| |
TCK 301'deki değişikliğin 'türban' sonrasına kalması gündemde
22 Temmuz seçimlerinden zaferle çıkan AKP hükümeti 18 Eylül 2007'de AB -Reform İzleme Grubu'nu toplayarak 2008'i AB yılı ilan etse de, 'yargının işlevselliği', 'yolsuzlukla mücadele', 'sivil asker ilişkileri', 'hak ve özgürlükler', 'kültürel haklar' ve 'ekonomik ve sosyal haklar' başlıklarında önemli reformlar konusunda tatmin edici adımlar atmadı. AB yetkililerinin Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in "Her gelen 'good morning 301' diyor" demesine neden olan baskısına karşın, TCK'nın 301. maddesi konusunda da takvim sıkıntısı aşılamadı.
AB üyesi ülkelerin diplomatları, AKP hükümetinin son dönemde Avrupa Birliği reformlarını unuttuğunu, AB ile tek diyaloğun, müzakere sürecinin doğasındaki teknik iletişim olduğuna dikkat çekti. Türk diplomatik kaynakları da bu eleştirilere ikna edici yanıtlar veremediklerini kabul ederek, "Hükümet AB'yi unuttu" yorumunu yaptı.
301 bu baharı kaçırmasın
TCK'nın 301. maddesi, 'yargının işlevselliği' çerçevesinde değerlendiriliyor. AB yetkilileri, artık Türk hükümetinin "Uygulamada düzelecektir" yaklaşımını kabul etmiyor. Hrant Dink'in mahkum olması ve cinayete kurban gitmesine karşın, gazetesi aleyhine davanın sürmesi, 301 davalarının sayısının sürekli artması, AB'den bu konuda 'kesintisiz baskı'ya neden oluyor.
AB'nin kesintisiz baskısına karşın hükümet 301 konusunda somut bir taahhütte bulunamadı. Başbakanın "Sivil toplumdan öneri istedik getirmediler" savunması da AB kulislerinde "Bu iş hükümetin görevi" sözleriyle karşılanıyor.
AKP kulislerinde şimdi de 301. madde değişikliğine, türban için yapılan anayasa değişikliğinin hukuken son halini almasından sonra sıra geleceği konuşuluyor. Bunun için de Anayasa Mahkemesi'nin CHP'nin başvurusuyla başlattığı davayı sonuçlandırması, daha sonra da YÖK yasasının ek 17. maddesiyle ilgili değişiklik yapması gerekiyor. Bu da 301. maddenin yakın gelecekte ele alınmasını imkansız hale getirecek.
AKP, değişiklik takvimini hızlandırsa bile, değişikliğin içeriği konusunda da net bir duruş belirleyemedi. 301. maddeden dava açma yetkisinin kime verileceği belirsiz. Adalet Bakanı'nın tek başına sorumluluk olmasına karşı çıkılırken, Cumhurbaşkanı'nın yetkili olması da öneriler arasında. Gündemde bir komisyon kurulması ya da mevcut durumun devam etmesi de var.
Hakim ve savcıların eğitimine büyük önem veren AB, Türk hakim ve savcıların AİHM içtihatlarını dikkate alan kararlar oluşturabilmesi için eğitim ödeneklerini ve programlarını artırırken, Türkiye'de hükümet AİHM kararlarını sorgulamaya başladı. Danıştay'ın son 'Din Kültürü Ahlak Bilgisi dersi mevcut müfredatla zorunlu olarak okutulamaz' hükmü de hükümetin ve Diyanet tarafından 'AİHM kararının gölgesi gibi karar' sözleriyle yorumlanmıştı.
Avrupa Birliği, Etik Davranış İlkeleri Yönetmeliği'nin uygulaması konusundaki yaklaşımı da yakından izlerken Türkiye'de Cumhurbaşkanı'nın ve heyetlerinin Arap emirlerinden hediye alıp almadığı hâlâ tartışılıyor.
AB'nin beklediği reformlar arasında TSK'nın harcamaları ve mallarının denetimi, Askeri Ceza Kanunu'yla ilgili çalışmaların hızlandırılması, askeri mahkemelerde sivillerin yargılanmasına izin veren hükümlerin kaldırılması, TSK'nın Milli Savunma Bakanlığı'na bağlanması da vardı. Bu konularda atılan adımlar da yetersiz bulunuyor.
Vakıflar Kanunu AB'nin beklediği gibi çıkmazken, Türkçeden başka dillerde öğretim ve yayın, kadın hakları sorunları da AB'nin somut adım beklediği konular arasında yer alıyor.
Ankara, Radikal
10.03.2008
|