Üniversitelerde üç görüş

 

Türbanın serbest bırakılmasını talep eden bildiriyi destekleyen üniversiteler arasında 255 imzayla Konya Selçuk Üniversitesi birinci sırada... Türban karşıtı bildiriye Anadolu'daki akademisyenler ilgi göstermedi. Bir grup akademisyen ise iki görüşe de mesafeli

Üniversitelerde türbanı serbest bırakan Anayasa değişikliği teklifine destek veren akademisyenler içinde Konya Selçuk ve Erzurum Atatürk üniversiteleri diğer üniversitelere büyük fark attı.
Üniversite Konseyleri Derneği tarafından 4 Şubat 2008'de başlatılan "Üniversiteden Türbana Hayır" imza kampanyasında da İzmir Ege Üniversitesi akademisyenleri ilk sırada yer aldı.
Türbanın serbest bırakılmasını talep eden bildiriyi destekleyen üniversiteler arasında ilk sıraları Anadolu'da bulunan üniversiteler aldı. 255 imzayla ilk sırayı alan Konya Selçuk Üniversitesi'ni 254 imzayla Erzurum Atatürk Üniversitesi, 177 imzayla Sakarya Üniversitesi izledi. 2007'de açılan yeni üniversitelerin çoğu bildiriye imza gönderdi.

"Üniversitede türbana hayır" imza kampanyasına, İzmir, İstanbul ve Ankara üniversiteleri damgasını vurdu. Ege Üniversitesi'nden 211 akademisyen bildiriye destek verirken, İstanbul Üniversitesi'nden 178, Dokuz Eylül Üniversitesi'nden 153, Ankara Üniversitesi'nden 119 akademisyen imza gönderdi. Türban karşıtı bildiriye Anadolu'da bulunan üniversitelerdeki akademisyenler ilgi göstermedi.
Anadolu, Galatasaray, Mimar Sinan gibi bazı üniversitelerin akademisyenleri de her iki listeye çok az destek imzası verdi.

Vakıflar da ilgisiz

Vakıf üniversiteleri de bildirilere büyük oranda ilgisiz kaldı. Fatih Üniversitesi 88 akademisyeniyle türbana destek veren en belirgin vakıf üniversitesi olurken, diğer vakıf üniversitelerinin akademisyenleri hem türban karşıtı hem de türbana destek veren bildirilere 3-5 imzayla katıldı.
"Türbana hayır" bildirisine yurtdışından da çeşitli üniversitelerdeki akademisyenler destek verdi.

AKP-liberaller ittifakı da çatladı

AKP'nin MHP ile ittifak yaparak, üniversitelere türban serbestliği getiren Anayasa değişikliği ve yasal düzenlemelere girişmesi, bunu yaparken AB sürecinde gerekli diğer demokratikleşme adımlarını dışlaması, başından beri bu partiye desteklemekte olan liberal kesimin ilk kez AKP'ye tavır almasına yol açtı. AKP'ye sert eleştiriler yönelten bu kesimdeki akademisyen ve yazarların bir bölümü türban serbestisi çağrısını içeren bildiriye de imza atmadı. Benzer şekilde AKP'nin demokratikleşme adımlarını genellikle desteklemiş olan Prof. Ahmet İnsel gibi isimlerin içinde yer aldığı sol-demokrat kesimde de AKP'ye dönük eleştiriler seslendiriliyor. İşte bu kesimdeki isimlerin bir bölümünün eleştirileri:

MUHAFAZAKÂR DEMOKRATLIKTAN OTORİTER DEMOKRATLIĞA

Mehmet Altan 7 Şubat (Star):

AKP, bundan böyle AB, Ermeni, Kürt, 301 sorunlarında herhalde daha çekingen davranacak, hevessiz olacaktır ki, bu tavrı en azından iki yıl önceden başlamıştır. Herhalde artık Türkiye'de liberal-demokratik bir açılım büsbütün geriye gidecektir. Muhafazakâr demokratlıktan otoriter demokratlığa dediğim şey budur. Zaten anayasa değişikliğini rafa kaldırmış olan bir AKP'nin başka bir tutum içine gireceğini iddia etmek de çok zor değil midir?

AKP MİLLİ GÖRÜŞ'E TESLİM OLDU

Cüneyt Ülsever 5 Şubat (Hürriyet):

Eğitim hakkı açısından da üniversiteye başı kapalı gidilmesinde hiçbir mahzur görmüyorum. Ama, aynı olguya Milli Görüş açısından bakıldığında garabet bir resim çıkıyor ortaya. Onlar bir yasaklamanın (başını örtmek) özgürleştirilmesini istiyorlar. Üstelik, bir ideoloji olarak muhafazakâr yaşam tarzının tüm Müslümanlar, hatta insanlık için tek doğru olduğunu samimi olarak düşünüyorlar. Kendisini ne kadar yenilerse yenilesin, taban örgütü Milli Görüş'e teslim olmuş AKP'nin mücadelesi özgürlük mücadelesi değildir!

