Kendilerini “liberal demokrat” olarak niteleyen bir kesim 2002’den itibaren AKP’nin yanında yer aldı. Bu tavrın önemli nedenleri vardı.
AKP, “demokrasi” programı vaat ediyor ve bunu gerçekleştirmenin somut yolu olan Avrupa Birliği reformlarını yapacağını söylüyordu. Üç yıl öncesine kadar bu programa uygun davrandı ve kendilerini liberal ve demokrat olarak niteleyenlerle “işbirliği”ni sürdürdü.
İşbirliğinin esas alanı, demokratik reformlarla ilgili olarak toplumun hazırlanması, reformlara karşı gösterilebilecek direncin giderilebilmesiydi. Dolayısıyla toplumun bazı konularda “ikna edilmesi” için AKP’nin liberal demokratlara ihtiyacı vardı. Kendileri partileşmeye gittiklerinde başarısız olan, toplumla doğru ilişkileri kuramayan bu kesim için de AKP önemli bir araç oldu.
İlişkinin bir diğer önemli bir kaynağı da AKP’yle ilgili kuşkularını başından beri dile getirenlerin en klasik ve kaba “laikçilik”le, “irticaya karşı darbe” talebine bile varan tavırlarıydı.
***
Bu koalisyonun “çatlama” noktası, AKP’nin türbanı tek ve acil özgürlük sorunu olarak öne çıkarması oldu. Türban serbestliğinin kadının özgürleşmesi ve toplumda eşit konuma gelmesi ile ilgisi olmadığını herkes biliyor. Ve kendisini “liberal”, “demokrat”, “sosyal demokrat”, “solcu” ya da “sosyalist” olarak niteleyenlerin tümü için de “kadının özgürleşmesi” önemli bir sorundur. Türk toplumunda kadının özgür ve eşit hale gelmesinin tek alanı türban değildir, hatta tam tersine, türban kadının ikinci sınıf olarak görülmesinin simgelerinden biridir.
***
Türk toplumunun, kadın hakları da içinde olmak üzere ciddi özgürlük sorunları var. Üniversitenin başına jandarma olarak dikilmiş olan YÖK de bu sorunlardan biridir. TCK 301’inci maddesi de bunlardan biridir. Kürt meselesi ve ona bağlı olarak terörün sonlandırılması da bunlardan biridir. Müslüman olmayan Türk vatandaşlarıyla ilgili her türlü ayırımcılık da bunlardan biridir. Hayvan hakları da bunlardan biridir.
AKP’nin, özgürlüklerin geliştirilmesinde tek konu ya da odak noktası olarak türbanı aldığı takdirde liberallerden ve demokratlardan tepki göreceği belliydi. Erdoğan, İspanya’dan türban savaşını başlatırken bu kesime artık ihtiyacı kalmadığını düşünmüş olabilir. Bunu hiç düşünmemiş de olabilir. Ama her durumda ortaya bir çatlak çıkmıştır. Ve tamir edilmesinin yolu da AKP açısından hızla Avrupa Birliği reformları hattına dönmektir.
AKP, siyasal meşruiyetini liberal-demokrat kesimin desteğiyle kazandı. Bu “meşruiyeti” kaybetmeyi göze alması demek Türk toplumunun daha büyük çatışmalara yönelmesi ihtimalini de göze almak demektir.
Okay Gönensin, Vatan
21.02.2008
|