Mehmet Altan ile Ahmet Altan’dan yazarlıklarını; “iktidar partisine sonuna kadar emzirtmeye” devam etmeleri beklenemezdi.
Ruhlarında hürriyet var.
Ruhlarında hürriyet olanlar, “iktidarın kurşun askeri” olamaz. Bükülmeden, kıvırmadan, mıymıylanıp içlerine kapanmadan açıkça; “Başbakan’ın kurşun askeri değiliz, bizi azarlama hakkını nereden alıyor?” diye ilan ettiler.
Anlayana!
Çok şey söylediler.
Kendine gel dediler!
Şemdinli’yi ne yaptın?
Niçin aydınlatmadın?
Dink’in katilini ne yaptın?
Niçin dibine gitmedin?
301’i ne yaptın?
Niçin öteledin?
AB reformları ne oldu?
Niçin hız kestin?
Alevilere de Sünniler kadar hak verilecekti ve böyle bir “inanç iklimi” Türkiye’de yeşerecekti.
Neden yeşermedi?
Kürtlerin çocuklarına kendi ana dillerini öğretme hakkı gelecekti.
Neden sürüncemede kaldı?
Ermeni meselesinin rahatça konuşulabileceği baskısız bir ortam oluşacaktı.
Niçin oluşmadı?
***
Ergenekon’u ne yapacaksın?
Yakalanan büyük bir çete!
Ortada ise bir beylik silah!
Birkaç kelek bomba!
Üç savcı şimdi Ergenekon davasının başlaması için dört bir koldan “iddianamelerini” hazırlıyor. Ergenekon’da da; Danıştay’a yapılan kurşunlu baskınların, Cumhuriyet Gazetesi’ne atılan ordu malı bombaların, Necip Hablemitoğlu’nu öldürenler ile bağlantılarının dibine kadar gidip gitmediğini göreceğiz.
Altanlar, soruları sordu.
Kurşun asker olsalardı.
Soramayacaklardı.
Başbakan uçağına binmeye devam edip, TV’de açık oturumda Başbakan’a “al da at diye nefis ortalar yapmaya” devam edenlerin durumunda kalacaklardı.
***
Başbakan’ın ricası üzerine “sivil bir anayasa hazırlığına” girişen Prof. Dr. Ergun Özbudun’un da “kurşun asker durumuna düşürülmesi” tehlikesi var.
Rica ettiler.
Kabul etti.
Anayasa taslağı hazırladı.
Tartışmaya açtı, türban sorununun “geniş bir hürriyetler paketi içinde” çözümünü hedefledi. Özbudun, temel hak ve hürriyetler açısından bakıyordu. Çözümü, “toplumu kutuplaştırmadan, cumhuriyetin laiklik kazancını da sakatlamadan” bulabilmeyi hedeflemişti. Hazırlanacak yeni anayasa metninde geniş hürriyetler paketi içinde “türban yasağının üniversitede de kaldırılmasını” kimse kendi hayat tarzına karşı bir tehdit olarak görememeliydi. Prof. Özbudun, taslağını bu duyarlılıkla hazırlamıştı.
Anayasa taslağını bıraktılar.
Sadece türbana sarıldılar.
Prof. Özbudun’u da “kurşun asker” durumuna düşürdüler. Prof. Dr. Ergun Özbudun da bugün-yarın “ruhundaki hürriyeti” ilan edebilir.
Necati Doğru, Vatan
20.02.2008
|