Mehmet Altan star gazetesindeki dünkü (27 Mart Perşembe) başyazısını ‘Evrensel hukuk geçerli olmayınca uzlaşma da olamaz çünkü’ diye bitiriyordu.
İçinden geçtiğimiz ağır bunalımın tek çıkış yolu tam da bu işte.
Ama çok net söyleyebilirim, en zor iş de evrensel hukuk cizgisinde uzlaşmak.
Uzlaşma platformu eksiksiz, tavizsiz evrensel hukuk olmazsa zaten sağlanır gibi gözüken, gözükecek olan mutabakatın ilk fırsatta paramparça olacağı kesin.
* * *
Bir haftadır Star gazetesindeki yazılarımda vurgulamaya gayret ettiğim konu ekonomide evrensel kriterlere biraz da zorunlu olarak yaklaşmış olmamıza rağmen hukuk ve siyasette çağdaş evrensel değerler sistemine çok daha uzak oluşumuz.
Bunun da böyle gidemeyeceğini görmek için iktisat profesörü olmaya gerek yok.
Çok uzak olmayan bir vadede ya hukuk ve siyaset düzeyimiz ekonominin daha çok yaklaştığı evrensel düzeye çekilecek ya da tersi olacak yani ekonomi hukuk ve siyasetin evrensel değerlere daha uzak konumuna düşecek ve hepimiz bir kez daha yoğun bir fakirleşme yaşayacağız.
* * *
Türkiye’nin içinden geçtiği bunalım koşullarını aşmak için önerilen uzlaşma kavramını anlamakta gerçekten zorlanıyorum.
Türkiye’de laiklik kavramını, hukuk devleti ve demokrasi kavramlarını evrensel bir içerikte tanımlamak ve pozisyonlarımızı bu mutabakat yani evrensel hukuk mutabakatı şemsiyesi altında almak zorundayız.
Bir kez daha içine düştüğümüz bunalım ortamını en etkin, en kalıcı, en adil, en demokratik biçimde arkada bırakma olanağı sadece bu.
Bu çerçevede belki de içine düştüğümüz bunalım ortamı bir fırsata dahi dönüştürülebilir ve çağdaş bir laik, demokratik hukuk devletinde yaşama olanağını elde edebiliriz.
* * *
Elimizde bir Ergenekon meselesi var; birilerinin zamanında ve belki de hala devletin en tepe noktalarında görev yapmış ya da yapıyor olmaları, kafalarındaki hedeflerin içimizden birilerine cazip geliyor oluşu onlara evrensel hukuk kurallarını ihlal etme hakkı vermez.
Suç işlemişlerse, bu insanların cezalandırılması dışında bir alternatif olamaz; olursa bu bilmem kaçıncı türk devletinin bir kez daha sonu demektir.
Elimizde bir parti kapatma meselesi var; bir partinin yüzde 47 oy almış olması, şayet evrensel hukuk devleti ilkelerini çiğniyorsa, mesela şiddete çağrı yapıyorsa, engel değildir ve olmamalıdır ama sadece bizde olabilecek ve evrensel hukuk meşruiyeti çok tartışmalı gerekçelerle, mesela resmi ideolojiyle uyuşmaması gibi nedenlerle kapatılma talebi kabul edilemez.
Şayet birileri uzlaşma adı altında, mesela AKP’ye ‘Sen Ergenekon’da bir yerde dur, ben de kapatma davasında bir yerde durayım’ diyorsa bu uzlaşma yine bilmem kaçıncı türk devletinin yine bitmesi demektir.
Çeteleşme konusunda da, siyaset hukukunda da evrensel hukuk meşruiyeti yegane referans ve uygulama olmalıdır.
Şayet AKP’ye yönelik iddianamenin zihinsel dünyasında da mesela Atilla Yayla’nın ‘30’lu seneler gerilemeye tekabül eder’ değerlendirmesini suç sayan zihniyet varsa zaten mutabakat arayışı anlamsızdır zira ortada evrensel hukukun açık ihlali vardır.
Evrensel hukukun referansı da mesela Anayasa’nın 90’ıncı maddesinin son paragrafının milli kanunlarımızın üzerinde olduğunu belirttiği çerçevedir.
Çete meselesini de, parti kapatma meselesini de, zorunlu din dersi meselesini de, ifade özgürlüğü meselesini mesela 301’i de, vakıflar yasasını da hep bu çerçevede değerlendirir ve bu çerçeveyi bir mutabakat olarak kabul edersek krizi aşmamız çok kolay olur.
Ama, bu evrensel hukuk ve siyaset çerçevesini mutabakat zemini olarak kabul etmemiz içeride yerleşik bazı pozisyon rantı ilişkilerini zedeliyorsa, ki anlaşılan zedelemektedir, önümüzde ciddi bir süreç var demektir.
Bugün için hukuk demek artık evrensel hukuk demek olmalıdır.
Eser Karakaş, Star
28..03.2008
|