LİBERAL ÇEVRELERDE DEHŞET DUYGUSU

Hasan Bülent Kahraman 6-8 Şubat (Sabah)

MHP-AKP ittifakı liberal çevrelerde dehşet duyguları yarattı. İttifak, liberal bir çerçeve yaratmak için değil, daha otoriter bir çerçeve kurmak içindir. MHP bu tavize ve hamleye mukabil ne elde etti? Türkiye'de başı örtülü kızların üniversitede okumasına daha fazla karşı olan pek kimse kalmadı. Ortada bu konuda çok önemli bir uzlaşma vardı.
Hükümet bunu görmezden gelerek veya yok sayarak MHP'nin politik oyunlarına ve beklentilerine kendini alet ederek, onlarla kurduğu bir ittifak içinde anayasa değişiklikleriyle türbanı serbest bırakma yoluna gitti.

AKP'NİN OPORTÜNİZMİ BIKKINLIK VERDİ

Soli Özel 3 Şubat (Sabah)

Bugüne dek herhangi bir temel özgürlük söz konusu olduğunda sesi çıkmamış, hatta bu konularda olumsuz tavır almış MHP'nin bu meseleye özgürlük ilkesi çerçevesinde yaklaştığına inanmak zaten zor. Tüm vatandaşların özgürlük ve hukuku söz konusu olduğunda geçmişteki ve bugünkü sicili açık.
Neye inandığı, hatta herhangi bir şeye inanıp inanmadığı tayin edilemeyecek derecede kaypaklaşan AKP ise toplumsal uzlaşma arama yönündeki sözünü tutmamıştır. Gündemdeki özgürlükle ilgili meselelerin hiçbirinde göstermediği heyecanla MHP'nin peşine takılmasında da insana bıkkınlık veren oportünizminin tüm unsurları mevcuttur.

AKP İŞİN SUYUNU ÇIKARDI

Mehmet Ali Birand 8 Şubat (POSTA)

İktidar böylesine kör olabilir mi? Türban ile ilgili kaygılar en üst noktadayken, şimdi de Yargıtay yasasında değişiklik ve imam hatiplilerin üniversitelere girerken önlerinin açılmasıyla ilgili değişikliklerden söz ediliyor. İnanamıyorum. Bu iktidar böylesine kör olabilir mi? Atılan bu adımlar artık, özgürlük veya liberallikle filan da ilgili değil. Bu işin tam anlamıyla suyu çıktı. Bugün belki insanlar açık bir tepki göstermiyor veya gösteremiyorlar. Ancak yarın bir kıvılcım her şeyi mahvedebilir. Artık yeter. Artık durun. Unutmayın, sonra "kendi düşen ağlamaz."

AKP ENTELİJANSİYAYI KAYBETTİ

Cengiz Çandar 8 Şubat (Referans):

Başörtüsüne "yükseköğrenim hakkı ve özgürlüğü" diye sloganlaştırılabilecek gelişmelerin çevresindeki hararetli tartışmanın belki de en önemli yansıması, AK Parti'nin "liberal-demokrat intelligentsiya"nın onayından mahrum kalması oldu. AK Parti liderinin, -liderlerinin değil- bu "olgu"dan gerekli dersi çıkartması beklenir.

MUHAFAZAKÂR-OTORİTER İTTİFAK

Prof. Ahmet İnsel 3 Şubat (Galatasaray Üniversitesi):

MHP ile ittifak halinde, tüm enerjisini üniversitede türban yasağının kaldırılmasına yoğunlaştıran AKP yönetimi, görünen odur ki anayasa değişikliği yapmaktan da, öngörülür bir vade içinde vazgeçmiştir. Böylece, türban konusunda MHP ile oluşturduğu muhafazakâr-otoriter ittifakın kurbanı, başta TCK'nın 301. maddesi olmak üzere, demokratikleşme hedefinin içerdiği diğer siyasal reformlar olacaktır.

AKP'DEN ÖZGÜRLÜK BEKLENİR Mİ?

Cengiz Aktar 7 Şubat (Vatan):

AKP türban konusunda yersiz ve zamansız bir iş yaptı. Bu esasen, 22 Temmuz'da başlayan 'çoğunluğum var, bildiğimi okurum' tavrının endişe verici ve en son tezahürü. Bugün önerilen çözüm, 22 Temmuz seçimi sonrasında gündeme gelen sivil anayasa yoluna artık itibar edilmediğinin ve edilmeyeceğinin göstergesi. Etnik, dilsel, dinsel, cinsel azınlık olan her grubun talebini es geçme hakkını kendinde gören bu partinin demokrasi elkitabında çoğulculuk değil sadece çoğunluk dersi var. AKP'den özgürlük bekleyenlere duyurulur.

KARŞIYIM, ÇÜNKÜ...

Şahin Alpay 7 Şubat (Zaman):

Biliyor musunuz neden karşıyım?: Ben ne (çoğunluk böyle istediği için) örtünmenin kayıtsız şartsız serbest olmasını savunan türden "demokrat"lardanım, ne de örtünmenin kadın-erkek eşitliğine aykırı olduğu iddiasıyla kayıtsız şartsız yasaklanmasını isteyen "laikçiler"i tasvip ediyorum. Başörtüsü yasağının üniversite öğrencilerine uygulanmasına karşı olduğum gibi, Parlamento'daki halk temsilcilerine ve kamu binalarında kamu hizmetinden yararlananlara uygulanmasını da onaylamıyorum. Ama laik, yani inançlar arasında ayrım yapmayan devleti temsil eden kamu görevlilerinin, kamu hizmeti verenlerin dini simgeler taşımalarının laiklikle bağdaşmadığına inanıyorum.


Milliyet
10.02.2008