla ilgili sorusuna uzun uzun cevap verdi. MHP "Madem öyle, haydi kaldıralım" tavrına girdi. Bugünkü noktaya gelindi.
Siyasetin dinamikleri artık ertelemeye izin vermez.
Başörtüsü yasağını daima insafsızlık saydım, daima toplumsal modernleşmeye de aykırı gördüm. Laikliği bir "seküler din" haline getirenlerin öfkeli tepkilerini, kışkırtmalarını da akıl-dışı (irrasyonel) buluyorum. Ama 'akıl dışı' olması, daha fazla önemsemeyi gerektirir; çünkü kolayca çığırından çıkabilir!
İki taraf da yangına körükle gitmemeli. AKP ve MHP psikolojik kaygıları azaltmak için, başı açık öğrencilerin özgürlüğünü koruyacak ifadeleri, hukuken gerekmese bile, psikolojik bir ihtiyacı karşılamak üzere, Anayasa'ya koymalıdır.
Dahası, böylesi gergin bir ortamda "meslek liselerinin katsayı sorunu"nu YÖK kesinlikle ertelemelidir. Katsayı sorunu, irrasyonel tepkileri temelli körükleyecektir! Bu kadarı fazla!
YÖK ne kadar sağduyuya sahip, göreceğiz!
YÖK istese bile hükümet karşı çıkmalıdır. Çünkü haklılık ancak 'siyasi rasyonellikle' anlam ifade eder siyasette.
Yargının görevi?
Yargı da tepkilerinde ölçüyü kaçırmamalıdır. Meclis hangi kanunu çıkarırsa yargı onu uygular. Anayasal denetimi sadece Anayasa Mahkemesi yapar.
Başörtüsü yasağını kaldırmak, "laikliğe dokunmak" değildir; zaten böyle bir hukuki terim yoktur.
Başörtüsü yasağı yokken "laikliğe dokunulmuş" muydu?!
İçtihatlar değişmez dogmalar değildir. Anayasa Mahkemesi uzun süre, "diyanetin devlet teşkilatından çıkarılmasını" isteyen partileri kapattı. Ama DBH davasında içtihat değiştirdi, "din hizmetlerinin cemaatlere bırakılması" önerisini Anayasa'ya, laikliğe, yasalara uygun buldu. Yargıtay Başsavcısı'nın kapatma davasını reddetti! (K: 1997/3)
Türkiye "hâkimler devleti" değil, "hukuk devleti"dir. Hukuk devletinde, merhum Ecevit'in 1970'lerde söylediği gibi "yargı devrimcilerin elinde" olamaz; hiçbir siyasi yorumun taraftarı olamaz, tarafsız olmak zorundadır.
Herkes biraz sakinleşmelidir.
Taha Akyol, Milliyet
06.02.2008
|