geri dön

TÜSİAD biraz geç kalmadı mı?

 

Kıbrıs tartışması, hani deyim yerindeyse, dalga dalga yayılıyor. Ne âlâ. Çünkü sorun bugün Türkiye'yi giderek içine çeken bir girdaba dönüşüyorsa hiç kuşkunuz olmasın ki baş nedenlerinden biri bugüne kadar yeterince tartışılmamış bulunması.
Peki neden böyledir? Pek çok nedeni var. Ama bugünkü tartışma bağlamında öne çıkarılması gereken neden şu: Türkiye'de belki de hiçbir sorun Kıbrıs sorunu kadar resmi ideolojiye teslim edilmemiştir. İster milli dava olmasına, ister tabu yapılmasına, ister ilgisizliğe, bağlayın yıllarca durum böyleydi.
Türkiye'de partilerin hemen her konuda
'farklı' görüşü var. Ya Kıbrıs sorununda? DYP ile CHP'nin, İP ile SP'nin Kıbrıs sorununa bakışında temelde hiçbir fark yok. Aynı şey basın için de geçerli. Cumhuriyet ile Yeni Şafak'ın sorunu algılayışı hemen hemen aynı. Sivil toplum örgütleri, araştırma kuruluşları, üniversiteler ve toplumun diğer organlarının hali farklı değil.
Türkiye, Kıbrıs politikasında muhalif görüş geliştiremediği gibi Kuzey Kıbrıs'taki muhalif sesleri de duymazlıktan geldi, hatta bastırdı.
Küçük bir kesim dışında sol, Denktaş'a emperyalizme karşı tek başına mücadele eden bir üçüncü dünya kahramanı olarak bakar hâlâ. Sağ, milliyetçiliğine hayrandır oldum olası. Kamuoyunun gözünde de neredeyse bir milli kahramandır Denktaş. Doğrusu o da pek güzel oynar rolünü.
Herhalde biraz da bu yüzden yadırgandı TÜSİAD'ın çıkışı. TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan, "Türkiye'nin Denktaş'ın uzlaşmaz tutumunu desteklemesini doğru bulmuyoruz" deyince kıyamet koptu. Resmi ideoloji şaha kalktı. Yazarından siyasetçesine bildik koro çoktan detone olmuş sesiyle söylemeye başladı bildik nakaratları.
Oysa Özilhan bütün dünyanın söylediklerini bu kez içeriden söyleyivermişti. Topu tohu bir fikir dile getirmişti. Ne gam! Çizmeyi aştı diyenler, başına bir şey gelmesin diye dikkat çekenler, Türkiye şirket değil buyuranlar...
Kendi adıma Özilhan'ın dile getirdiği fikre tamamen katılıyorum. Bilen bilir, bu köşede yıllardır dile getiriliyor bu fikir.
Ama bir itirazım, bir de eleştirim var.
İtirazım adrese. 'Uzlaşmaz tutum' Denktaş'ın değil, Ankara'nın. Pek diplomatik olmayacak belki ama Denktaş, Ankara'nın sözünden çıkamaz. Taktikleri Denktaş belirleyebilir ama Türkiye'nin Kıbrıs stratejisi başından beri Ankara'da yazılır. Denktaş parlak bir taktisyendir, o kadar.
Eleştirim ise çıkışın zamanlamasına. TÜSİAD'ın Ankara'nın Kıbrıs politikasına karşı eleştirel bir tutum alması ile bu politikanın Türkiye'nin AB ufkunu giderek karartması arasında bir doğru orantı var. TÜSİAD'ın çıkışının arkasında yatan ekonomik pragmatizmi elbette anlıyorum. Ancak bu çıkışın liberal rasyonelliğine ilişkin kuşkularım var. İnsan ister istemez merak ediyor: TÜSİAD Kuzey Kıbrıslıları, bölgesel bir barışı, Türkiye'nin uluslararası itibarını düşündüğü için mi inisiyatif alıyor bugün, yoksa Kıbrıs sorunu yüzünden AB'den uzaklaşmanın bilançosundan ürktüğü için mi?
Türkiye'nin Kıbrıs politikasının tartışılmazlığının sorumlularından biri de TÜSİAD ve benzeri örgütler değil mi? Bir zamanlar başbakan düşürecek gücü bile kendinde bulan bu dernek, bu gücü niçin Kıbrıs'ta doğruyu zorlamak için kullanmadı bunca yıldır? Öyle ya Kıbrıs sorunu yeni gündeme gelmedi ki.
Yine de söylediklerinin arkasında durmasını dilerim Özilhan'ın. TÜSİAD geç de olsa yaptığı çıkışı, sığ fedailiklerden çekinip heba etmemeli. Çünkü Kıbrıs sorununda farklı sese ihtiyaç var.

Erdal Güven
Radikal
, 30 .11.2001