AKP'liler: Kürt sorununda çözüm eşitlik ve özgürlükte...

 

Radikal'in 'sivil çözüm nedir?' soruşturmasında söz AKP'lilerin: Cevheri: RTÜK denetiminde Kürtçe televizyonlar niye olmasın? Kurt: Kürtler anlaşılmak istiyor

Cilasun: Af çıkarılabilir
Dr. Uğur Cilasun (SHP Genel Sekreteri) : SHP, Kürt sorununun çözümü için en önce davranıp raporlar hazırlamış; bunu genel başkanı Erdal İnönü zamanında kamuoyu ile paylaşmış bir siyasal partidir. Bize göre Kürt sorunu iç içe geçmiş üç boyutu olan bir konudur. Birincisi Doğu, Güneydoğu Anadolu halkının işsizlik ve yoksulluk sorunu. İkincisi, kültürel özgürlükler, insanın kendini istediği yönde geliştirebilmesi için var edilmesi gerekli olanaklar sorunu. Üçüncüsü ise terör sorunu.
Bize göre PKK bir terör örgütüdür ve terör örgütüne karşı nasıl durulursa öyle durulmalıdır. Ama öte yandan, partimizin programında da belirtildiği gibi, etnik kökenini özgürce tanımlamak ya da açıklamak bireyin kendi tercihidir. Birey kendi dilinde yayın izleyebilme, anadilini geliştirip öğrenebilme, çocuklarına dilediği adı verebilme, kültürünü geliştirmek için kuruluşlar kurabilme özgürlüğüne sahiptir. Kürt sorunu demokratik toplumun kuralları içerisinde çözülebilir. Bunun önşartı PKK'nın silahlarını bırakmasıdır. Silahlarını bırakan PKK'lıların toplum yaşamına adaptasyonu kolayca sağlanabilir. Bunun için bir af gerekiyorsa, o da yapılmalı.

Seydaoğlu: Fobi bitmeli
Sebgatullah Seydaoğlu (Eski Diyarbakır milletvekili): Devleti ve Kürtleri temsil etme iddiasındaki grup ve göçlerin kendilerine yüklendikleri misyonla ne kadar örtüşüp temsil hakları olduğunu irdelemek lazım. Dil ve dine dayalı geçici narkoz etkisi yapan söylemler, misyonunu tamamlamıştır. Şiddet, tehdit, duygu ve düşünce sömürüsü yapanlar, gücünü marjinal ideolojilerden almaktadırlar. Atılması gereken adımlar şunlardır:
1) Kürt realitesini resmen kabul etmek ve yasalaştırmak,
2) Konunun muhatabı olan Türkiye, Suriye, İran, Irak devletlerinin temsilcilerine BM arabuluculuğunda sorunun kesin çözümünü Ortadoğu genelinde ele almak, Mesut Barzani ve Celal Talabani'yi muhatap kabul etmek,
3) Her iki toplum arasında hobi ve fobilerinden arındırılmış önyargısız, kin ve intikamdan uzak olarak pratikte barışı sağlamak,
4) AB'nin tüm kriterlerini kabullenmek,
5) Bugüne kadar yıkılan, yok olan tüm insanlık onur ve değerlerini, evrensel insan hakları temelinde yerine getirmek.

Kavala: Kilit, etnik vurgudan arındırılmış anayasa
Osman Kavala (Barış Girişimi) : İstikrarlı şekilde yürütülecek barış ve sosyal mutabakat programına ihtiyaç var. Bu programın kültürel haklar ve siyasi açılımlarla ilgili bölümleri kısa zaman içinde, Güneydoğu'da uygulanacak sosyal ve ekonomik önlemler uzun bir süre boyunca hayata geçirilmelidir.
Barışma gereklidir, zira devletin geleneksel politikası Kürt kimliğinin bastırılmasına yönelik uygulamalar halindedir, Kürt vatandaşlarımız tarafından bu şekilde hatırlanmakta, algılanmaktadır. Kamu politikalarında Kürt kimliğinin tanındığının görülmesi önemlidir. Bu, temel eğitimde Kürtçe öğretilmesinden, Kürt kültürü ile ilgili çalışmaların desteklenmesine uzanan geniş bir yelpazedir. Şüphesiz, farklı kültürel kimlikleri kabul eden, vatandaşlık ve millet tanımı etnik vurgudan arınmış yeni bir anayasa kilit önemdedir. Devlet vatandaş ilişkilerini sağlamlaştırmak için bölgede sosyal politikaların tarafsız biçimde ve uzun süre uygulanması gerekli. Bunlar, yerel yönetimlerin güçlendirilmesiyle ve yerel aktörlerle işbirliği halinde yürütülmeli. Önemli olan, bölgedeki vatandaşlarımızın gelecekten umut duymalarını sağlayacak süreci başlatmak, kamuoyunu da şiddet ve ayrılıkçılık eğilimlerine karşı bu şekilde etkili olunacağına ikna etmektir. PKK'nın silahsızlandırılmasına yönelik yasal ve sosyal önlemler bu psikolojik ortamda etkili olur, kabul bulur.
DTP'nin bu süreçte önemli bir rolü olmalıdır. Devlet, Kürt kuruluşlarıyla, sivil toplum ve üniversite camiasıyla diyalog kurmalı. Cumhurbaşkanı'nın temel görevlerinden birisi bu süreci kolaylaştırmaktır.

