Kavga çıktı!

 

Liberal aydınlarla, İslamcı düşünürler arasında kavga çıktı! Yollar ayrıldı..

İttifak veya Fehmi Koru’nun deyişiyle, koalisyon çatladı..

Sona erdi..

Aralarına türban girdi..

Şimdi çoğu kişinin kafası karışık.. Diyorlar ki kendilerini liberal demokrat olarak tanımlayan kesim ilk günden beri AKP iktidarına destek veriyordu.. Üniversitelerde türbanın serbest olmasını onlar da savunuyordu.. Ne oldu da yollar ayrıldı?

Aralarına kara kedi girdi..

Olan şu:

Bazı liberaller türban yasağının kalkmasını bireysel hak ve özgürlük olarak görüyordu.. Özgürlük alanının genişletilmesinin bir parçası olarak bakıyorlardı..

Ama ortaya çıktı ki AKP için veya İslamcı yazarlar için özgürlük kavramı sadece türbanla sınırlı..

AKP özgürlük sözcüğünden sadece türbanı anlıyor..

Özgürlük türbanla başlıyor, türbanla bitiyor..

Bu bakış ortaya çıkınca ayrılık rüzgârı esmeye başladı.. Ahmet Altan, Mehmet Altan, Taha Akyol, Cengiz Çandar, Mehmet Ali Birand gibi yazarlar içeriğine karşı olmasalar bile AKP’nin izlediği yönteme karşı çıktılar..

Karşı çıkınca da kıyamet koptu..

Türban bildirisini imzalamayan, NTV’de 12 milyon insan günde bir dolara yaşıyor, öncelikli sorun budur şeklinde bir konuşma yapan Star Gazetesi Başyazarı Mehmet Altan’a, Başbakan Erdoğan’ın ‘sevsinler seni, doğruları söyle’ demesi tarihi ayrışmanın ilk işaretiydi..

Neden mi?

Başbakan’ın liberal demokratlara karşı tavrını gören İslamcı yazarlar en ağır dille saldırıya geçti..

Aslında onları kızdıran, çileden çıkaran, Cengiz Çandar’ın iki önemli çıkışıydı..

Çandar; kayıtsız şartsız destek olmaz dedi..

Hazır kıta değiliz dedi..

Ve son olarak; “Kanaat önderliği ve liberal demokratlık, saftoriklik ve ilkesizlik ile eşanlama gelir mi?” diye sordu..

*

Ağır saldırı dedik..

Zaman Gazetesi yazarı Ali Bulaç’ın şu sözüne bakın..

“Zımni konsensüsü bozanlar zaten hiçbir zaman liberal olmamış ama döneme göre zekâsını iyi kullanmış aydınlar mıydı?”

Yenilir yutulur bir laf değil..

Demek istiyor ki AKP iktidarda diye, AKP güçlü diye destekleyerek prim yapmaya çalıştınız.. Bir nevi rant sağladınız!

Gerçekler böyle mi?

Yoksa İslamcı basının eski alışkanlığı mı? Kendin gibi düşünmeyeni, biat etmeyeni, hazır kıta pozisyonu almayanı karala taktiği mi?

Onlar zaten böyledir de, olsun bitsin..

Ne söylediklerini, neye itiraz ettiklerini ikinci plana at, Fehmi Koru’nun yaptığı gibi, liberallikleri türbana kadarmış de, işin içinden çık..

Çünkü onlara göre patron ne söylüyorsa, ne yapıyorsa doğrudur.. Eleştirilmez, tartışılmaz..

Patron kim?

Tayyip Erdoğan..

*

O da zaten bu havada değil mi? Bugüne kadar kendisini destekleyenler bile yaptıklarına karşı çıkınca öfke seline kapıldı..

Sonra da öfkenin de bir hitabet sanatı olduğunu söyledi..

Öfkenin yaşam tarzı, konuşma biçimi, anlatım şekli olduğunu söyleyen ilk Başbakan olarak da tarihe geçti..

Öfkeyi meşru kıldı!

Bu sözün nereye kadar uzanacağını düşünmedi!

*

Peki Başbakan’ın AKP’nin liberal demokrat aydınlara ihtiyacı var mı?

Yok.. Aslında yüzde 46.6 ipleri kopardı.. İpleri koparan da Başbakan oldu.. Bundan sonra benim dediğim olur havasına girdi..

Tek adam benim dedi..

Putin’leşti..

Ayrılığın asıl nedeni budur.. Türban değil..


Mehmet Tezkan, Vatan
18.02.2008