| |
Neredeyse 6 yıldır AKP'ye kayıtsız şartsız destek veren aydınlardan bir kesimi AKP'ye "sert" çıkmaya başladı. "Ortaklık bozuldu"! İlginçtir ki, bu "kara işbirliği" üzerine gölgeler türbanla ilgili anayasa değişikliği sürecinde düştü!
Liberaller, AKP tarafından aldatıldıklarını nihayet gördü! Ne Türkiye'nin demokratikleşmesi için saplantı haline getirdikleri 301'inci madde konusunda AKP'yi harekete geçirebildiler, ne Kürt konusunda arzu ettikleri adımları attırabildiler ne de AB'nin öngördüğü önlemleri aldırabildiler!
Şimdi, türbana destek vermeyince ve AKP'yi eleştirince, Erdoğan sert çıktı: Kimseden akıl almaya ihtiyacımız yok!
Pöh pöh pöh! Düne kadar danıştığı, istişare ettiği yol arkadaşlıklarını şimdi inkâr mı ediyor?
Hayır! Başlangıçta da öyleydi! Akıl alır göründü! Onlarla sık sık toplantılar yaptı! Hatta onlardan bir danışma kurulu falan oluşturabileceğini bile ima etti! Başbakanlık'taki toplantıya katılan içimizden birileri, ağızları kulaklarında, Erdoğan'ın ne kadar ciddi olduğunu bizzat bize söylüyordu!
AKP, kendisine ve politikalarına onlardan daha iyi övgü ; Atatürk' e, Cumhuriyetin kuruluşuna, CHP'ye, Cumhuriyetin 85 yıldır kültürel birikimlerine, deneyimlerine, onlardan daha iyi sövgü yağdıracak kimseyi bulamazdı!
Cumhuriyet kadınları, erkekleri alanlara mı çıktı? Hepsini faşizmin kitlesel tabanı olarak nitelendirecek kadar gözlerini kararttılar!
Ulustan bahsetmeyi yasakladılar, çünkü onlara göre ulus demek, ırkçılık ve faşizmin ayak sesleri, hatta ta kendileriydi! Dünyada herkes ulus olabilir, ulusal menfaatlarını hem de Türkiye'ye karşı alabildiğine ve sonuna kadar savunabilir; ancak Türkiye ulus-devlet olamazdı! Bu da AKP'nin ulus karşıtı, ümmetçi-cemaatçi anlayışıyla örtüşüyordu!
Onlara ortam yarattı, alabildiğine konuşma ve yazma özgürlüğü... AKP'li gazeteler ve televizyonlar onlara çalıştı! Merkezde olan medyanın sayfa ve ekranları da onlara açıldı... Bu desteklerinin karşılığını hep verdi!
***
Erdoğan, bunlara karşılık, liberallerden "aldığı akıllar" ın hangisini gerçekleştirdi 5 yıldır?
Destekçi aydınlar oturup bunun muhasebesini yapmalı. Ama bizim çeteleye göre: Hiçbirini!
Neden hiçbirini? Ve neden Erdoğan şimdi "sert" çıkıp hakaret ediyor? Çünkü, Erdoğan özgürlükçü değildi , olamadı, olamazdı; dinci elbisesini hiç çıkarmadı; özgürlükçülük ona göre AKP'nin ideolojisine ve temel politikalarına en geniş gerçekleşme olanağı yaratmaktı.
Liberallerle ittifaklığın temelinde de bu vardı! Ama onların "daha çok özgürlük" istekleriyle ilgilenmedi!
AKP kendi dinsel alanını genişletecek ve meşrulaştıracak özgürlükler peşindeydi! Ve liberallere MHP'yi tercih etti! Çünkü reel olarak da, Türkiye'nin yasal ve hukuki olarak dincileştirilmesi, Meclis dışında liberallerin desteği ile değil, Meclis içinde MHP'lilerin parmak sayısı ile mümkündü!
Şapa oturma durumu böyle doğdu!
***
Liberaller şimdilik bölünmüş durumda. Bir kısmı, AKP'nin "ücretini vererek yazı yazdırıp ekranlarda konuşturduğu" olanaklara veda etme hazırlığı içinde! Ama bir kısmı, bu mevzilerini terk etmeyecek, iki arada bir derede yazıp çizecek. Bir kısmı ise Erdoğan'a ve AKP'ye desteğini sürdürecek. Çünkü başka tutunacakları dal yok. Bizim aydınların önemli bir kesimi daha çok bir " dala tutunarak " aydın olabiliyor! "Yalnızlık" ödlerini patlatıyor!
Bir kısım liberal aydın, AKP'nin herkesin yıllardır bildiği yüzüyle karşı karşıya geldi! Bu karşılaşmadan şimdilik "Anacığım!" nidaları yükseldi! "Yazımı sansürlediler" çığlıkları duyuldu!
Daha durun, şimdi bu kesim aydınlarımız, AKP'nin gerçek dinci yazarlarınca sigaya çekilecekler, dayak yiyecekler, nitekim Ali Bulaç onları sopalamaya başladı: "Aslında liberaller hiçbir zaman gerçek özgürlükçü ve çoğulcu değildiler; kendi doğrularını empoze ediyorlar, özgürlükleri pazarlık konusu yapıyorlardı!"
Üzülecek bir durum.
Ama ders de dolu: Özgürlükler, ancak gerçek özgürlük ve demokrasi güçleriyle genişletilebilir! Laiklik, özgür yurttaşlığın olmazsa olmaz zeminidir; dincilik, hiçbir zaman özgürlükleri genişletmemiştir, tarihin hiçbir döneminde!
Türbanlama ise özgürlüklerin değil, esaretin simgesidir!
Orhan Bursalı, Cumhuriyet
21.02.2008
|