Kardaş:?Yerel özerklik
Ümit Kardaş (Hukukçu, yazar) : Birinci adım başta Kürt sorunu olmak üzere her türlü sorunun özgürce tartışılabileceği ortamı yaratmak ve bunu yasal güvence altına almak. Yani başta TCK 301 ile (Kürt ve Ermeni sorunlarının tartışılması ve silahlı kuvetler, jandarma ve polisin parlamenter denetim ve gözetim altına alınmaları ve şeffaflaşmaları önünde engel), 318 (askeri operasyonların ve vicdani red tartışmalarının önünde engel) madde. İkinci adım, sivil ve toplumsal mutabakata dayalı anayasa. Bu anayasada yurttaşlık tanımı 'Türkiye coğrafyasında yaşayan herkes dil, din, kültür ve ırk bakımından farklılıklara bakılmaksızın Türkiye Cumhuriyeti yurttaşıdır' şeklinde olmalı. Ayrıca anayasa yerel özerklikleri tanımalı. Yerel yönetimlerle merkezin yetki paylaşımı açıkça yer almalı. Yine yeni anayasa insanların ve halkların kültürlerini, dillerini, geleneklerini ve haklarını korumayı garanti etmeli. Bu düzenlemeleden sonra Kürtlerin temsilcileriyle birlikte başta dağdaki insanların indirilmesi olmak üzere çözüm için ortak projeler üretilmeli.

Aktar: Eşzamanlı paket
Dr. Cengiz Aktar (AB uzmanı): Kürt sorununun çözümü topyekûn bir paket meselesi. Ve paket içindekileri birbirinden ayrı olarak değil de tümünü bir arada düşünmek gerek. Başka bir ifadeyle hükümetin ve TSK'nın iddia ettiği gibi önce PKK'yı temizleyelim, sonra adım atarız şeklinde değil.
Çözüm için birincisi dağdan inen insanların toplum hayatına intibak edebilmelerini sağlayacak af meselesini düşünmek gerekir. İkincisi AB'nin bölgesel politika yaklaşımı çerçevesinde özelde bölgeye hatta bütün Türkiye'ye nasıl daha fazla yetki devrinin yapılabileceği tartışılmalı. Elbette otonomi anlamına gelmiyor bu. Üçüncüsü bununla bağlantılı bölge kalkınma ajanslarını kullanarak ekonomik kalkınmayı hayata geçirmek lazım. Dördüncüsü DTP'yi adam yerine koymak. Beşincisi Irak'taki Kürdistan yerel yönetimiyle, adını korkmadan söyleyerek, en sıcak ilişkiyi kurmak. Bu, Talabani ve Barzani'yi de adam yerine koymaktır ki çözüm için önemi vardır.

