Demokrata nirengi noktası…

 

Yıldıray Oğur, Taraf Gazetesi'nde yazıyor. Son dönemlerde basın dünyasına katılan en parlak ve demokrat yazarlardan birisi…

Bir süredir AK Parti, laiklik, başörtüsü, üniversite tartışmaları etrafında "demokratlık ile liberallik ve solculuk" arasındaki mesafenin varlığını ve önemini gösteren yazılar kaleme alıyor.

Topluma değmek, toplumu ve gruplarını içeriden anlamak, gelecek zaman ütopyaları yerine şimdiki zamandan yola çıkmak, böyle olundukça geleceğin belirsizliğini kabul etmek ve bugünü kendisinden farklı olanla, insana temas ederek mutlak özgürlükçü temelde bugün içinde ve bugün için kurmak...

Bu meseleyi, daha doğrusu bu "demokrat tutumu" yıllardır taşımaya çalışanların yanına Yıldıray gibi insanların eklenmesi, kamusal alanda sesi yükselmeye başlayan genç bir nesli hem varlık ve işlev olarak simgelemesi insana mutluluk veriyor.

Yıllardır söyler dururuz, Türk modernitesinde "din ve dindar/lık" meselesi verili zihniyetin turnosol kağıdı gibidir. Zira "din ve dindar/lık"ın varlığı, talepleri, çağrışımları ütopyaları parçalar, gelecek zaman fikrini zorlar, ilerleme sanısını yaralar. Ve bu turnosol kağıdı ister liberal olsun ister solcu modern Türkleri baştan çıkarır, görünür kılar, özgürlük ve demokratlıktaki sınırlarını tespit eder ve en nihayet değdiği her zihni gizli cemaatçi haline getirir. Ve doğal olarak hak ve özgürlüklere yaklaşımda faydacılık merkezli ciddi bir etik sorunun altını çizer.

İki gündür yazdıklarımız, iki haftadır Türkiye'de yaşananlar bir kez daha bu konuda açık deliller ortaya koymuyor mu?

Kağıtlar yeniden karılıyor, taraflar yeniden oluşuyor, "aydın-yazar-çizer-hoca takımı arasında" yeni ayrımlar, yeni gruplar ortaya çıkıyor.

"Hani türbanlı kızların üniversiteye girmesinden yanaydın?' / Kıvırtmadan hep aynı şeyi söylüyorum. / Hâlâ taraftarım. / Karşı olduğum, bunun yöntemi. / Yani, o kızları, 'kutsal türban taburlarına' çevirip fetih ruhuyla üniversiteye sokmaya çalışan siyasetçilerin ve onların pervanelerinin anti-demokrat zorlamalarını kabul edemiyorum."

Ertuğrul Özkök'ün bu satırları ile kimi liberal aydınların başörtüsü meselesine yaklaşımı arasındaki parallellikler yeni taraflaşmayı güzel anlatıyor aslında…

Bu fikri ve tutum gruplaşmasında bizim takımın sayısal gücünde doğal olarak ve her zaman olduğu bir azalma yaşanıyor.

Yıldıray Oğur'a merhaba demenin, onu bizim gazetenin, Yeni Şafak'ın okurlarına takdim etmenin asıl nedeni belki de bu…

Ahmet Altan'ın, "AKP'nin anlayamadığı da bu… Sorunların bir parçasını temsil etmek, sorunların sadece bazılarını çözmeye çalışmak yerine ortak bir özgürleşme talebinin sahibi olmak…" satırlarının yayınlandığı gün aynı gazetede Yıldıray'ın "sorunların bir parçası" üzerine şu görüşleri yer alıyordu:

"Bu memlekette sahici siyasallaşmaları yaratan ana fay hatlarından birini temsil ediyor başörtüsü (...) Ve kırılınca o fay, herkes bu yüzden bir yerlere savruluyor. Mevcut tüm siyasallaşmalar, solculuk, sağcılık, Kürtlük, Türklük yerle yeksan oluyor, Kandil Dağı'ndan, Ergenekon ovasına uzanan yeni bir siyasi çatlakta Kandil Dağı'ndaki Mizgin Amed ile Ergenekon davasından tutuklu olarak F tipinde kalan Veli Küçük arasında görünmez bir dil birliği oluşuyor (…) Söz konusu olan başörtüsüyse bugüne dek edilmiş tüm özgürlük sözleri teferruat hükmüne düşüveriyor. Çünkü söz konusu olan başörtüsü olduğunda, bu ülkenin okullarında okumuş Türk, Kürt her mürekkep yalamış vatan evladının içine serpiştirilmiş Kemalizm tohumu aniden çiçekleniyor, rejimin kriz anında açılsın diye torpidolarımıza sakladığı hava yastıkları kafamıza mukayyet olmak için ortaya çıkıveriyor…"

Yıldıray ve Yıldıray'lar zamanın ruhunu temsil ediyor…

Bugün demokratların nirengi noktası onlardır.


Ali Bayramoğlu, Yeni Şafak
08.02.2008