| |
BİR: 1 Mayıs’ta polisin müdahale edeceği yerlerdeki güvenlik kameraları çalış(tırıl)mıyor. Çünkü, suç işlerse polis belirlenemesin.
İKİ: Polislerde kimliğini belirleyecek bir işaret yok. (Alman polisinin başındaki kaskta kocaman kimlik numarası var.)
ÜÇ: Hazırlanan bu ortamda, sabahın saat yedisinde Mecidiyeköy’deki sendikaları DİSK’in önünde toplanan işçilere nasıl düşmanca saldırıldığı ortada. Ayrıca, hastane bahçesinde ve ÖDP (Özgürlük ve Demokrasi Partisi) binası önünde yaşananları anlatmaya gerek yok.
DÖRT: Türk Tabipleri Birliği Başkanı Prof. Dr. Gençay Gürsoy, polis saldırılarını hak ettikleri biçimde eleştiriyor. Sen misin bunu yapan? Sabahın beşinde gözaltına alınıyor.
Yukarıda bir bölümünü sıraladığımız işleri “özel sektör” yapsa, Emniyet’in “Organize İşler” biriminde kendini bulur ve organize suç örgütü kurmakla suçlanırdı.
Bu gidiş nereye?
Nereye varacağını söyleyemeyiz, ama görünen o ki, olup bitenler sanki olası bir başkaldırıyı bastırmanın ya da sivil bir darbeyi kabul ettirmenin provası “gibi” idi.
Bir diyalog
Diyorlar ki: “Niye Taksim’de ısrar ediliyor? Başka alanlar da var. Bakın, İzmir’de, başka illerde ne güzel kutlandı.”
- Taksim’in tarihsel bir anlamı var. Otuz dört kişi 1 Mayıs’ta Taksim’de can verdi. O yüz karasını silmek için Taksim’de barışçıl kutlama yapılmalı. Türkiye’de 1 Mayıs Taksim’dir.
Diyorlar ki: “AKP herkesten özür dilesin.“
- Ne özrü! Başbakan’ın parti grubunda dün sendikaları nasıl suçladığını gördünüz.
Diyorlar ki: “Otuz yıldır ilk kez Taksim ısrarı niye?
- 1977 katliamından sonra, 1978’de de Taksim’de kitlesel olarak coşkuyla kutlandı. Taksim’i yasaklayan 12 Eylül rejimidir. Hem 12 Eylül’ün yasaklarına karşı çıkın hem bugün Taksim yasağını savunun. Olur mu bu?
Nail Güreli, Milliyet
07.05.2008
|