Kurt:?Dezenformasyon düzeltilmeden olmaz
Abdurrahman Kurt (AKP Diyarbakır Milletvekili): Böyle bir sorunun varlığını Türkiye nasıl algılıyor? Önce, buradan başlamak lazım. Çünkü 'Siz olsanız nasıl çözersenizde hep vurgulanan 'Türkiye'nin birliği içerisinde buna ortak bir çözüm nasıl bulunur?'... Bir soruna ortak çözüm bulmak için önce o soruna ortak olarak aynı algılarda tamamlanıyor olması gerekir. Problem Türkiye'de en başta burada. Paşalarımızın, Kürt meselesini tanımlarken gerçekçi davranmamaları, ki bu kendi itiraflarında da var; toplumun bu konuda da dezenforme edilmesine sebebiyet vermiş. Dolayısıyla toplumun Kürt meselesini dışarıdan algılayan büyük bir kesimi bu konuda farklı bir altyapıya ve bilgiye sahip. Siz bu dezenformasyonu düzeltmeden ortak çözüm bulamazsınız.
Ben olsam öncelikle toplumun birbirini anlayabileceği ve gerçek yaklaşımlar üzerine kurulu ortak bir algı birliğini oluşturmak için büyük çaba sarf ederdim. Bu da özellikle Türkiye toplumunun Kürt meselesini, Kürt sorununu anlarken, Kürtlerin nasıl, neden ve ne istediklerini algılayacakları şekli doğru anlatmakla ilgilidir.
Biliyorsunuz, biz yıllarca neredeyse 80 yıl boyunca 'Kürt yoktur' diye geldik. Kürt yoksa çözüm, yaklaşım farklı olurdu; o zaman ortada sadece bir eşkiya sorunu var demektir. Bugün gelinen nokta 'Hayır Kürt yoktur dedik ama bu doğru değildir' oldu. Kürt varsa; Kürt nerden gelmiş, Türkle ilişkisi nedir, Türkiye coğrafyasındaki paylaşım, yaklaşım, yaşam ortaklıkları nelere dayanıyor... Bunun bir tarihsel geri planı var. Bunu doğru bir şekilde Türk toplumuna da anlatırsanız, sorunun doğru algılamakla beraber ortak çözüm unsurlarını çok ciddi anlamda güçlendirmiş olursunuz. Bir kere, önce Kürtler anlaşılmak istiyorlar. Bu anlaşılma meselesi dezenforme edilmiş toplumun kendileri hakkında doğru bilgilere, doğru yargılara ve doğru tarihsel donelere sahip olmasını istiyorlar. Bunu sağlarsanız, ondan sonra empati yapıp, karşıdaki 'insan ne isteyebilir'i konuşabilirsiniz. Örneğin bir insanın bu zamanda anadilinin yasak olması akla, insanlığa, mantığa, dine, vicdana sığacak bir şey değildir. Ama yıllarca bu yaşandı. Dolayısıyla bunun getirdiği eziklik, bununla beraber oluşmuş zulmün yer yer insanlarda yarattığı travmalar hâlâ insanların zihninde eski zamanı çağrıştırıyor. 'Çözeceğiz' diye ortaya çıkmış Kürt gruplarının birçoğu, geçmişte kalan o zulüm dönemlerinin maalesef ağır etkisi altında yeni döneme, Türkiye'nin de içine girmiş olduğu demokratik sürece adapte olmakta zorlanıyorlar. Türkiye'deki statükocu bazı algılar ve çevreler de maalesef bunda zorlanıyor. Çözümü zorlaştıran şey de bu oluyor bana göre. Aydınlık, şeffaf, demokratik, özgürlükçü, toplum mühendisliğine soyunmadan gerçeklere dayanan bir tarih bilinci hepimizi bu anlamda doğru bir algıya götürür. Çözüm buradan başlıyor. Bu sağlanırsa gerisi kolay gelir...
Kürtlerin varlığını tarihi ve kültürüyle birlikte kabul ederseniz, bir millete 'dilini konuşma' demeyecesin herhalde. Özgürlüklerin kısıtlanması da bunların reddine dayanmıyor mu? Kabul edersek, özgürlükler kapsamında çözümler gelir. Çünkü Türkiye toplumunun bu konudaki yetersiz bilincine yaslanıp milliyetçi refleksleri bunun çözülmemesi için koz olarak kullananlar var. PKK şu aşamada geçmişte kalan reflekslerin başında geliyor, çözüme de ciddi bir engel.

Cevheri:?GAP?işsizlik ve yoksulluğu çözer
Sebahattin Cevheri (AKP Şanlıurfa Milletvekili): Hem demokratik, hem de ekonomik özgürlük sağlayan açılımlar, adımlar ivedilikle atılmalıdır. Her şeyden önce Türkiye'nin gerçekten demokratik, özgürlükçü bir anayasaya kavuşturulması gerekiyor. Bu demokratik açılım bütün toplum kesimlerini kapsamalı. Bu adımla birlikte Kürtlerin de, Çerkezlerin de, Lazların da, diğerlerinin de haklarını, özgürlüklerini kısıtlayan yasalar tedavülden kaldırılmalı.
RTÜK denetiminde Kürtçe yayın yapan televizyonlar neden olmasın? Uydu çağında böyle bir yasak olur mu? Bu konuda hemen harekete geçilmeli. Kürtçe konuşmanın, iletişim kurmanın önünde, uygulamadan kaynaklanan engeller varsa bunları kaldırılması gerekiyor. Demokratik adımlardan sonra bölgeye yönelik ekonomik ve sosyal adımlar hızlandırılmalı. İşsizlik, açlık, yoksulluk sorununu çözecek en temel projenin GAP olduğunu düşünüyorum. Cumhuriyetin kendisinden sonra en büyük proje olan, ancak yıllardır ihmal edilen bu proje acilen tamamlanmalı. Bölgedeki mayınlı tarlalar temizlenmeli, insanların kullanımına açılmalı. Bu tür adımların atılması bölge halkında, barışın sağlanacağı yönünde önemli bir güven oluşturacak. Sorunun kavgayla değil, tartışarak, uzlaşarak çözüleceğinin de önemli bir göstergesi olacak. Bölge halkının bu yönde ciddi beklentileri var.

Ertuğrul Mavioğlu, Radikal
07.03.2008