Şanlıurfa Kadın Kongresi'nde konuşan Başbakan Erdoğan, AKP'yi kapatma davasını ve destek verenleri sert eleştirdi: Onlar çağdaş dünya ile bütünleşen demokratik bir ülke değil, kendi içine kapanmış otoriter ülke peşinden koşar... Korktukları AK Parti değil, millet egemenliğidir
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kapatma davasını açan Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'yı isim vermeden eleştirirken, "Bu ülkenin itibarını zedelemeye, demokratik ve ekonomik istikrarını bozmaya, milletin iradesini hiçe saymaya, bu ülkenin hukuk sistemini tartışmalı hale getirmeye kimin hakkı olabilir?" dedi. Erdoğan, AKP ile dincilik arasındaki mesafenin siyah ile beyaz arasındaki mesafe kadar olduğunu söyledi. Erdoğan muhalefeti ise "Zil takıp oynamadıkları kaldı" diyerek eleştirdi.
Erdoğan dün AKP Şanlıurfa Kadın Kolları Kongresi'ndeydi. Kongre salonunda kapatma davasıyla ilgili hiçbir pankartın açılmaması, kadınlarla erkeklerin ayrı bölmelerde oturması ve delege kadınların ağırlıklı olarak türbanlılardan oluşması dikkat çekti.
Şefkat eli temennisi
Başbakan Erdoğan, "AK Parti'ye uzanan eller kırılsın" sloganın da atıldığı kongrede "Ellerin kırılmasını değil ellerin bizde şefkat eli olmasını temenni ediyoruz" dedi ve özetle şu mesajları verdi:
Yalçınkaya'ya mesaj: Bu ülkenin itibarını zedelemeye, demokratik ve ekonomik istikrarını bozmaya, milletin ifadesini ve iradesini yok farz etmeye, hiçe saymaya, bu ülkenin hukuk sistemini tartışmalı hale getirmeye kimin hakkı olabilir? Soruyorum sizlere. Gerilimler krizler üreterek bu ülkenin kaynaklarını enerjisini boşa çıkarmaya kimin hakkı olabilir? Kimse böyle ağır bir vebali taşıyamaz. Milletin vicdanını yaralayanlar, huzurunu kaçıranlar, iradesini hiçe sayanlar. Onu değersiz sayanlar milletin ahını almaktan kurtulamazlar.
Üçüncü sınıf demokrasiciler: Antidemokratik eğilimleri alkışlama hastalığından kurtulamayanlar, üçüncü sınıf bir demokrasiyi Türkiye'ye layık görenler var. Ancak bu, beyhude bir çabadır. Türkiye birinci sınıf bir demokrasi yolunda önemli mesafeler almıştır. Türkiye zamanın gerisinde kalanların, toplumun gerisinde kalanların dar kalıplarını çoktan aşmıştır. Türkiye'yi çağdaş dünyadan koparmaya çalışan o bağnaz anlayışlar, bu milletin gündeminden tasfiye olmuştur. Bu millet, bu dar görüşlü anlayışların ürettiği kalıplara sığmayacak kadar büyüktür.
Gölge etmeyin: Hayırlı bir iş yapmak gibi bir derdiniz yok. Beyler, bari gölge yapmayın. Bir gün yastığa başınızı koyduğunuzda milletim için, ülkem için bugün ne yaptım diye kendi kendinize bir sorun Allah aşkına.
Zil takıp oynayanlar: Bu son gelişmeden sonra bir tek zil takıp oynamadıkları kalanlara söylüyorum; Arzu ederseniz Şanlıurfa'nın meydanları müsaittir ama yer bulamazsınız. İşte millet burada, meydanlarda ve caddelerde. Demokrasi bu. Kararı burası verecek.
Biz ve onlar vurgusu
Yasakçı fikirler: Ülkemizde nasıl bir demokrasi, özgürlük, istikrar istiyorsunuz? Ben size söyleyeyim mi? Onların sadece eskimiş, modası geçmiş yasakçı fikirleri vardır? Onlar milletin iradesine saygı göstermek yerine onu nasıl yok sayacaklarını düşünür. Onlar hukuk devletini geliştirmek yerine zorlamalardan medet umarak hukukla millet iradesini nasıl karşı karşıya getireceklerini düşünür. Onlar çağdaş dünya ile bütünleşen demokratik bir ülke değil kendi içine kapanmış otoriter ülke peşinden koşar.
Millet sandıkta anlatacak: Biz ülkemizde ayrımcı politikaların yanında olmadık, karşısında olduk. Fakat son gelişmeler gösterdi ki bizim bu yürüyüşümüzü hâlâ anlamayanlar var. Ama er ya da geç anlayacaklar. Çünkü benim milletim geçmişten bu yana bunu anlamayanlara hep sandıkta anlattı, yine anlatacak.
Rahatsızlıkları milli irade: Bizim millete hizmetten başka bir derdimiz, hedefimiz, gayemiz yoktur. Bunların rahatsız olduğu AK Parti değil millet iradesidir. Korktukları AK Parti değil millet egemenliğidir açıkça söylüyorum. Bunların zarar verdikleri AK Parti değil, demokrasidir hukuk devletidir. Büyük bir ülke güçlü bir devlet, istikrarlı bir Türkiye'den rahatsız mısınız? Ne bunların cevabını verebilirsiniz, ne de vebalini ödeyebilirsiniz.
Gayriciddi bir suçlama
Dinci değiliz: AK Parti'yi dincilikle, fanatizmle, terör ve şiddetle yan yana göstermeye çalışmak en hafif tabiriyle gayriciddiliktir. Akla karayı karıştırmaktır. Yerle gök, gece ile gündüz, yalanla gerçek arasındaki mesafe neyse AK Parti ile dincilik ve şiddet arasındaki mesafe odur. İster sağda ister solda olsun, ister din maskesini kullansın ister başka ideolojilerin arkasına saklansın. İster içeride, ister dışarıda olsun. AK Parti her türlü aşırılığın, şiddet ve fanatizmin karşısında olmuştur. Her zeminde, her imkânı kullanarak aşırı uçlarla mücadele etmiştir, etmeye de devam edecektir. Bizim yolumuz, çizgimiz bellidir. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da demokratik laik sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimizin ideallerini gerçekleştirmek için çalışmaya devam edeceğiz.
Şanlıurfa'dan Mardin'e geçen Erdoğan, AKP Gençlik Kolları'nın kongresinde isi şunları söyledi:
Hamurunu millet kardı:?AK Parti, milletin gönlünden, ruhundan doğdu; hamurunu da bu millet kardı. Kirli siyaseti ak siyaset haline getirdik. Güneşi balçıkla sıvamak isteyenler var. Sıvayamazsınız.
Merkez partisiyiz: AK Parti aşırı uçlarda gezen radikal bir hareket gibi göstermek gerçeği çarpıtmaktan başka anlam taşımaz. AK Parti, Türkiye'nin her bölgesinde varlık gösteren merkez bir partidir. Biz milletin gönlünden, ruhundan doğduk. Bu partinin patronu millettir.
Ülkü Ocaklarına iğneleme:? AK Parti gençliği elinde döner bıçağıyla, satırla dolaşan gençlik değildir. Kalemi, kitabı, bilgisayarıyla dolaşan gençliktir.
Radikal
17.03.2008 |